Ben Orada Değildim Üstelik Siz de Yoktunuz Alıntı

Burak Aksak’ın Ben Orada Değildim Üstelik Siz de Yoktunuz kitabından en güzel alıntıları ve genel olarak kitabı tanıttık bu yazıda. Kimi zaman senaristi olduğu Leyla ile Mecnun’u, kimi zaman hem yazıp hem yönettiği sinema filmlerinden karakterleri gördüğümüz -mesela Karabela’daki Palyanço gibi- hikayelerini topladığı kitabı için Burak Aksak, bu kitap benim bu zamanki yaşamıma kadar olan biyografimdir, diyerek tanıtıyor. İçinde küçüklüğünden beri yaşadığı acıları, mutlulukları, sevgileri, hayal kırıklıklarını katmış kitabına. Bu yüzden de ilk cümle şöyle başlıyor:
Bu kitap, kavgalı olduğum hayatla barışma çabalarımın toplamıdır.

Öncelikle şunu söylemek lazım: Burak Aksak’ın hikayelerini topladığı bu kitap, daha sonra senaristi ve yönetmeni olduğu birçok sevdiğim film ve dizinin asli kaynağı adeta. Çünkü kitap yeni çıkmış olsa da daha önceden yazıldığı belli… Bunu Leyla ile Mecnun fun’ları okuyunca net görecek, benimleTabi içerisinde bütün absürtlüğü ile birlikte memleketimden tanıdık insan manzaralarını görmek mümkün… İşsiz genç profili birçok hikayede karşımıza çıkar özellikle… Ulan adama işsizlik ne koymuş, dedirtir adeta.

Böylece kendine has bir kalemi olan Burak Aksak’ın senaryolarını nasıl yazdığını anlamış olduk. Burak demekki senaryolarının ilhamını, hikayelerinden çıkartıyormuş…

Çoğumuz o insanı yeyip bitiren ergenlikten yada orta yaş krizinden çok daha sıkıntılı geçen işsizlik dönemini yaşamışızdır. Belli ki Burak Aksak’da yaşamış. Mezarlık Köpeği, Editör, Biz Size Döneriz, Vasıfsız Eleman, Korkak, Delikanlı isimli hikayeler, anlaşılan Burak Aksak’ın ağır bir şekilde geçirdiği işsizlik döneminin acı meyveleri gibiydi. Ben Orada Değildim Üstelik Siz de Yoktunuz

İlanda vasıfsız eleman aranıyor, yazıyordu. O yüzden kalkıp gelmiştim. Aranan tüm vasıfsızlıklara sahiptim.

Ben Orada Değildim Üstelik Siz de Yoktunuz kitabında, Leyla ile Mecnun’daki Aksakallı Dede konuşuyor zannediyorsunuz bazen.

Bir sorunla karşılaştığın zaman ya kaçarsın, ya da o sorunun üstüne gidersin. Yaptığın tercih senin kim olduğunu belirler.

Anlattıklarına bakılırsa bir Oblomov havası vardır Burak Aksak’ın kitabındaki kahramanlarda. Bu kahramanlar hep kenarda durmayı, ortada olmaya tercih eder. Hep kolay yolu seçerler. Tıpkı Oblomov gibi hayata karşı korkaktırlar.

Bir işi yapmanın bir kolay, bir de zor yolu varsa, önce kolay olanı dener, beceremezsem vazgeçerim. Yapım bu. Zorluklarla başedebilen bir insan değilimdir. Arkama bile bakmadan kaçarım.

Hiçbir sorunla yüzleşemeyecek kadar, önüme çıkan ilk engelde vazgeçecek kadar korkak biriyim ben.

Ahmet isimli hikayede Karabela’nın esinlenildiği hikayeyi görüyoruz. Hiç tanımadığı bir kız, bir anlığına ona gülümsedi diye hayatını o kızı tekrar görmeye adayan bir palyoça…

Nedir Bunlardan Çektiğimiz isimli hikayede kitabın genel havasından ayrı bir yere varıyor. Güzel bir tiyatro oyunu sunuyor Burak Aksak bu hikayede. Politikacıları eleştiren bir apartman yönetimi toplantısında, aslında eleştirdikleri şeylerin aynısının apartman sakinlerine yaptıklarını görüyoruz.

