Dünyanın Merkezine Yolculuk Özeti – Jules Verne

Jules Verne Kimdir?

Jules Verne 1828’de Fransa’da doğmuş bir yazar ve ilginç bir başarı öyküsü var. Daha küçük bir çocukken evden kaçıp gemilere tayfa olmaya gidiyor. Yakalanıp ailesine teslim ediliyor. Yaşı biraz daha büyüdüğü zaman, ailesi Jules Verne’yi hukuk okuması için Paris’e gönderiyor. Ancak Jules zamanını kütüphanelerde jeoloji, mühendislik, coğrafya kitapları okuyarak geçiriyor. Tiyatroya ilgi gösterip, oyun yazarlığı yapıyor. Bu duruma sinirlenen babası oğluna para göndermeyi kesince, Jules Verne’de para kazanmak için roman ve hikaye yazmaya başlıyor. İşte Dünyanın Merkezine Yolculuk böyle ortaya çıkıyor.

Jules Verne’yi çocuk kitabı yazıyor diye basit görmemek gerekir. Yazdıklarıyla geleceğe dair bir çok teknolojik aracı tahmin etmeyi başarmıştır. Bu yüzden ona bilim falcısı bile derler. Tahmin ettiklerinden birisi denizaltı’dır. Denizler Altında Yirmi Bin Fersah, denizaltıyı dünyaya tanıtan kitaptır. 80 Günde Devri Alem, Aya Yolculuk, Esrarlı Ada ve Dünyanın Merkezine Yolculuk en çok okunan kitapları arasındadır.

Dünyanın Merkezine Yolculuk Kitabı

Dünyanın Merkezine Yolculuk’un hikayesinin aslında gerçek olduğu fikri üzerine kurulu, yüksek bütçeli bir Holywood yapımı bilim kurgu filmi çekilmiştir.

Dünyanın Merkezine Yolculuk Kitap Özeti

Profesör Lindon Brok bir sahaftan kitap almıştır. Kitabı yeğeni aynı zamanda asistanı olan Axel’e gösterirken, içinden gizemli bir parşömen düşer. Parşömenin üzerinde birkaç sıra anlaşılmaz çizgiler vardır. Çok dil bilmesi ile meşhur olan profesör, bunların kaybolmuş bir alfabe olan runik harflerle yazıldığını anlar ve harfleri Latinceye çevirir. Ancak Latinceye çevirilince de harfler bir anlam ifade etmemektedir. Çünkü harfler, karışık bir sıra ile yazılmıştır. Söylenmek istenen şey, bu şekilde şifrelenmiştir. Profesör şifreyi çözmeye çok yaklaşsa da en son olarak tersten okumaya akıl erdiremez ve tüm bu olanlara karşı lakayt bir tavır içinde olan asistan Axel şifreyi çözer.

Artık şifresi çözülmüş yazı şu şekilde karşılarındadır:

Temmuz gelmeden , üstüne Skartaris gölgesi düşen Sneffels Yokul’un kraterinden aşağıya in. Cesur yolcu, o zaman dünyanın merkezine ineceksin. Ben bunu yaptım. Arne Saknusem.

Kağıtta ardı ardına yazılan Skartaris, Sneffels ve Yokul açık bir adresi vermektedir. Yokul, İzlanda’da sönmüş yanardağlara verilen ortak isimdir. Sneffels, o dağlardan birinin adıdır. Skartaris’te, o dağdaki bir tepenin adıdır. Temmuz gelmeden, yani haziranın sonunda Skartaris tepesinin gölgesinin düştüğü yer, dünyanın merkezine giden yolu gösterecektir. Arne Saknusem ise orta çağda idam edilip, kitapları yakılan bir bilim adamı ve kaşiftir. Bir şekilde içinde parşömenin de olduğu kitap yakılmaktan kurtulmuş ve yüzyıllar sonra keşfi devam ettirecek profesörün eline geçmiştir.

