ABD ile Türkiye İlişkisinin Tarihi – Dönüm Noktaları ?

Türkiye ile ABD ilişkileri özellikle İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra birbirine bağımlılık halinde çok yoğun bir şekilde yaşanmıştır. Türkiye’nin ABD ile olan ilişkilerinde dönüm noktası sayılabilecek olayları sizler için listeledik.

İlk Temas ve Amerikan Okulları

Merzifon Amerikan Koleji

ABD daha kuruluşundan 40 sene sonra bütün dünya ile ticaret yapar hale gelmişti. Osmanlı ile ilk temas da buradan kuruldu. İzmir’e birçok ABD ticaret gemisinin gelmesi dolayısıyla Amerikalılar burada 1811 yılında İzmir Ticaret Evi’ni kurdular. Daha sonra bu ev 1824’te konsolosluk olacaktı. Küresel ticaret yapan bir ülke için konsolosluklar önemliydi.

1820’lerde ABD’den misyonerler, Osmanlı topraklarında yaşayan azınlık hristiyanlar için gelmeye başladılar. Sonraki 50-60 yıl içinde hristiyan azınlıklar için; Beyrut’ta, Elazığ Harput’ta, İstanbul’da, İzmir’de, Mersin’de, Amasya Merzifon’da Amerikan okulları açılmaya başlandı.

1. Dünya Savaşı’nın Sonu – Wilson İlkeleri – 1918

Wilson ABD kongresinde 14 ilkeyi açıklıyor

1. Dünya Savaşı’nda 1917 yılında ABD itilaf devletleri tarafında savaşa girmiş ve savaşın sonucunu belirlemişti. Savaşın sonunda 8 Ocak 1918 tarihinde, ABD Başkanı Woodrow Wilson barış için 14 ilkeyi ortaya attı. Bu ilkeler 21.yy dünya düzenini oluşturacak ve Osmanlı üzerinde kurulacak ulus-devletlerinde meşruiyetini sağlayacaktı. (Self determinasyon ilkesi)

Bu dönemde özellikle Halide Edip’in liderliğini yaptığı küçük bir Osmanlı aydın grubu Wilson Prensipleri Cemiyeti’ni kurmuş, Osmanlı’nın geleceğini Amerikan mandasında görmüşlerdi. Wilson İlkeleri mağlup devletlerin gözetildiği, barışı korumak iddaasındaydı. Ama bu iddaasının arkasında ABD’nin çıkarları vardı. Wilson İlkelerinin arkasındaki gizli amaçlar için, Wilson İlkeleri-Prensipleri Nelerdir, ABD’nin Gizli Amaçları Neydi ? isimli makalemizide okuyabilirsiniz.

2. Dünya Savaşı’ndan Sonra – 1945

Churchill ve İsmet İnönü

İkinci Dünya Savaşı’nın 1945’te bitmesi ile İngiltere hakim olduğu coğrafyadan çekilip, bu bölgeler SSCB etkisi altında kalmasın diye ABD’ye bıraktı. Bundan sonra ABD ve SSCB, iki büyük devlet, iki büyük ideoloji olarak dünya üzerinde hakimiyet savaşına başladılar. Türkiye’nin ABD ile yakınlaşması, hatta ABD’nin himayesine girmesi bu dönemle başlar.

Türkiye İkinci Dünya Savaşı’na İngiltere ve Rusya’nın onca ısrarına rağmen katılmamıştı. Şimdi iki devlette Türkiye karşıtı bir tutum sergiliyorlardı. SSCB -ki o zaman Türkiye’nin doğu sınırındadır- Türkiye’yi tehdit etmeye başlamış, sınırlara tank yığmış bulunmaktaydı. Tabi Türkiye’nin o zamanlar tanklara karşı koyabilecek bir gücü yoktu. Böyle bir durumda, Amerika önderliğinde, SSCB yayılmacılığına karşı NATO kurulmuştu. Sovyet tehdidini aşmak amaçlı Türkiye, NATO’nun -meşhur tabirle- şemsiyesi altına girmek istiyordu. İşte bunu da İngiltere engelliyordu.

