9 Maddede 2. Meşrutiyet’in İlanı – Önemi, Nedenleri ve Sonuçları

İkinci Meşrutiyetin ilan edilmesine sebep olan ihtilal, İngiltere ve Rusya ile çok yakından alakalıdır. Öyle ki bu ihtilal İngiltere Kralı ve Rus Çarının , Reval’de gizlice görüştükleri haberinin gazetelerde çıkması üzerine başlar. Tarihe Reval Buluşması olarak geçen bu olay, Osmanlı İmparatorluğuna son yıllarındaki en dikkat çekici olayı yaşatır: İkinci Abdülhamid’e karşı askeri bir ihtilal ve İkinci Meşrutiyetin ilanını…

1. Kralın yada Paranın Yolu – İngiltere, Osmanlı’yı Koruyor

Kralın Yolu: Hindistan – Mısır – Akdeniz – İngiltere

18.yy’da İngiltere güneşin batmadığı imparatorluktu. Toprakları doğudan batıya o kadar genişti ki, bir ucu Kuzey Amerika’ya dayanırken, diğer ucu Hindistan’a dayanmaktaydı. Bu derece geniş bir alana yayılan İngilizler’in, toprakları üzerinde aynı anda gece yaşanmadığı için güneşin batmadığı imparatorluk olarak anılmıştı.

İngiltere için en önemli sömürge Hindistan olmuştu. En az maliyetle en çok kazancı Hindistan’dan sağlıyordu. İngiltere, Hindistan’dan Avrupa’ya kadar bir deniz yolu oluşturdu. Bu yolu oluşturmak ve güvenliğini sağlamak yüzyıllarını almıştı. Bu deniz yoluna; Kral Yolu yada Para Yolu denilecekti. İngiltere’nin Osmanlı Devletinin toprak bütünlüğünü korumak istemesi, tam olarak bu Kral Yolu ile alakalıydı. 

2. Rusların Sıcak Denizlere İnme Politikası

Rus savaş gemisinin geçen yıllarda Çanakkale Boğazından geçerken çekilen fotoğrafı

Çarlık Rusya’sı, sıcak denizlere yani Akdeniz’e; sömürge alanlarına ulaşmak için inmek istiyordu. Karadeniz’e hakim olan Ruslar’ın, Akdeniz’e inmeleri için tek gereken şey boğazları ele geçirmekti. Osmanlı Devleti için bu yüzden son yüzyılının en büyük tehdidi Çarlık Rusya’sı olmuştu.

İngiltere ise Rusya’ya karşı Osmanlı’nın toprak bütünlüğünün koruyucusu durumundaydı. Ruslar’ın boğazları ele geçirmesi demek; Mısır’ı, Süveyş Kanalını, Kuzey Afrikayı ve asıl Kralın yani Paranın Yolunu tehdit etmesi demekti. İngiltere, Hindistan’dan Avrupa’ya uzanan, Akdeniz’den geçen Kral Yolunu Osmanlı Devleti’ni Ruslar’a karşı koruyarak muhafaza ediyordu.

3. Almanlar Dengeleri Değiştiriyor

Alman milli birliğini sağlayan Başbakan Bismark ve sonra iktidarı ele geçirecek olan Kral 2. Wilhelm

Osmanlı’nın varlığı, en büyük düşmanı Rusya’ya karşı; İngiltere’nin desteğiyle dengeleniyordu. Dünyadaki bu siyasi dengeyi bozacak olan şey ise Almanlar oldu. 1876’da Başbakan Bismark önderliğinde siyasi birliğini sağlayan Almanya, Bismark’tan sonra 2. Wilhelm’in başa geçmesiyle sömürgeci bir imparatorluk olma yönünde ilerlemeye başladı. Giderek güçlenen ve Avusturya-Macaristan ile ırki yakınlıkları dolayısıyla müttefik olan, böylece Avrupa’da en büyük kara kuvvetlerine sahip olan Almanlara karşı; kendini tehdit altında hisseden Fransa, İngiltere ve Rusya yakınlaşmaya başladı.

İngiltere Kralı ile Rus Çarı arasında olan Reval Görüşmesi, bu yakınlaşmanın bir ürünüydü. Ruslar tabi ki anlaşmak için, hasta adam diye nitelendirdikleri Osmanlı’nın paylaşımının yapılmasını isteyeceklerdi. İngiltere’de hemen yanı başındaki Alman tehdidine karşı, Ruslar’a istediğini verecekti.

4. Reval Görüşmesi

İngiltere Kralı ve Rus Çarı Reval’de gizli bir toplantı yapar.

Gizli tutulan Reval Görüşmesinin gazetelerde yayınlanması, merkezi Selanik’te bulunan üçüncü orduda bomba etkisi yarattı. Son yüzyılda Osmanlı’nın, Ruslar’a karşı en büyük destekçisi İngiltere olmuştu. Şimdi bu iki devletin anlaşması, Osmanlı topraklarını aralarında pay ettiklerini, yani kördüğüme dönen şark meselesini çözdüklerini gösteriyordu.

Zaten açığa çıkmak üzere olan İttihat ve Terakki Cemiyeti bu noktada bir ihtilal başlattı. Amaçları Abdülhamit’in meşrutiyeti tekrar ilan etmesi, kanuni esasiyi yani anayasayı tekrar yürürlüğe koymasını sağlamaktı. Çünkü Ruslar’la İngilizler anlaşmıştı. Hasta adamın ölmesi, Osmanlı topraklarının paylaşılması artık an meselesiydi. Kurmay eğitimi almış entellektüel Türk subayları bunu görüyordu. Osmanlı’nın kurtuluş reçetesi olarak tek çarenin de Meşrutiyeti ilan etmek olduğunu düşünüyorlardı. Bu sayede parçalanmak üzere olan Osmanlı Devletini bir arada tutabileceklerini düşünüyorlardı. İttihatçıların meşrutiyetten beklentileri çok yüksekti.