Artık Yıl adlı hikayedeki maarif takvimi, Yitik Çocuklar adlı hikayedeki Dilek Ağacı, okumayı ilk söken çocuk olduğu için aldığı ve hala sakladığı kırmızı kurdela Ben Orada Değildim kitabıyla, Leyla ile Mecnun’da ortak karşımıza çıkan şeyler arasında… Bir de tabi dizide Erdal Bakkal’a edilen e mi! ile biten küfürlerde benziyor Leyla ile Mecnun’a:

Erdal hapşurman gelsin de hapşurama e mi! Salep içerken dilin yansın, üç gün acısı geçmesin e mi! Otobüse binip de ineceğin zaman düğmeye basmayı unut da bir durak sonra in e mi!

Ben Orada Değildim Üstelik Siz de Yoktunuz Alıntılar | Burak Aksak

Mutluluk bekleyebilir ama aptallığın cazibesi kaçınılmazdır.

Ben neredeysem aslında orası olmamam gereken yerdir. Genelde böyle hissederim.

Ne çıkar beklentileri karşılayamadıysan? Bırak bunu senden beklentisi olanlar düşünsün. Sen kimseye bir şey vaat etmedin ki. Hiçbir gemi döneceğini vaat ederek ayrılmaz limandan.

Bir araya gelmeden evvel sayfalarca mektup yazan adamlarla o mektuplara gül kokulu şiirlerle cevap veren kadınlar, kavuştuktan bir süre sonra aynı kalemle alışveriş listesi hazırlıyorlar. Dünyanın hala dönebiliyor olmasını, kavuşamayan o gerçek aşıklara borçluyuz.

Birazdan hava aydınlanacak. Bu işe en çok, yanmayan o patlak sokak lambası sevinecek. Kendini gereksiz hissetmenin nasıl bir his olduğunu bilirsin.

Ne kadar unutmaya çalışırsan çalış, yine de kaşıyacaksın en acıyan yerlerini. Bu yüzden yaran hiç kapanmayacak. Zamanla her şey düzelir, diyeceksin. Kendi söylediğin yalana inanmasını da bileceksin. Çünkü dengede kalmak bunu gerektirir.

Eminönü otobüsünün geldiğini gördüm. El ettim durmadı, peşinden koştum durmadı, arkasından sövüp saydım yine de durmadı. Gözlerimin içine baka baka uzaklaştı, kayıp gitti ellerimden. Belediye otobüsü değilde hayallerim sanki.

Ne yapmam gerekiyorsa söyle yapayım dede. Dağları delip yol mu açayım? Denizleri mi kurutayım? Gök kubbeyi yerlere mi çalayım? Ne yapayım dede? – Barış Manço musun lan sen?

Yalnızlığın ne olduğunu merak ediyorsan elindeki topla mahallede tek başına dolanan çocuğa bakman lazım.

Etrafında taştan başka bir şey yoktu. Ama yine de her taşı kaldırıp tek tek baktı altlarına. Umudunu yitirmemek, her taşın altına bakmak demekti.

Dert etme. Zamanla geçer tüm yaralar, izi kalır. İleride o yara izlerine bakar; başkalarının önünden diz çökmektense düşe kalka kendi yolumu bulmaya çalıştım, dersin.

Bu dünya çocukların büyük umutları için fazla küçük bir yer. Bu dünya küçük mutluluklara bile tahammül edemeyecek kadar çirkin bir yer. Bu dünyada masal kahramanlarına yer yok. Bu dünyada çocuklar çok fazla büyükler.

Hayatımı mahvetmek için kimseye ihtiyacım yok. Kendi kendime gayet iyi bir şekilde becerebiliyorum bu işi.

Okuduğu okullar hayatı değil, sınavları öğrettin ona. Cevap şıklarını seçti. Kutucukları itinayla doldurdu. Cevabını bilmediklerini boş bıraktı. Her şey bitip mezun olduğunda hayat önüne boş bir kağıt koydu. Karşısında boş sayfayı görünce afalladı. Nasıl dolduracağını bilemedi. Ortada ne soru vardı, ne de cevap şıkları.

Güzel rüyaların en boktan yanı uyanmaktır.

Kesin biri buna yakışıklı olduğunu söylemiş, bu mal da inanmış.

Ne vakit şemsiye açsam yağmur kesilir. Ne vakit bir kıza aşık olsam o beni kardeşi bilir. Bir döngüdür bu.

Ben Orada Değildim Üstelik Siz de Yoktunuz

Burak Aksak Eserleri – İdefix

Oblomov Kitap İncelemesi – Oblomovluk Nedir?

Şarkılarından Alıntılarla Norm Ender Hakkında Değişik Bir Yazı