Truman Doktrini – 1947

Truman Doktrini ile SSCB’ye karşı Türkiye ve Yunanistan’a 300 milyon dolar yardım yapıldı. Amaç Türkiye ve Yunanistan’ın fakirleşerek SSCB komünizminin etkisi altına girmesini engellemek ve SSCB’ye karşı bu iki devleti bir öncü kuvvet olarak tutmaktı. Türkiye bu yardımın 69 milyon’unu, Yunanistan’da kalan büyük kısmını aldı. Bazı kaynaklarda ise bu yardımın 400 milyon dolar olup, 100 milyon dolarının Türkiye’ye kalanının Yunanistan’a verildiği yazmaktadır.

Her türlü Yunanistan daha fazla yardım almıştır. Ama bu durumda anlaşılmayacak bir şey yoktur. Yunanistan İkinci Dünya Savaşı’nda iki defa işgale uğramış, açlıktan ölümlerin yaşandığı bir ülkeydi. Bu yüzden Yunanistan’a, savaşa katılmamış, yıkımından uzak kalmış Türkiye’ye göre daha fazla yardım yapılmıştır.

Kore’ye Asker Gönderilmesi 1950 – NATO’ya Giriş 1952

SSCB açıkça Türkiye’yi tehdit ederken, Türkleri NATO’ya almak İngiltere’ye göre pek akıllıca değildi. Eğer Sovyetler, Türkiye’ye saldırırsa yeni bir dünya savaşı başlayacaktı. İngiltere bu yüzden Türkiye’nin NATO’ya girmesini istemiyordu.

Ayrıca Türkiye güvenilir bir müttefik değildi. İkinci Dünya Savaşı’nda, bizzat Churchill’in Adana’ya kadar gelip, İsmet İnönü ile konuşmasına rağmen, Türkler savaşa girmemişti. Savaşa girmesi için üzerinde baskıyı arttırınca ise savaşa girmeyi kabul etmiş, ancak karşılanması yıllar sürecek askeri yardım isteyerek durumu sürüncemede bırakmışlardı. Ama şimdi Türkiye’nin Sovyet tehdidine karşı korunmaya ihtiyacı vardı. Ve bunun için dünyanın öbür ucuna 4.500 askerini komünizmle savaşmaya göndermeye hazırdı.

Öyle de oldu. Türkiye Kore’ye BM dahilinde asker göndermekte tereddüt etmedi. Türkiye, ABD’den sonra Kore’ye asker göndereceğini bildiren ilk ülkeydi. ABD de bu hareketimizin karşılığında bize NATO’ya giriş biletimizi verdi. Bugün hala Türk ordusu NATO’nun ikinci büyük ordusudur. Ama Sovyet tehdidi ortadan kalkmasına rağmen neden hala NATO’da bulunduğumuz arada sırada tartışma konusu olmaktadır.

Ayrıca 1950-60 arası dönemde ABD ile Türkiye arasında 54 anlaşma imzalandı. Bu, Türkiye’nin ABD’ye bağımlılığının artması demekti. Yine bu dönemde Türkiye’de Komünizmle Mücadele Dernekleri kurulmaya başlandı.

1962 – Küba Füze Krizi

Türkiye’ye yerleştirilen Jupiter füzelerinden biri

ABD’nin Türkiye’ye, SSCB’nin ise Küba’ya nükleer füze yerleştirip, iki dev gücün birbirlerini küçük devletlerle tehdit ettiği durumdur. Sonunda iki devlet anlaşıp, Küba’dan da Türkiye’den de füzeleri kaldırtır. Böylece kriz atlatılmış olur. Ancak bu durum Türkiye açısından Amerika’ya olan güveni sarsar. Sonuçta Türkiye’deki Jüpiter füzeleri, Türkiye’nin güvenliği için lazımdır ve o amaçla bu füzelere kendi topraklarında izin vermiştir. Ama ABD kendi güvenliği tehdit altına girince Türkiye’ye danışma ihtiyacı bile duymadan bu füzeleri kaldırmıştır. Burada Türkiye kendini soğuk savaş santrancında bir piyon olarak hissetmiştir.

