Enver Paşa’dan Naciye Sultan’ına Aşk Mektupları

Yine her taraf karardı. Pencere aralığından yalnız dışarıda kar ışığı etrafa donuk bir aydınlık saçıyor. Bu donuk ziya arasından Kremlin burçları asırların tesirine bel bükmeyecek gibi dimdik duruyor. Ben yine ocağımın karşısında fakat bu defa ateşsiz oturuyor, seni düşünüyorum. Ara sıra yan işlerimi şöyle bir tarafa atmak istiyorum. Odam sıcak, bazen nakliyatın gecikmesinden odun alamazsam ihtiyat olsun diye ateş yakmadım. Odun biriktiriyorum.

… Burada kürkler o kadar ucuz ki tarif edemem. Neyse inşallah param olur ise -ki pek o kadar ihtimal vermiyorum- bütün Moskova’yı cicime takdim edeceğim. 26 Şubat 1921, Moskova

Yakmaya odun bulamazken, Naciye Sultanına kürk almanın hayalini kurar Enver Paşa.

Naciye Hanım için de zordur tabi durum. Kocası onu çocuklarıyla bir başına bırakıp kaçıp gitmiştir adeta. Paşa şöyle açıklar durumu bir başka mektubunda:

Ruhum! Ben sizden herhalde kaçmadım, fakat sizinde tasdik ettiğiniz gibi din ve millete ve dolayısıyla esasen size karşı olan vazifem beni senden koparıp çekti, ayırdı. Naciye, seni nasıl bıraktığım hatırımdadır. O karanlık, loş yatak odanda seni öpüşlerimle boğarken tabi gözlerimi göremedin. Yoksa onların içinde okuyacağın teessürlerimi, acılarımı derhal anlar ve bana tekrar bu serzenişleri yapmazdın. 27 Eylül 1920

Aynı mektupta bir başka dramatik satır şöyledir:

Haşa, Naciye! Sen yaz, ne kadar acı yazarsan yaz, fakat, herhalde bana çok ve uzun yaz. Ben o acıların içinde yine senin güzel gözlerinin aksini, tatlı sesinin in’ikasını, seni görür işitirim ve o…. ye akseden seni, senin tatlı ruhlu sevimli taraflarını duyar, görür, koklarım.

Kaynamamak için içimi sıkıştıran asabi teessürlerimi göstermeyerek yeniyorum. Çünkü aksi halde yalnız seni üzmüş, ağlatmış olacağım. Yok! Naciye sen gülmelisin.

Yok! Naciye sen gülmelisin… Ne kadar aşk dolu, yapmacıklıktan uzak, sade ve şairane satırlar… Paşa gerçekten çok aşık olmalı diye düşünüyorum Naciye Sultan’a. Eminim sen gülmelisin diye yazarken, kendi gözyaşlarını saklıyordur kimseler görmesin diye…

Zaten bir başka mektubunda garip bir alışkanlığından bahsediyor Paşa:

… gecenin ikisini geçmişti ki odama çekilebildim. Bu suretle seninle yalnız kalınca hemen resmini çıkarıp öptüm. Doğrusu Cenab-ı Hakk’a güç gelmesin, fakat Hz. Meryem’in tasviri gibi artık resmine tapıp duruyorum.19 Şubat 1921

İHANET MEKTUBU

Bu mektubu okuyunca bazı şeylerin hiç değişmediğini anladım. Seven bir erkeğe yapılan büyük bir günah bu değişmeyen şey… Paşa neredeyse her gün yazmaktadır karısına. Hemde satır satır değil, sayfa sayfa yazmaktadır. Ama Naciye Sultan’ın umurunda değildir. Bir gün yine mektuplar gelir Paşa’ya. Dört zarf birden vardır. Lakin karısı yine bir şey yazmamıştır. Sadece kardeşi Kamil bahsetmiştir mektubunda karısından, çocuklarından. Onun sayesinde haberi olmuştur Naciye Sultan’ın Münih’e gittiğinden, ev arandığından, eğlendiğinden… Paşa deli olmuştur sinirinden. 26 Mart 1921 tarihli mektubu yazar bunun üzerine… Şimdi bu mektuptan birkaç satır paylaşalım:

Evet! Bana güzel bir ders verdiniz. İstanbul’a, saçma sapan adamlara hemen her gün sayfalar dolusu mektuplar yazar, alelacele gönderirken bana karşı bu kadar soğuk ve merhametsiz davranışını hissizliğinden başka bir şeye atfedemedim. Artık muhabbetinden vazgeçtim. Fakat hiç olmazsa bana acı, acı da yalandan olsun iki satırla güya beni düşünüyormuşsun, seviyormuşsun gibi görün.

Evet, evet! Ne kadar aldanırmışım! Şimdi o hergün beni evde yalnız kapalı bırakarak birer bahane ile sokağa fırlayışlarını anlıyorum. Sen benimle kerhen beraber bulunuyordun. Ah beni bu kadar sükutu hayala uğratmamalıydın. Bana azıcık beni sevdiğin zannını bıraksaydın.

Yoksa seni şeytanlar mı bu yola sevk ediyor; söyle hain, söyle, şeytanın kimdir? Beni bu kadar merhametsizce unutturan kimdir? Emin ol ben bunu anlamakta gecikmem ve anladığım anda benim muhabbetimi, benliğimi bu kadar tahkire sebep olanların beynini parçalarım. Yoksa bu da bana bir darbe-i ilahi mi, ben ne yaptım? Neden bu kadar manevi cezalara çarpılıyorum? Keşke şu anda bir yıldırım vurup beni kütük gibi olduğum yerde yaksaydı emin ol herşeye, seni sevdiğime rağmen bin defa daha memnun olacaktım.