5. İttihat ve Terakki Cemiyeti İhtilal Yapıyor

Başta Enver, Resneli Niyazi Bey gibi bazı ittihatçı subaylar Balkanlar’da dağa çıktı. Köylerde nutuklar atıp, insanları Abdülhamid’e karşı ayaklandırdı. Bölgede beş senedir Bulgar, Sırp ve Rum çetelerine karşı çokça savaşmış olan Enver Binbaşı, cesareti ve azmiyle bölge halkının tanıdığı bir komutandı. Zaten ihtilalden sonra da hürriyet kahramanı olarak anılacak, yıldızı parlayacaktı. Geleceğin Enver Paşa’sı o gün ihtilale giderken şöyle yazmıştı:

Ben artık bir hiç’im, kim bilir nerede ve hangi kurşunla öleceğim, cesedim bir asi gibi bir köşeye atılacak, ama belki bir gün ruhuma bir fatiha okuyan bulunur.

Kaderini Kendi Yazan Adam: Enver Paşa adlı yazımıza da buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz.

6. Şemsi Paşa’ya Suikast

Yüzbaşı Atıf Bey

2. Abdülhamid ittihatçıları temizlemesi için Balkanlar’a Şemsi Paşa’yı gönderdi. Şemsi Paşa sert bir askerdi. Acımasızlığı ile ün salmıştı. Arnavut kökenliydi ve kendisini Arnavut askerlerden oluşan büyük bir birlik koruyordu. Manastır’a yeni ulaşmıştı. Yakında askerleriyle dağlara çıkıp isyancılarla savaşmaya gidecekti.

Manastır’da öğle vaktiydi. Şemsi Paşa çarşıda, postaneden çıkmıştı. Onca askerinin arasındayken İttihat Terakki’nin fedaisi Yüzbaşı Atıf Bey, Şemsi Paşa’yı güpegündüz onca askerinin arasında vurmuştu. Sonra da yağan mermilerin arasından ayağından yaralanmış şekilde kaçmayı başardı. Bu gözü kara İttihatçı fedai, çok sonra Cumhuriyet döneminde de CHP’de milletvekilliği yapacak olan Atıf Kamçıl’dır.

7. Manastır’da Benden Başka Herkes İttihatçı’dır.

İkinci Abdülhamid

Şemsi Paşa öldürüldükten sonra, yerine tayin edilen Tatar Osman Paşa’yı da ittihatçı çeteler dağa kaldırdı. Birkaç faili meçhul cinayet daha işlendikten sonra, askerin hep asileri koruduğunu anlayan Manastır Valisi, İkinci Abdülhamid’e şöyle rapor verecekti:

Manastır’da benden başka herkes İttihatçıdır.

İsyanın başlamasından bir buçuk ay kadar sonra Sultan İkinci Abdülhamit, meşrutiyeti 33 sene sonra ikinci kez ilan etti. Daha doğrusu etmek zorunda kaldı. Balkanlarda 2. Meşrutiyet, o gün bir bayram gibi kutlandı.

8. İkinci Meşrutiyetin Sonuçları – Kaybedilen Topraklar

1908’de kaybedilen Bosna-Hersek toprakları

Balkanlar’da çıkan askeri isyan, Osmanlı’ya pahalıya mal olmuştu. Özerk durumda olan Bulgaristan bağımsızlığını ilan etti. Avusturya-Macaristan İmparatorluğu, Bosna-Hersek’i işgal ve ilhak etti. Girit, Yunanistan’a katıldı.

İkinci Meşrutiyetin ilanı ile 2. Abdülhamid tam otuz iki sene sonra kanuni esasiyi, yani ilk anayasayı tekrar yürürlüğe sokuyor, Meclisi Mebusanı ikinci kez tekrar açıyordu. Bu demokrasiye giden yolda atılan önemli bir adımdı. Osmanlı’da bundan sonra uzun süren bir demokrasi havası yaşanmasa da padişahların gücü 1908’de böylece törpülenmişti. Saltanatı tamamen kaldıracak olan ise 1922’de Mustafa Kemal olacaktı.

9. Sonuç:

Cemal, Enver ve Talat Paşalar

İkinci Meşrutiyet ile gizli bir örgüt olan İttihat ve Terakki Cemiyeti’de açığa çıkmıştı. Bundan sonra siyasi bir parti haline dönüşecek ve 1913’te yaptığı darbe ile iktidarı ele geçirecekti.

23 Temmuz 1908’de Osmanlı Devleti, İkinci Meşrutiyeti ilan etti. 1876 anayasası olan Kanuni Esasi tekrar yürürlüğe koyuldu. Meclisi Mebusan tekrar açıldı. İkinci Meşrutiyet, demokratik bir yönetim için atılan ikinci adımdı. Cumhuriyetin altyapısı burada atıldı. Yine de milliyetçilik çağında, parçalanmak üzere olan çok uluslu bir imparatorlukta, demokrasi kurtarıcı olamadı. Osmanlı makus talihini yaşayacak, parçalanacaktı. Bu da bizzat İttihatçılar’ın elinde olacaktı. Yine de ellerini taşın altına koydular diye ittihatçıları suçlamamak gerekir. İttihatçılar büyük hayalleri olan, vatanperver ve cesur insanlardır.

İhtilalden 1 sene sonra, karşı ihtilal olarak yapılan 31 Mart Vak’asına buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz.