Bülent Ecevit Kimdir? Karaoğlan’ın Hayatı

Bazı insanlar vardır. En aşağıdan en tepeye çıkarlar. Dürüst insanlardır, hak yemeyi bilmezler. Eşlerine sonuna kadar sadık ve aşıktırlar. Halkın umudu olurlar. Öyle izler bırakırlar ki unutulmazlar. Bir isim kalır gerilerinde. Bu yazı gerisinde güzel bir isim bırakan Bülent Ecevit’in namı diğer Karaoğlan’ın hayat hikayesi, iyisi kötüsü doğrusu yanlışıyla incelemesidir.

Mustafa Bülent Ecevit Kimdir?

Mustafa Bülent Ecevit Kimdir? Cumhuriyetin yetiştirdiği ilk nesildendir Mustafa Bülent Ecevit. 1925 yılında doğmuştur. Babası Ankara Üniversitesinde öğretim üyesi, annesi ise bir ressamdır. Tek çocuğudur bu aydın ailenin. Liseyi okumak için İstanbul’a Robert Koleji’ne gönderilir. Bilgi temelini burada edinir. Siyasetle ilgilenmez, sağ sol tartışmalarına katılmaz. Şiir ve çay ile geçirir günlerini. Sessiz, sakin bir öğrencidir. Bu yüzden lakabı hacı‘dır. Lakin 16 yaşında lisede yazdığı robot adlı şiirle hacı lakabı yerine, artık kendisine eco denilmeye başlanacaktır.

Bülent Ecevit Robot Şiiri

Rahşan Ecevit

Bülent Ecevit’ten Robert Kolejinde bir tiyatro oyununda şiir okuması istenir. Burada provalarını yaparken, güzel resim çizdiği için tiyatronun dekorunu yapan diğer bir öğrenci Rahşan Anal ile tanışır. Ve bir başka şiirinde Bülent Ecevit’in dediği gibi: el ele büyütürler sevgiyi.

Rahşan Hanım bütün hayatı boyunca hep Bülent Ecevit’in yanında olacaktır. Mitinglerde, seçim otobüslerinde, ki seçim otobüsü fikrini bulup Türk siyasi hayatına sokan Rahşan Ecevit’dir.

Ankara’dan Gelen Bir Haber

Bülent Ecevit üniversite mezunu değildir. Sırf bu yüzden cumhurbaşkanı olamamıştır denilebilir hatta. Liseyi bitirdikten sonra babasının ısrarı üzerine Ankara Hukuk Fakültesine yazılmış, ancak burada sadece 3 ay dayanabilmiştir. Daha sonra Fen-Edebiyat-Coğrafya Fakültesine gitse de burada da devam edememiştir. Daha sonra Basın Yayın Enformasyon’da çevirmen olarak işe başlamış ve biraz para kazanmaya başlayınca ilk iş olarak Rahşan Hanımı babasından istemiştir.

Bülent Ecevit 21 yaşında Rahşan Hanımla evlenmiştir. Aile arasında küçük bir tören düzenlemiştir. Ne bir düğün ne de bir gelinlik! Sadelik hem Rahşan Hanım’ın hem de Bülent Ecevit’in hayat şiarıdır. Evlendikten kısa zaman sonra Bülent Ecevit’in Londra’ya tayini çıkmıştır. İkinci Dünya Savaşı sonrasının fakir Londra’sında, fakir bir hayat sürmüştür bu çift. Öyle ki geçinmek için nikah yüzüklerine kadar satmışlardır. Bu sıralarda işi gereği Amerika’ya da gider gelir. Birileri ondaki geleceği farketmiş olacak ki Rockefeller bursunu kazanmıştır. Burada Harvard Üniversitesinde ünlü siyaset bilimci Henry Kissenger’dan sosyal psikoloji ve Orta Doğu tarihi hakkında ders görür.

Ve bir gün Türkiye’den bir haber gelir. İsmet Paşa, Bülent Ecevit’i Ankara’ya çağırmaktadır.

Siyasette İlk Adım

Ankara’ya geldiğinde 50’li yılların ortalarıdır. İktidar tüm gücüyle Demokrat Parti’nin elindedir. 1957 seçimlerinde CHP’den Ankara milletvekili olarak siyasete ilk adımını atar Ecevit. Bir taraftan da Ulus, Milliyet gibi gazetelerde yazıları çıkmaktadır.

Bülent Ecevit Gençliği

1960 Darbesi ve Ecevit’in Kariyer Basamakları

1960’ta asker darbe yapınca önce sevinir Bülent Ecevit. Gazetede darbeyi öven bir yazı yazar. İsmet Paşa’nın yanına gider. İlk şaşkınlığı orada yaşar. Paşa darbeden memnun değildir. Ama yapacak bir şey kalmamıştır. Kısa zaman sonra darbe hakkındaki fikrinin değiştiğini söyler Ecevit.

Asker, darbeden sonra hükumeti kurması için İsmet Paşa’ya görev verir. Cumhuriyetin 2. Adamı İsmet Paşa’da kabinede çalışma bakanlığı görevini Bülent Ecevit’e verecektir. Böylece Ecevit 1965’e kadar Çalışma Bakanı olarak görev yapar. Grev, lokaft, sendika gibi haklar işçilere onun zamanında verilmiştir.

Üçüncü Adam

1965’teki seçimlerde askerin siyasetteki etkinliği son bulunca seçimlerin galibi Süleyman Demirel’in Adalet Partisi olur. CHP içerisinde İnönü’ye karşı muhalefet oluşması da bu seçimlerden sonra başlar. 1966 yılında 41 yaşındaki Bülent Ecevit CHP genel sekreteri olur. İhtiyarlamış İsmet Paşa’ya karşı, partinin çiçeği burnunda, genç ve dinamik genel sekreterinin zamanı geldiğinde genel başkanlığı İsmet Paşa’dan alacağını o günlerde kimse tahmin edemeyecektir.

71 yılında Demirel hükumetine karşı bir darbe yaşanır. İsmet İnönü ile Bülent Ecevit’in arasını açacak olan bu darbedir. Darbeciler CHP’li Nihat Erim’i Başbakan olarak atar. CHP ve AP’den de yeni kurulacak kabine için bakan vermelerini talep ederler. İşte Ecevit ile İsmet İnönü arasında ayrılık böyle başlar. İnönü bakan vermeyi kabul ederken, Bülent Ecevit bu darbeyi eleştirir ve bakan vermeyi reddeder. İnönü’ye olan tepkisini de CHP Genel Sekreterliğinden istifa ederek gösterir.

1884 doğumlu İsmet Paşa artık çok yaşlandığından ötürü parti içinde lider değişikliği istenmektedir. Bu yüzden Paşa parti içi muhalefeti susturmak için olağanüstü kurultay kararı alır. CHP, İsmet Paşa ile ya tamam ya devam diyecektir. 1973’teki olağanüstü kurultayda Bülent Ecevit, İsmet Paşa’yı, Cumhuriyetin İkinci Adam’ını devirerek, CHP’nin Atatürk ve İsmet İnönü’den sonra 3. genel başkanı olur. Yani Üçüncü Adam!

Bu Düzen Değişecek – Karaoğlan Efsanesi

Bülent Ecevit - Karaoğlan

Biz milliyetçiliği sokak duvarlarına değil, Kıbrıs’ın topraklarına, Ege’nin deniz yataklarına yazmışız. Biz milliyetçiliği Batı Anadolu’nun haşhaş tarlalarına yazmışız.

1973 yılındaki seçimlere bambaşka bir liderle beraber bambaşka bir CHP girmiştir. Bülent Ecevit mitingler yapıyor, halka karışıyor, evine gittiği yaşlı bir teyze onu halk efsanesi olan Karaoğlan lakabını veriyordur.

73 seçimlerinde CHP sandıktan birinci parti olarak çıkar. Ancak bu tek başına iktidar olmak için yetmemektedir. Bunun üzerine İslamcı Necmettin Erbakan Hoca’nın Milli Selamet Partisi ile Cumhuriyet Halk Partisi koalisyonu hükumet kuracaktır.

1974 Kıbrıs Barış Harekatı – Ayşe Tatile Çıksın

1974’te Yunanistan Albaylar Cuntası tarafından yönetiliyordu. Cunta Enosis’i, yani Kıbrıs’ı Yunanistan’a bağlamayı hedefliyordu. Oysa Yunanistan bir NATO ülkesidir. Lakin Kıbrıs’taki Rum yönetimi ise Sovyetler’e yakınlığı ile biliniyordu.

1974’te Kıbrıs’ta yaşanan darbe ile Sovyet yanlısı Makarios devrilmiştir. Yerine Yunanistan’ın desteklediği yeni yönetim kurulur. Artık Kıbrıs’ın yeni yönetiminin Enosis ilan etmesi an meselesidir.

Türkiye’de ise CHP ile MSP koalisyonu vardır. Bu iki farklı fraksiyon Kıbrıs meselesi karşısında tam bir birlik içerisine girmiştir. Başbakan Ecevit hemen Londra’ya hareket eder. Diplomasiyi sonuna kadar kullanmak istiyordur. Bu sırada başbakanlığa vekalet eden Erbakan ise orduyu hazırlamaktadır. İngiltere’de sonuç alamayacağını anlayan Ecevit, Türkiye’ye geri döner ve Kıbrıs’a Barış Harekatı düzenlenmesi emrini verir.

Türk Savaş Uçakları Kıbrıs’ta Rum kuvvetlerini bombalamaya başlar. Türk Silahlı Kuvvetleri havadan ve denizden Kıbrıs’a asker çıkartır. BM’nin baskısıyla harekat üçüncü gününde durdurulmak zorunda kalınır. Cenevre’de barış görüşmeleri başlar. Görüşmelere katılan Dışişleri Bakanı Turan Güneş diplomatik olarak bir sonuç alamayacağını anlayınca kızı Ayşe hakkında konuşuyormuş gibi hazırlanmış olan şifreli mesajı Ankara’ya iletir:

Türk Askeri Kıbrıs'ta. Kıbrıs Barış Harekatı
Türk Askeri Kıbrıs’ta…

Ayşe tatile çıksın!

Ve ilkinden bir ay kadar sonra ikinci Kıbrıs Barış Harekatı başlar.

Haşhaş Tarlaları

Bülent Ecevit’in az bilinen ama belki de dış politikada kendisini en çok zorlayan şey haşhaş tarlaları meselesi olmuştur. Yetmişli yıllarda Amerika uyuşturucuya karşı mücadelesinde bir günah keçisi arıyor ve Türkiye’ye de haşhaş ekimini yasaklamasını salık veriyordu. 71’deki darbeden sonra başbakan olan Nihat Erim zamanında Türkiye’de haşhaş ekimi gerçekten de yasaklanmıştı. Dünya piyasasında da değeri artan haşhaşı ekmeyi serbest bırakan ise Karaoğlan Ecevit olacaktı.

Ambargo ve Yeni Türk Dış Politikası

Haşhaş yasağını kaldıracağını söylemesinin ardından Sultan Ahmet Camisini, haşhaş ekilen köyleri bombalamak yada Türkiye’yi NATO’dan çıkarmak gibi tehditlere boyun eğmeyen Karaoğlan, Amerika’ya karşı milli çıkarları koruyan bir duruş sergiliyordu. BBC’de İngilizce verdiği röportajda; Amerika’yı NATO’dan çıkmakla tehdit mi ediyorsunuz? sorusuna şöyle cevap veriyordu:

Biz Amerika’yı NATO’dan çıkmakla tehdit etmiyoruz. Sadece Türkiye’nin NATO’ya olan katkısının, NATO’nun Türkiye’ye olan katkısıyla eşit oranda olacağını söylüyoruz.

Gerek Kıbrıs Harekatı gerekse de haşhaş meselesi yüzünden Amerika’nın uyguladığı ambargo, Türk dış politikasında yeni bir soruyu doğurmuştur. Türkiye, güvenliğini sağlamak için kendisini yarı yolda bırakan NATO’ya koşulsuz bağlanmaya devam mı edecektir; yoksa sınır komşusu olduğu SSCB’yle de, Amerika’yla da eşit mesafede bir ilişki mi kurup daha tarafsız bir konumda mı olacaktır? İşte Karaoğlan Bülent Ecevit’in dış politikada öncülük ettiği değişim budur.

1977 Seçimleri

Bülent Ecevit'e Suikast Girişimi

Kıbrıs Harekatının getirdiği prestijle Ecevit başbakanlıktan istifa eder. Amacı erken seçim yapılıp, tek başına iktidar olmaktır. Lakin işler beklediği gibi yürümez. Anayasa gereği yeni hükumeti kurma görevi Demirel’e verilir ve dört sağ parti 1. Milliyetçi Cephe hükumetini kurar. Yeni seçim 1977’de olacaktır.