1964 – Johnson Mektubu

Türkiye Kıbrıs’ta yaşananlardan dolayı garantör devlet olma hakkıyla müdahale etmeye hazırlanır. Müdahaleden az önce de ABD elçiliğine durumu bildirir. Bunun üzerine ABD Başkanı Johnson’dan, Cumhurbaşkanı İsmet İnönü’ye bir mektup gönderilir. Başkan, Kıbrıs’a Türkiye’nin müdahalesi halinde, Sovyetler ile bir savaş durumu yaşanırsa, Türkiye’yi NATO’nun korumayacağını söyleyerek tehdit etmiştir. Bu mektup daha sonra açıklandığında ABD aleyhine Türkiye’de bir kamuoyu oluşmuş; 6. Filo, ODTÜ’de Amerikan büyükelçisinin arabasının yakılması gibi olaylar gerçekleşmiştir.

Füze krizinden sonra bu mektup ABD’nin Türkiye’yi ne kadar kolay gözden çıkarabileceği gerçeğini de göstermiştir. Bundan sonra Türkiye’nin SSCB ile olan ilişkilerinde bir yumuşama olduğu gözükür.

1968 – 6. Filo

ABD askerlerinin, üniversite öğrencileri tarafından başlatılan solcu eylemle Dolmabahçe’de denize dökülmesi olarak bilinir.

1969 – ODTÜ

1969 Ocak ayında Ankara’daki Amerikan Büyükelçisinin arabası ODTÜ’lü solcu-marksist öğrenciler tarafından yakılmasıdır.

1974 Kıbrıs Barış Harekatı Sonrası

1974’te Kıbrıs Harekatından sonra ABD, Türkiye’ye 1975’ten 78’e dek sürecek ambargo uyguladı. Türkiye’de bunun üzerine karşı yaptırım kararı aldı. Bütün Amerikan üslerine ve tesislerine el koydu. İncirlik kapatıldı.

1980 – Darbe – Bizim Çocuklar Başardı

1979’da ABD, Orta Doğu’da iki kalesini kaybetti. Biri Humeyni Devrimi ile İran, diğeri Sovyet işgaline uğrayan Afganistan… Şimdi Türkiy,e Orta Doğu’da daha değerli bir müttefik oluyordu. Ama 1980 darbesinden önce Türkiye ile Amerika ilişkileri hiç olmadığı kadar kötüydü. ABD ambargo uyguluyor; Türkiye, ABD üslerine el koyuyordu. Böyle bir ortamda, 12 Eylül 1980’de Türkiye’de darbe gerçekleşti. Yeni iktidar sahipleri olan askerler, ABD ile ilişkileri tekrar düzelttiler.

Türkiye’de darbe olduğu sırada tiyatro da bulunan ABD Başkanı Jimmy Carter’a haber veren CİA görevlisinin şöyle söylediği rivayet edilir: bizim çocuklar başardı. Ama bu Türk Silahlı Kuvvetlerini yıpratmak amacıyla uydurulan bir propagandadır.

2003 – 1 Mart Tezkeresi

ABD’nin Irak’a kuzeyden girebilmesi için Türkiye topraklarını kullanmasına izin verilmesini içeren 1 Mart Tezkeresi, 250 ret, 264 kabul, 19 çekimser oyla kabul edilmemiştir. Kabul edilmesi için gereken 267 oy sayısını 3 oyla kaçırmıştır. Türkiye’nin ve ABD’nin orta doğuda ortak politika yürütmeleri, bu tezkereyle yol ayrımına uğramıştır.

4 Temmuz 2003 – Türk Askerinin Başına Çuval Geçiriliyor

Amerikalı askerler ve peşmerge kuvvetlerinin, 1 Mart tezkeresinden 4 ay sonra, 4 Temmuz’da Süleymaniye’deki Türk Özel Kuvvetleri Bürosuna yaptıkları baskın sırasında 11 Türk askerini (3’ü subay 8’i astsubay olmak üzere) esir alınıp başına çuval geçirildi. Bu durum ABD’nin Türkiye’yi cezalandırması olarak okundu. Olay ABD karşıtlığının, Türkiye kamuoyunda tırmanmasına neden oldu.