Fatih Sultan Mehmet ve Osmanlı’da Kardeş Katli

Kardeş katli konusu, günümüzde hala iyi veya kötü, doğru veya yanlış, dine uygun veya değil gibi kalıp düşüncelerle tartışılmaya çalışılmaktadır. Tabi bu tartışmaların sonu da, kardeş katlini ferman olarak çıkaran Fatih Sultan Mehmet’e çıkmaktadır. Peki kardeş katli nedir? Kardeş katli Osmanlı Devletinde ilk defa ne zaman başlamıştır? Fatih’in kanunnamesinde neden kardeş katli münasip görülmüştür? Fatih Sultan Mehmet’in kardeşlerine ne olduğu, tahta çıktığında sekiz aylık bir bebek olan kardeşini neden katlettirdiği ve diğer ilginç bilgilerle Osmanlı’da kardeş katlini araştırdık.

Kardeş Katli Osmanlı Devletinde İlk Ne Zaman Gerçekleşti?

Osmanlı Devletinin Kurucusu Osman Gazi Han

Kardeş katli veya iktidara aday olabilecek, Osmanoğlu kanı taşıyan hanedan mensubu erkeklerin katli, aslında Osmanlı Devleti’nin kurulduğu zamandan beri uygulanan bir sistemdir. Eline ilk Osmanoğlu kanı bulaşan da, devletin kurucu babası Osman Gazi olmuştur. Osman Gazi, yaşlı amcası Dündar Bey’in kalbine bir ok atarak öldürmüştür.

Yıldırım Beyazıd, Kosova Savaşı sona erdikten hemen sonra, kardeşi Yakup Çelebiyi öldürmüştür.

Birinci Mehmet, yani fetret döneminin Mehmet Çelebisi, altı kardeşiyle giriştiği kanlı mücadelelerden sonra Osmanlı tahtına oturabilmiştir.

İkinci Murat, kardeşi Mustafa Çelebiyi bir saray entrikasıyla ele geçirip, cellada teslim etmiştir.

Ve Osmanlı’nın 7. padişahı Fatih Sultan Mehmet, 19 yaşında ikinci defa tahta çıktığında, sekiz aylık kardeşini boğdurtmuş ve kanunnamesiyle kardeş katlinin fermanını vermiştir. Böylece kardeş katlini Fatih başlattı demek saçma olacaktır. Fatih Sultan Mehmet malumu ilan ederek, zaten var olan bir durumu yasalaştırmıştır.

Fatih Sultan Mehmet’in Abilerine Ne Oldu? – Fatih Tahta Nasıl Çıkabildi?

Nakkaş Sinan’ın ve Bellini’nin yaptığı Fatih Sultan Mehmet Resimleri

Fatih Sultan Mehmet’in babası 2. Murat’ın dört çocuğu olmuştur. Mehmet ise 3. çocuktur. Mehmet’in hükümdar olması, kendisinden önce doğan iki abisinin şüpheli şekilde ölmesiyle mümkün olabilmiştir.

2. Murat’ın en büyük oğlu Şehzade Ahmet, 1437 yılında, Amasya’da bilinmeyen bir nedenden dolayı vefat eder. Çaresi olmayan bir hastalıktan dolayı öldüğü düşünülse de, genç yaşta gelen bu ölüm hep şüpheyle karşılanır. Çünkü 7 sene sonra, Mehmet’in diğer abisi Alaeddin, suikaste uğrayıp öldürülecektir.

Şehzade Ahmet’in ölümünden sonra, taht sırası Mehmet’in diğer abisi Şehzade Alaeddin Ali’ye geçer. Alaeddin, Karamanlılara karşı çıkılan seferde, cesaretiyle hem yeniçerinin hem de babasının gönlündeki tahta zaten oturmuştur. Kendisini göstermiş, rüşdünü ispat etmiştir. Mehmet ise bu sefer düzenlendiği sırada henüz 11 yaşındadır.

2. Murat’tan sonra tahta geçmesi kesin gözüyle bakılan Şehzade Alaeddin Ali, bir gün kendi sarayında, çocuklarıyla birlikte boğularak öldürülmüştür. Bu ilginç cinayette katil bellidir: Kara Hızır Paşa. Ancak ileride padişah olacağı besbelli olan şehzadeyi ve soyunu da kurutmak istercesine Alaeddin’in iki oğlunu neden öldürdüğü belli değildir.

Alaeddin Ali, İkinci Murat’ın en sevdiği, varisi olarak gördüğü oğludur. Öyle ki bu durumu, öldüğü zaman cenazesini Bursa’da, Alaeddin oğlunun yanına gömmelerini vasiyet ederek belli etmiştir. Hatta türbesinin üstünü açık bırakmalarını, böylece rahmet yağmasını bile söylemiştir. Ama asıl ilginç olan kısmı:

… benden sonra; evladımdan, soyumdan, sopumdan her kim ölecek olursa benim yanıma koymayalar, katıma getirmeyeler…

diye vasiyetine eklemesidir.

