Ateşin Bulunması İnsanlığı Nasıl Değiştirdi?

İnsanoğlunun kaderini değiştiren çok fazla şey vardır belki. Karl Marx, buhar makinelerinin icadı, 1789 ihtilali, tarım devrimi… Ancak bunların hepsinden önce insanın kaderini değiştiren, insanlık tarihinin ilk önemli keşfi sayılabilecek hadise ateşin bulunmasıydı. Hem insanın elinde doğadaki her türlü düşmanına karşı kullanabileceği bir silah olan, hem de insanı garip bir şekilde daha zeki yapacak evrim sürecini hazırlayan ateşin keşfinin insanoğlunun kaderini nasıl değiştirdiğine bakalım şimdi.

Ateşin Bulunması İle Neler Değişti?

Tarih ne zaman başlar? Buna en mantıklı cevap, yazının bulunması ile tarihin başladığını düşünmektir. Ateş yazının icadından, yani tarihten önce keşfedildi. Tarih öncesi çağlara ait ateşin keşfi ile insanoğlu hayatında büyük bir ilerleme görüldü. Ateş aslında zaten var olan bir şeydi. İnsanların keşfettiği şey onu istedikleri zaman nasıl ortaya çıkartacakları oldu.

Ateşin keşfi ile insanlar sonunda güvenilir bir ışık ve ısı kaynağına ve aynı zamanda etraflarında gezinen aslanlara karşı ölümcül bir silaha kavuştular. Ateş insanları tehdit eden hayvanları kendilerinden uzak tutuyordu. Bugün bile etrafında vahşi hayvanların saldırısından korunmak isteyen kampçılar ateş yakar. Belki insanlar komşularına karşı da bu silahı kullanmış olabilirler. Ama ateş öncelikle insanların iyiliği için çok önemli bir araç olmuştu.

Ateş dikkatli kullanıldığında sık ormanlık alanları av hayvanlarıyla dolu harika bir çayıra çevirebilirdi. Ayrıca ateş söndükten sonra, Taş devri girişimcileri hala tüten kalıntılar arasında gezerek tütsülenmiş hayvanları, kabuklu yemişleri ve kökleri toplayabiliyorlardı.

Ama ateşin bulunmasının en önemli etkisi pişirmekti. İnsanların normalde sindiremedikleri -buğday, pirinç ve patates gibi- yiyecekler, pişirebilme becerisi sayesinde şu anda beslenmemizin temelini oluşturuyor, der Sapiens kitabında Harari. Ateş besinlerin kimyasını değiştirmekle kalmadı, onların biyolojisini de değiştirdi. Pişirmek gıdalarda bulunan parazit ve mikropları yok ettiği gibi avcılık veya toplayıcılıkla toplanan yemeklerin pişirildikten sonra daha rahat çiğnenip sindirilebilmesini sağladı. Şempanzeler günde beş saatlerini çiğ besinleri çiğnemeye harcarken, insanların pişmiş besinleri yemeleri için bir saat yeterli oluyordu.

Yemek pişirmenin icadı insanların daha çeşitli besinler yiyebilmesini, yeme işlemini daha kısa sürede yapabilmesini, ayrıca daha kısa bağırsak ve daha küçük dişlerle idare edebilmesini sağladı. Bazı araştırmacılar yemek pişirmenin icadıyla insanların sindirim sisteminin kısalması ve beyinlerinin büyümesi arasında doğrudan bir bağlantı bulunduğuna inanıyorlar. Uzun bağırsaklar ve büyük beyinler çok ciddi miktarda enerji tükettiklerinden, ikisine birden aynı anda sahip olmak çok zordur. Yiyecekleri pişirme, bağırsakları kısaltıp enerji tüketimini azaltarak, ilk insanların beyinlerinin daha fazla enerji tüketebilmesinin önünü açtı.

İnsanlığın Elinde Bir Silah

Ateşin bulunması insanlar için çok önemli bir adım olmuştu. Bir anda besin zincirindeki yerleri, orta seviyelerden en üste çıkmıştı. Doğada güç kavramını fiziksel unsurlar oluşturur. Kartal’ın pençesi ve kanatları vardır. Aslanlar çok güçlü ve keskin dişlere sahiptir. Filler büyüklükleriyle bir güç oluşturur. Ancak insanların böyle bir gücü yoktu. Bu yüzden kendilerinden güçlü hayvanlara yem olup, kendilerinden küçük hayvanları avlayabiliyorlardı.

Burada bu güç dengesini insanların lehine bozan iki şey vardı. İlki çakmak taşından yaptıkları bıçak gibi basit aletler, ikincisi ise ateşti. İstediği bir zaman ateş yakabilen insanlar, önlerine çıkan aşamayacakları ormanları yakabiliyor, yırtıcı hayvanlara ateş ile karşı koyabiliyorlardı. Bir aslan istediği kadar güçlü dişlere sahip olsun, cılız bir insan bile çakmak taşıyla yakacağı bir ateşle ona karşı kendini savunabiliyordu.

Kaynak:

Hayvandan Tanrılara Sapiens, Yuval Noah Harari, 53. Baskı, Syf: 26-29

Homasapiens ve Diğer İnsan Türlerinin Kısa Bir Tarihi için buraya bi tık atın.