Amerika’nın 1. Dünya Savaşı’na Girmesinin İlginç Hikayesi

Tarih 1917. Birinci Dünya Savaşı başlayalı 4 sene olmuştu. İki tarafta bu süreçte birbirlerine kesin bir üstünlük sağlayamamış, savaşta denge oluşmuştu. Böyle bir anda Rusya’da Bolşevik İhtilali gerçekleşti. Bolşevikler savaştan çekilme kararı aldılar. Rusya büyük toprakları ve kalabalık nüfusu ile savaşta önemli bir yer tutuyordu. Rusya’nın savaştan çekilmesiyle, ittifak devletlerinin (Almanya, Avusturya-Macaristan ve Osmanlı) doğudaki cepheleri kapanacak, savaşta dengeler, ittifak devletleri lehine değişecekti. Ama böyle bir zamanda Amerika, garip bir şekilde savaşa itilaf devletlerinin yanında dahil oluyordu. Bir telgrafla.

ABD Savaşa Giriyor

Amerikan kamuoyu, Avrupalı devletlerin sömürge yarışının bir sonucu olan dünya savaşına girmek istemiyordu. Bunun en açık belirtisi tarihe Wilson Prensipleri ile geçen Woodrow Wilson’un ikinci kez başkan olarak seçilmesiydi. Wilson’un seçimlerde kullandığı sloganlardan biri şöyleydi:

O bizi savaşın dışında tuttu.

Ancak iki olay, özellikle ikincisi çok ilginçtir, Amerikan kamuoyunu savaşa girmesine ikna etti.

1. Lusitania Gemisinin Batırılması -1915

Lusitania gemisi 18 dakika içinde battı

Savaş başladığından beri İngiltere ve Fransa silah, petrol, mühimmat yada hammadde gibi ihtiyaçlarını ABD’den gelen ticaret gemileriyle sağlıyorlardı. Almanlar bunu kesmek için denizaltı gücünü kullanmaya başladılar. Alman denizaltıları, Amerikan ticaret gemilerini batırıyor ama dünya savaşı yaşandığı sırada bunu pek de kimse umursamıyordu. Ama 1915 yılında Alman denizaltıları bir yolcu gemisini batırdılar.

Geminin adı Lusitania’ydı. Tıpkı Titanic gibi lüks bir yolcu taşıma gemisiydi. İçerisinde 2000’e yakın yolcu ve mürettebat bulunuyordu. Yolcuların içinde sanatçılar, gazeteciler, milyarderler de vardı.

Alman saldırısından sonra gemi 18 dakika içerisinde battı. İki patlama duyulmuştu. Almanlar’a göre tek torpil atılmış, bir süre sonra da gemide saklı cephane patlayarak gemi hızlıca batmıştır. Karşı taraf ise Alman denizaltısının iki torpil attığını ileri sürmüştür. Sonuçta 124’ü ABD vatandaşı 1198 kişi yaşamını yitirdi. Kalanları İngiliz gemileri kurtardı. Olay Amerikan kamuoyunda müthiş bir Alman aleyhtarlığı başlattı. Ancak Almanya’nın tazminat ödemeyi kabul etmesi, özür dilemesi ve bir süre denizaltı savaşına son vermesiyle olay yatıştırıldı.

2. Zimmermann Telgrafı -1917

Almanya Dışişleri Bakanı Arthur Zimmermann

Almanya Dışişleri Bakanı Arthur Zimmermann, Meksika Başkanı’na verilmek üzere bir telgraf çekti. Telgrafı yakalayan ve şifresini çözen İngiliz İstihbarat Birimleriydi. Telgrafta, Meksika’nın ABD’ye kaybettiği New Mexico, Arizona, Teksas bölgelerini geri almasında, Almanya’nın yardım edeceği yazıyordu. Bu şifreli telgraf, ABD’ye karşı açık bir Alman tehdidiydi. İngilizler telgraf metnini ABD Başkanı’na teslim ettiler. Ertesi gün tüm Amerikan gazetelerinin manşetlerinde Almanya’nın Meksika ile ittifakı yer alıyordu. Kısa zamanda Amerikan kamuoyunda bir Alman düşmanlığı başladı. Yürüyüşler düzenleniyor, imzalar toplanıyor, Amerika’nın itilaf devletleri yanında savaşa girmesi isteniyordu. Birkaç hafta sonra ABD Başkanı Woodrow Wilson, Almanya’ya savaş ilan ettiklerini açıkladı.

Tarihe Zimmermann Telgrafı olarak geçen bu olay, ya çok zekice ve basit bir planla İngiltere’nin ABD’yi savaşa sokmak için yaptığı bir komploydu. Yada Almanya’nın inanılmaz bir budalaca hareketinden ibaretti. Garip olan şu ki doğru olan ikincisi… Çünkü Zimmermann, telgrafı çektiğini kabul edip, görevinden istifa etmiştir. Yazdıysa bile neden inkar etmediği hala çözülememiştir.

Dilerseniz Osmanlı’nın, 1. Dünya Savaşına Neden Almanya’nın yanında girdiği hakkındaki makalemizi de buraya tıklayarak okuyabilirsiniz.