77 seçimleri Türk solu için iktidara en çok yaklaşılan zamandır. Ecevit’in CHP’si yüzde 41 oy alarak, CHP tarihinde hala geçilemeyen rekor oy oranına sahiptir. Ancak bu oy oranı bile tek başına iktidar için yeterli olmaz.

Güneş Motel Olayı – Türk Siyasetinin Yozlaşması

1977 seçimleri sonrası Güneş Motel’de Ecevit’in AP vekilleriyle gizli görüşmeleri sonucunda 11 milletvekili AP’den CHP’ye geçer. Böylece CHP hükumet kurabilecek vekil sayısına ulaşmış olur. Bu trajikomik durum Türk siyaseti için bir yozlaşmanın da uç noktalarından biridir. Makam, mevki yahut para için partilerini değiştiren, halk tarafından kendilerini temsil etmesi için seçilmiş 11 milletvekili…

Bu durumu en iyi anlatan şey belki de Kemal Sunal’ın oynadığı, Aziz Nesin’in senaryosunu yazdığı efsane Türk filmlerinden biri olan Zübük’tür. Siyasetin gelir kaynağı olarak görüldüğü üzerine eleştiri yapılan filmde, ağırlığınca altın verdikleri halde partisini değiştirmeyen Zübük’e, Güneş Motel’e gönderme yapılarak bir otelde bakanlık teklif edilir. Bu teklifi kabul eden Zübük durumu şöyle açıklar:

Çünkü altın bir defalıktır. Bakanlık ise ömür boyu gelirdir!

1980 Darbesi

Her seçim gergin geçer. Ancak 77 seçimleri çok daha fazla gergin geçmişti. Mitinglerde silahlar patlıyor, seçim otobüsleri taşlanıyordu. Ama gerginlik seçimlerden sonra da artarak devam etti. Gazeteler her gün onlarca kişinin sağ sol çatışmasından öldürüldüğünü yazıyorlardı. Taki yeni bir askeri darbeye, 12 Eylül 1980 askeri darbesine kadar…

Bülent Ecevit, Necmettin Erbakan, Süleyman Demirel, Alparslan Türkeş

1980 darbesinde Genelkurmay Başkanı Kenan Evren, kaybolan devlet otoritesini yeniden tesis etmek için ordunun yönetime el koyduğunu duyurdu. Bugün kötü olarak anılsa da o günlerin halkı bu durumdan gayet memnundu. Darbe eski liderlere on yıllık siyaset yasağı getirip, partilerini CHP dahil kapattı.

1983’te de bu koşullarda yeni seçimler yapıldı. Ecevit bu dönemde amblemi ak güvercin olan Demokratik Sol Parti’yi eşi Rahşan Ecevit’e kurdurdu. 87’de siyaset yasağının kalkmasıyla DSP genel başkanı olarak seçimlere giren Ecevit yüzde 8 oy alarak barajı aşamayacak ve meclis dışı kalacaktı. 80 darbesiyle Karaoğlan efsanesi adeta yıkılmıştı.

Apo’nun Yakalanması

Türk siyasetinde de zor zamanlar başlamıştı. Çok fazla sayıda güçlü ve küçük partinin olması, tek başına bir partinin hükumet kuracak gücü sağlamasına engel oluyor, koalisyonlarda başarılı olamıyordu. 95 seçimlerinde yüzde onluk seçim barajına rağmen beş parti birden meclise girmişti ki, bu istikrarsızlık demekti. Sonuçta Necmettin Erbakan ile Tansu Çiller koalisyonu kurulsa da bunu bozacak olan, Sincan’da tankları yürüterek 28 Şubat 1997 post-modern darbesini yapan silahlı kuvvetler olacaktı.

28 Şubat’tan sonra istifa eden hükumet yerine, ülkeyi yeniden seçime götürmesi için tecrübeli başbakan Ecevit azınlık hükumetini kurdu. 1999’da seçim olacaktı. Lakin öncesinde ilginç bir gelişme yaşandı. Amerika, Kenya’da saklanan terörist başı Apo’yu Türkiye’ye teslim etti. Ecevit Amerikalılar’ın bunu neden yaptığını bilmiyordu. Ancak terörist başının yakalanması Ecevit için rüzgarı son defa arkasına almasını sağladı.

Ecevit’in Kaybettiği An: Merve Kavakçı Olayı

1999 seçimlerinde DSP yüzde 22 oyla birinci parti olarak çıktı. Meclise yine 5 parti girmişti. Koalisyon kurulmalıydı. DSP-MHP-ANAP koalisyonu kuruldu. Bülent Ecevit artık son başbakanlığını yapacaktı.