Axel’in Yolculuğa İkna Olması

Axel’in hayattaki tek akrabası amcası Profesör Lindon Brok’tur. Axel, profesör ve profesörün kızı Gruben beraber yaşamaktadır. Üstelik Axel, profesörün kızı Gruben’e aşıktır. Amcası kadar olmasa da Axel’da jeolojiyi sever. Lakin Axel, ne gibi tehlikeler ile karşılaşılacağı belli olmayan bu yolculuğa çıkmak istemez. Dünyanın merkezine yolculuk çılgınca bir fikirdir. Üstelik bunun için tek nedenleri eski bir kitabın içinden çıkan bir parşömen kağıt yüzündendir. Belki tüm bunlar sadece eski zamanlardan kalma kötü bir şakadır. Axel’i bu yolculuğa ikna eden ise aşık olduğu profesörün kızı Gruben olacaktır.

Konuşmadan bir süre el ele yürüdük. Sonunda:

-Axel, diye mırıldandı.

-Evet sevgilim.

-Biliyor musun, bu eşsiz bir yolculuk olacak…

Bu sözleri duyunca irkildim.

Dünyanın Merkezine Yolculuk Başlıyor

Profesör Lindon Brok, asistanı Axel ve Sniffels dağına götürmesi için tuttukları İzlandalı Rehber Hans geçidi bulur ve yüzyıllar önce Arne Saknusem’in başlattığı keşfi devam ettirirler. Yanlarında ipler, baltalar, lambalar, silahlar, yiyecekler vb. bir çok malzeme taşımaktadırlar. Ama profesör, birer matara haricinde su aldırmaz. Yer altında akan nehirlerden su bulabileceklerini kesin bir dil ile söyler. Fakat dünyanın merkezine yolculukta ilk ciddi problem burada başlar. Yeraltı nehirlerine bir türlü rast gelememektedirler. Çünkü etrafları bazen granit, bazen de kömür madenleri ile çevrilidir. Sert duvarlar suyun geçişine izin vermemektedir.

Axel geri dönmek istese de Profesör Lindon Brok bu yolculuğu devam ettirmekte kararlıdır. Ömrünün en büyük keşfi olacak bu yolculukta dünyanın merkezine ineceğine olan inancı tamdır. Hans ise profesöre sadık bir adamdır ve o dön demedikçe geri dönmeyi düşünmemektedir.

-Bu gece burada dinlenelim, üç güne kalmadan da yolun ikiye ayrıldığı yere varırız.

-Eğer gücümüz kalırsa! diye yanıt verdim.

-Neden gücümüz kalmayacakmış?

-Çünkü, yarın hiç suyumuz kalmayacak.

Profesör dik dik bana baktı.

-Cesaretimizde mi kalmayacak yani?

Artık profesörün bile cesareti kırılmak üzeredir. Uzun zamandır susuzdurlar. Geri dönmeleri içinde artık çok geçtir. Tekrar aynı yolu susuz bir biçimde almaları mümkün değildir. Susuzluktan profesörün ve Axel’in baygın düştüğü bir anda Hans, kayaların arkasından gelen suyun sesini duyar. Güçlü bir adam olan Hans, baltasıyla taşları kırarak suya ulaşmıştır. Bir yer altı nehri, artık delicesine gittikleri geçide akmaktadır. Böylece hayatları kurtulan üç yolcu, dünyanın merkezine yolculukta yola devam etme kararı alır.

Yer Altı Denizi

Dünyanın Merkezine Yolculuk Kitap Özeti- Yer Altı Denizi

Dünyanın merkezine yolculukta, yola çıktıkları tarihten bu yana yaklaşık 40 gün geçmiştir ve üç yolcu bir yer altı denizi ile karşılaşır. Yerin binlerce metre altında gördükleri manzara büyüleyicidir. Axel, şöyle söyler:

O halde ben çıldırdım profesör. Çünkü güneş ışığı görüyorum. Rüzgarın estiğini, denizin sahile vurduğunu duyuyorum…

Dünyanın merkezine yolculukta yerin binlerce metre altında bir deniz keşfetmişlerdir. Denizin üzerinde bulutlar vardır. Bulutların içindeki elektrik, ışık olarak etrafı aydınlatır. Etraf bilmedikleri ağaçlar ile doludur. Şimdi bu denizi geçmeleri gerekiyordur. Becerikli Hans, bir sal yapar ve profesörün kendi ismini verdiği Lindon Brok denizinde yolculuk başlar.

