Dünyanın Merkezine Yolculuk – Kitap ve Film Karşılaştırması

Dünyanın Merkezine Yolculuk, Jules Verne tarafından 19. yy’da yazıldı. Fantastik bilim kurgu türünde yazılan bu kitap, 21. yy’da Holywood sinemasının sağlam bütçeli filmlerinden biri olarak tüketim kültürünün popüler bir malzemesi haline getirildi. Holywood bu film ile adeta filmini izlerim, kitabını okumam tezine bir darbe vurdu. Çünkü kitap ile film arasında birbirine çok zıt bir sürü şey bulunmaktaydı.

Dünyanın Merkezine Yolculuk Kitap Özeti – Tanıtımı – İncelemesi için buraya tıklayabilirsiniz.

Film ile Kitap Arasındaki Farklar

Trevor

Öncelikle Dünyanın Merkezine Yolculuk filmi, kitaptan esinlenmiş ancak günümüze kurgulanmıştır. Bunda hiçbir sıkıntı yoktur. Kitaptaki Profesör Lindon Brok’un yerini alan hem zeki hem çevik hem de sempatik olan Trevor karakteri filmde karşımıza çıkar.

Kitapta Profesör; yemeği geç gelince ortalığı birbirine katan, asla dağınık olmayan, koca kitaplığındaki her kitabın sırasını ezbere bilen, konuşma zorluğu çeken, derslerindeki öğrenciler tarafından alayla dinlenen ama bunlara karşın tüm dünyada tanınan bir jeoloji profesörüdür. Her konuda bilgilidir. Filmdeki Trevor ise yakışıklı, kaslı, sempatik bir Holywood yıldızıdır. Aynı zamanda zeki ve dağınıktır. Tıpkı profesör gibi Trevor’ın dersine de az kişi gelmekle birlikte, geri kalan hiçbir yönden Profesöre benzemez. Trevor, arkası toplanması gereken bir adam imajı verir. Onun hayatta kalmasını sağlayacak olan şey ise tabi ki güzel bir kadındır. Ve bu kadın, kitaptaki rolü başta küçük gibi gözükse de sonra giderek önem kazanan, hikayeyi gerçekçi kılan İzlandalı Rehber Hans’ın yerine koyulmuştur.

İzlandalı Güzel Rehber Hannah

İzlandalı güzel rehber Hannah bu değil tabii ki. Bu Hodor… Game Of Thrones’taki efsane şekilde ölen karakterlerden biri. Kitaptaki İzlandalı Rehber Hans, tam olarak bana Hodor’u hatırlatıyordu. Oysa filmde, sonunda esas oğlanla kız öpüşecek diye böyle bir karakteri çıkarıp, yerine güzel bir kızı koydular. Bunun filme ne kadar etki ettiğini şöyle açıklayabilirim. Düşünün ki Leyla ile Mecnun izliyorsunuz ama İsmail Abi yok…

Filmdeki Aşırı Rastlantılar ve Kitabın Gerçekçiliği

Geçidi Bulmak

Bir bilim kurgu senaryosu yazmak gerçekten zor olmalı. Gerçek olmayan şeyleri, okuyucuya gerçek gibi sunmanız gerekiyor. Kitapta Jules Verne bunu o kadar güzel yapıyor ki, kitabı okurken yazdığı hikayeler sanki gerçekmiş gibi hissettiriyor. Oysa filmde tam tersi…

Mesela kitapta dünyanın merkezine giden yolu bulmak şu şekilde olur. Önce Profesör üç yüz senelik el yazması bir kitabı okurken içinden bir parşömen düşer. Bu parşömende ölmüş bir dilin harfleriyle yazılı bir şifre vardır. Bu şifreyi günler sonra çözen profesör ve yeğeni İzlanda’ya yola çıkar. Burada kendilerini Sneffels dağına götürmesi için güçlü kuvvetli bir adamı rehber olarak tutarlar. Sonra birçok eşya ile birlikte dağa varırlar. Şifrede yazdığı üzere, temmuz sonunda akşam güneşinin Scartaris tepesini gölgelediği yer, dünyanın merkezine giden geçidi gösterecektir. Ve geçit, oraya üç yüz sene kadar önce gitmiş ve bu seyahati yapmış bulunan Arne Saknusem adlı kaşifin, şifreli parşömeni sayesinde bulunur.

Peki filmde dünyanın merkezine giden geçit nasıl bulunur? Tam bir saçmalıktır. Yağmurdan kaçarlarken girdikleri mağaranın girişine yıldırım düşer ve mağara kapanır. Buradan nasıl çıkacağız acaba diye düşünürlerken, dünyanın merkezine inivermişlerdir.

Malzemeler

Filmde mağaranın girişi çöker çökmez İzlandalı Rehber Hannah çantasından altı tane fener çıkarır. Böylece ışık sorununu hallederler. Ardından derin bir uçurumla karşılaşırlar. Yaklaşık 70 metredir. Üçüne de ayrı ipler koyarak aşağıya inmeye karar verirler. Hannah çantasından 200 metrenin üzerinde ip ve iniş için gerekli malzemeleri çıkarır.  Bugün Ankara’nın Atakule’si 125 metre uzunluğunda… Sen o halatı, o çantaya nasıl sığdırdın!

125 metrelik uzunluğuyla Ankara Atakule.

Filmin Sonu

Daha fazla uzatmadan filmin sonuna geliyorum. Filmin sonunda fosilleşmiş bir dinozor çenesini kendilerine sal yapan Trevor, Hannah ve eskisine göre daha az şımarık olan ismini hatırlayamadığım çocuk, volkanik bacada sıkışırlar. Aşağıda lavlar kaynamakta ve giderek yukarı çıkmaktadır. Sonunda Trevor zeki olduğunu göstermeye bir fırsat bulur. Mağara duvarındaki magnezyumu ateşe vererek patlatmayı düşünür. Böylece kaynayan lavlara, soğuk yeraltı nehri akacak, ortaya çıkan buhar gücü ile yeryüzüne tekrar çıkabileceklerdir.

Hannah’ın çantasından çıkan işaret fişekleri ile duvar patlatılır. Gariptir Hannah’ın çantasında su, yiyecek, 200 metre ip, 6 tane fener, 3 tane işaret fişeği vardır ama çakmak yoktur. Neyse… Üçüncü fişek ile son anda duvar ateş alır ve kahramanlar kurtulur. Aşağılarında volkanik lav kaynamakta ama ne hikmetse magnezyumlu duvarlar ateş almamaktadır. Oysa işaret fişeği ile duvar ateş alır, yıkılır, su gelir vs. vs.

Burada da kalmaz. İzlanda’dan yolculuğa başlayan kahramanlar, kitaptaki gibi İtalya’da yeryüzüne çıkar. Oysa kitapta yolculuk aylarca sürmüştü. Ve profesör; şimdi Rusya’nın altındayız, şimdi Türkiye’nin altındayız, şimdi Akdeniz’in altındayız… gibi nerelerde olduklarını sürekli ölçerek, mantıklı bir şekilde açıklamıştı. Filmde ise bir gün ancak süren maceranın sonunda yeryüzüne ulaşan kahramanlar; vay canına burası İtalya dediler ve bitti.

Sonuç Olarak

Sonuç olarak film tam bir rezaletti. Dünyanın Merkezine Yolculuk adlı kitabı okumuş biri olarak, filminin kitabı hiç yansıtmadığını söyleyebilirim.

Küçük Prens hakkındaki yazımız için de buraya tıklayabilirsiniz.