… Uzayıp gider bu mektup böylece. Paşa’nın gönlündeki büyük aşk, bir ihanet düşüncesi karşısında derin bir nefrete dönüşmüştür. Ve tehditler savurmaktadır Enver Paşa:

Evet! Naciye, evet kendini koru, artık muhabbetim sana karşı derin bir nefrete kalboldu. Fakat şuna emin ol, ben benim olmayan veya elimden alınan herşeyi parçalar, gasıblarla beraber mahvederim. Ayağını denk al! Ya beni benliğime getir ve hakikati söyle, yahut hepimizin hakikaten mahvolduğumuz gündür.

Hayır, bu mektubuma karşı her şeyi yazmalısın, çocuk değilsin, benim gibi bir erkek kalbinin ne demek olduğunu pekala biliyorsun. Evet, emrediyorum. Hain, yaz, ne kadar acı, ne kadar can yakıcı olsa da artık hakikati bilmek isterim. Şimdiye kadar senin hakkında hakikatten korkuyor, senin için söylenmek istenen sözlere hemen kulaklarımı tıkıyordum. Fakat şimdi her şeyi, her şeyi bilmek istiyorum, titremeden, korkmadan dinlemek istiyorum.

Enver Paşa

ENVER PAŞA’NIN MEKTUPLARINDAN NACİYE SULTAN’A AŞK SATIRLARI

Daha fazla uzatmadan sadece Enver Paşa’nın yazdığı birkaç güzel satırı daha aşağıya tarihleri ile beraber koyuyorum. Vatanına ve karısına büyük bir aşk ile bağlı olan bu güzel adama Allah rahmet diliyorum.

– Ah! Hayatı hiçe sayan ben şimdi ölümden korkuyorum. Senin için, seninle geçecek her dakikalarım için yaşamak, yaşamak, ebedi bir hayata mazhar olmak istiyorum. 16 Nisan 1921 – Moskova

– Ah! Naciye, seni bu kadar çıldırasıya sevdiğimi zannetmezdim. Acaba sen beni bir nebzecik olsun düşünüyor musun? Ben hemen her sabah kalkar kalkmaz ne vakit işlerimi bitirip şöyle seninle istediğim gibi görüşmeye, sana yazmaya yetişeceğim diye bütün gün makine gibi işliyorum. 16 Nisan 1921 – Moskova

– Bana serzenişe hakkın var mı? Ben senden bıkmışım? Naciye başka hakim istemem. Yalnız okurken kalbini yokla, o vakit anlarsın. 18 Nisan 1921 – Moskova

– Yine bir gün geçti, ömrümden bir yaprak daha çevrildi. Fakat seninle görüşmeye bir gün daha beni yaklaştıran bu ziyaya acımıyorum bile. 11 Temmuz 1921 – Moskova

– Naciyeciğim, ben senden kaçmıyorum. Kaçamam, kaçmam. Fakat ah! Naciye, fazla söylemeyeceğim. Seni seviyorum. Hem de çıldırasıya seviyorum.

– Sevgilim, dün gurübu seyrederken hep seni düşünüyordum. Acaba sen de aynı güneşe bakar, aynı mehtaba göz atarken benim aksimi orada görüyor musun? Bir yarım mum var. Onu da sivrisinekler dolmasın diye yakmıyorum, onun için tam köylü hayatı sürüyorum. Şu satırları sana akşam yediyi çeyrek geçe yazıyorum ki yavaş yavaş yazımı görmek kabil olmayacak. Şimdilik bu kadar. Mahpeyker ve Türkan’ı ve nur-ı saadetimi öper, kucaklar, hepinizi Allah’a emanet ederim ruhum Naciyeciğim. 15 Ağustos 1921 – Batum

– Günler öyle, gamlı kuşlar gibi süzüle süzüle geçiyor. Bilmem buna acımalı mı? Memnun mu olmalı? Ben memnunum, çünki böylece senin aguşuna atacak günler yaklaşmış oluyor. Ah! Naciye, ahval ne tuhaf? Bugün kıyafetim belli olmasın diye Hafız Mehmet Efendi’yi görmedim. Akşam gittim. 29 Ağustos 1921

– Bu sabah sokakta gül satanları gördüm. Bir tane cicime takdim etmek üzere aldım. Kitabımın içine basıkça koydum. İşte bunu takdim ediyorum. Sana düşüncelerimi buselerimle beraber söyler. 30 Ağustos 1921 – Batum

SON MEKTUP: KARA AĞACA ÇAKIMLA İSMİNİ YAZDIM

Enver Paşa 4 Kasım 1922 sabahı Pamir Dağlarının eteklerinde bulunan Çegan Tepesinde, yalın kılıç atıyla dörtnala Rus birliklerinin üzerine giderken, 7 kurşun yemiş, atından düşmüş ve düştüğü yerde şehit olmuştur. Öldüğü zaman bu deli adamın Enver Paşa olabileceği akıllarına gelmeyen Ruslar cenazeyi orada bırakmışlardır. Bir çoban Paşa’nın cenazesini alarak gizli bir yere gömmüş ve 90 yıla yakın o çobanın ailesi Enver Paşa’nın mezarına bekçilik yapmıştır.

Hayatı gibi, ölümü de romana benzer Enver Paşa’nın. Ve bir de son mektubu vardır. Aslında sondan bir önceki mektup… Yabani dağ çiçeklerinden toplayıp kağıdın arasına sıkıştırdığı son mektubu ve onun son satırları:

Karaağaca çakımla ismini yazdım.

Enver’in.

Kaderini Kendi Yazan Adam Enver Paşa

Enver Paşa Kimdir? – Bir Kahramanın Biyografisi