Yine İzlandalı Rehber Hans’ın yaptığı derme çatma oltayla, bu yer altı denizinden balıklar yakalarlar. Demek ki denizde yaşam vardır. Balıkları dikkatle inceleyen profesör, bunların nesli yüzyıllar önce tükenmiş, günümüzde ancak fosil olarak görülen türlerden olduğunu söyler. Denizde günlerce süren, derme çatma bir sal ile yapılan yolculuk sonunda karşı kıyıya geçmeyi başarırlar. Bu sırada dev kaplumbağalar, apartman boyutunda su yılanları ve başka yaşam formları ile karşılaşırlar. Ve yerin dibindeki tüm canlılar, yerin yüzeyindekilere göre çok daha büyüktür.

Karşı kıyıya ulaştıklarında Hans, fırtınadan hasar görmüş salı onarmaya başlar. Çünkü geldikleri yoldan geri döneceklerini düşünür. Profesör ve Axel ise etrafı araştırmaya başlarlar. Burası ilginç bir yerdir. Gür bir ormanın içinde gezen bir fil sürüsü görürler. Tabi bu fillerde yeryüzündekilere göre çok daha büyüktür. Ama asıl şaşkınlığı, bu fillerin başında, onlardan çok daha büyük bir insanı, yani on beş metre boyunda bir çobanı görünce yaşarlar. Profesör bu devasa insanla tanışmak istese de, hayatında ilk kez Axel’i dinleyerek bu isteğinden vazgeçmiştir. Devasa çoban onları görmeden oradan uzaklaşırlar.

Yolda bir kayanın üzerinde runik alfabe ile A ve S harflerinin kazındığını görürler. Bunun üzerine ikisininde gözleri parlar. Çünkü doğru yolda olduklarını anlarlar. Bunu 300 sene kadar önce Arne Saknusem’den başkası yazmamıştır.

Dünyanın Merkezine Yolculuk Sonu

Dünyanın merkezine yolculukta, yolcular yollarının sonuna gittikçe yaklaşırken, önlerine büyük bir kaya çıkar. Bu kaya Arne Saknusem’den sonra, yer altındaki depremlerden birinde düşmüş olmalıdır. Baltalarla kırmaya çalışsalar da çok sert olduğu için kırılacak gibi değildir. Axel’in aklına kayayı patlatmak gelir. Ellerindeki bütün barutu döküp kaya patlatılabilir. Sanırım profesör bunun tehlikeli olabileceğini düşünür ancak böyle düşündüğü kitapta yazmaz. Çünkü her şeyi bilen profesör, yer altında patlatacakları bir bombanın volkanik hareketleri tetikleyebileceğini herhalde düşünmüştür.

Barutu ateşleyip uzaklaşmak için sala binerler. On dakika sonra patlama gerçekleştiğinde yer altı denizinin suyu hızla geçide akmaktadır. Akıntıya kapılmış şekilde giden sal, önce hızla aşağı düşer. Sonra ise yukarı doğru çıkmaya başlar. Patlamayla sönmüş yanardağ harekete geçmiş, lavlar yukarı doğru hareket etmektedir. Lavların en üstünde de sal içinde üç yolcu vardır. Birkaç saat sonra lavlar dışarı püskürdüğünde üç yolcu da yeryüzüne tekrar dönmüş olur. Böylece dünyanın merkezine yolculuk biter. Profesör, Axel ve Hans dünyanın merkezine giden kaşifler olarak tüm dünyada ünlü olur. Dönemin en büyük iletişim aracı olan gazeteler de haftalar boyunca dünyanın merkezine yolculuk hakkında yazılar çıkacak, tüm dünya bu keşfi konuşacaktır.

Jules Verne’nin Kehanetleri – Ekşi Sözlük

Dünyanın Merkezine Yolculuk Kitap-Film Karşılaştırması için buraya tıklayabilirsiniz.

Küçük Prens Kitabının Özeti – Tanıtımı – İncelemesi  için de buraya tıklayabilirsiniz.