Keşke yaşanmasaydı. Ama o son başbakanlığında meclise girdiği gün Fazilet Partisinin başörtülü milletvekili Merve Kavakçı’ya söyledikleriyle, Türk halkının gönlünde bıraktığı Karaoğlan imajını kendi elleriyle karalamış oldu. Mitinglerinde bu düzen değişecek diyen Karaoğlan’ın aksine, düzenin bekçisi bir Ecevit çıkmıştı sahneye.

Burası devlete meydan okunacak yer değildir, lütfen bu hanıma haddini bildiriniz!

2001 Krizi – Fırlatılan Anayasa Kitapçığı

Ecevit yaşlanmıştı. Artık zor hareket ediyor, konuşurken titriyordu. Bu durum kendisine karşı bir güvensizlik oluşturuyordu. Karaoğlan Efsanesini herkes unutmuş gibiydi ki, yetmişli yılların üzerinden çok zaman geçmişti. Halk onu bunak olarak görmeye başlamıştı. 2001 yılında yaşanan basit bir olayın ülkeyi ekonomik krize sokmasının tek sebebi ise Ecevit’in hatası olarak görülüyordu.

Milli Güvenlik Kurulu görüşmesinde toplantıyı terk eden Ecevit, sonucunu asla tahmin edemeyeceği acele bir basın toplantısı yaptı. Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer’in kendisine anayasa kitapçığını fırlattığını ve terbiye dışı bir üslupla ağır ifadelerde bulunduğunu söyledi. İşte bu kadardı. Dolar iki katına fırladı(1,66 kuruş). Diken üzerindeki ekonomi, cumhurbaşkanı ve başbakanın kavgası sonucunda bir anda yıkılmıştı.

Baskılara daha fazla dayanamayan koalisyon hükumeti 2002’de erken seçim kararı verdi. Ecevit’in DSP’si sadece yüzde bir buçuk oy alabilmişti. Mustafa Bülent Ecevit’in, sloganlardaki Halkçı Ecevit’in, dağlara taşlara yazılan ismiyle Karaoğlan’ın siyasi hayatı böylece sona erecekti.

Veda

Doğruları ve yanlışlarıyla eninde sonunda bir insandı Ecevit. Ama güzel bir insan… Türk siyasetinde yarım asır geçirdiği halde kimse onu yolsuzlukla suçlamamıştı. Türk siyasetinin gördüğü en namuslu insanlardan biriydi. Amerika’ya kafa tutan, büyük devlet olduğumuzu hissettiren bir lider oldu. Halkın gözünde ümitti, Karaoğlan’dı ve unutulmayacak bir iz bıraktı.

2006 yılında ise bu dünyadan sessizce göç etti, arkasında yüzbinlerle…

Bülent Ecevit Sigara

zamanı onda yitirdim ben
yitik zamanlara onda eriştim
en soylu yoksulluğun toprak döşeli sarayında
bir taç gibi kondu başıma Türkiyeliliğim


Başta söylediğim cümleleri tekrarlamam lazım: Bazı insanlar vardır. En aşağıdan, en tepeye çıkarlar. Dürüst insanlardır. Hak yemeyi bilmezler. Eşlerine sonuna kadar sadık ve aşıktırlar. Halkın umudu olurlar. Öyle izler bırakırlar ki unutulmazlar. Bir isim kalır gerilerinde. Bu yazı gerisinde güzel bir isim bırakan Bülent Ecevit’in namı diğer Karaoğlan’ın hayat hikayesi, iyisi kötüsü doğrusu yanlışıyla incelemesidir. Ben Bülent Ecevit’in hikayesini biraz da Enver Paşa’ya benzetirim. Gerçi Paşa silah tutuyordu, Ecevit ise kalem… Ancak ikisi de aşağılardan gelip, beklenmedik bir şekilde ülkelerinin lideri oldular. İkisi de devletin imkanlarını kendi menfaatleri için kullanmadılar. İkisinin de arkasından kimse bu adam çaldı, demedi. Ve en çok benzedikleri özellik ise ikisi de eşlerine delisiye aşıktılar. Enver Paşa’nın hikayesini anlattığımız yazımız için tıklayın.

Bülent Ecevit Eserleri – İdefix

Cumhuriyet Sonrası Siyasi Tarihimizden İlginç Diyaloglar Sözler