Fatih Sultan Mehmet 8 Aylık Kardeşini Öldürtüyor..

Kanuni Sultan Süleyman’ın, oğlu Şehzade Mustafa’yı boğdurduktan sonra küçük yaşlardaki çocuğunu da idam ettirmesini temsil eden minyatür..

İkinci Murat’ın oğlu İkinci Mehmet, babasının ölümü üzerine 19 yaşındayken ikinci kez tahta çıkar, Osmanlı Sultanı olur. Tahta çıktıktan sonra yaptığı ilk işlerden biri ise henüz sekiz aylık olan, tahtta hakkı bulunan kardeşini katlettirmek olmuştur.

Bugün acımasızca görülse de, o zamanlar kardeş katli, devletin bekası için mecburiyet olarak görülmüştür. Öyle ki Mehmet bu kararı alırken; ekser ulemadan, yani din adamlarının çoğundan kardeş katlinin vacip olduğu fetvasını alarak, kardeş katlini dini olarak meşrulaştırmıştır.

Ve her kimseye evladımdan saltanat müyesser ola, karındaşların nizam-ı alem içün katl etmek münasiptir. Ekser ulema dahi tecviz etmiştir. Anında amil olalar. (Fatih Kanunnamesi)

Bana Göre Kardeş Katli?

Barbaros Hayrettin Paşa’yı herkes bilir. Kanuni Sultan Süleyman döneminde kaptan-ı deryalık yapacak olan paşa, öncesinde bir deniz korsanıdır. Korsanlık günlerinde de gayrimüslimlerin oturduğu kıyı kentlerini basar, yağma eder, insanları esir eder, sonra da gider köle pazarında satardı. Peki bu durumun, o dönem helal bir kazanç olarak düşünüldüğüne inanabiliyor musunuz?

Deniz korsancılığı ve helal bir kazanç… Garip değil mi?

Garip, çünkü 16. yy’da yaşanan olayları bugünden bakarak değerlendirmeye çalışıyoruz.

Fatih, kardeş katli fermanını çıkardığında dünya henüz orta çağı yaşıyordu. İnsanlar çok daha farklı düşünüyordu. Sadece insanlarda değil, devletlerde bugünkünden çok daha farklıydı.

Her olayı kendi zamanında değerlendirmek gerekir.

Tarihe bugünden bakılıp, eleştiri yapmak yanlış olacaktır. Ancak biz, başta dediğim gibi, bazı kalıp düşünceler içerisinde kardeş katli konusunu tartışıyoruz. Bazıları İslam’a uygun veya değil diyor. Ekser ulemanın buna onay verdiğini ise bizzat Fatih Sultan Mehmet söylüyor. Ama ben cübbeli sarıklı hocaların laflarına güvenmektense, vicdanımın sesine güvenmeyi tercih ediyorum. Ve vicdanım bunun ne dine, ne de insanlığa uygun olmadığını söylüyor. Osmanlı’nın şüphesiz en büyük padişahı olan Fatih Sultan Mehmet’i, peygamberimiz bile güzel insan diye müjdelemiş olsa dahi, kardeş katlini, İslam’a uygundur diye düşünmem mümkün değil. Ama ekser ulema buna onay verdiyse ve ondan sonra gelenler de buna itiraz etmediyse, demek ki tıpkı devlet gibi, tıpkı insanların dünyaya bakış açıları gibi, İslam’ın da geçmiş zamanda başka bir şekilde algılandığı sonucunu çıkarıyorum.

Bir başka kalıp düşünce de doğru veya yanlış olarak değerlendirilmesi… Açık olan şu ki; kardeş katli meselesi, devleti parçalayabilecek bir çok sorunu kökünden halletmiştir. O zaman Machievelli tarzı bir bakışla, önemli olan devletse, devleti ayakta tutmaksa, kardeş katline doğru bir düşünce diyebilirim. Timur dünyanın en büyük imparatorluklarından birini kurmuştu. Ama Timur ölünce, devlet devam edemedi. İktidarı farklı gruplar ele geçirdi. Oysa orta çağın güçlü devletleri, güçlü bir Monark’a ihtiyaç duyuyorlardı. Sonuçta Moğollar bozkırlarına geri döndü. Oysa devletler, insanlardan çok daha uzun süre yaşamalıdırlar.

Sonuç olarak büyük devlet olmanın gereği, bazı zor kararların alınmasını gerektirmektedir. Bu kararlar ahlaki olmayabilir, masumları öldürebilir, dine uygun olmayabilir. Ama devletin çıkarı bunların üstündedir. İstediğimiz kadar bunu kabul etmeyelim, devletler böyle yönetilir. Daha çok yakın bir zamanda 11 Eylül 2001’deki terör saldırısını hatırlayın. Olay hakkında o kadar çok şüphe var ki, bunun Amerikan derin devletince yapıldığı düşünülmektedir.

11 Eylül Saldırısını Kim Yaptı adlı makalemize buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz.

Son olarak kardeş katlini asla onaylamadığımı söylemem lazım. Ama bekara karı boşamak kolay derler. Benimki de o misal.