Güldüren 10 Karadeniz Fıkrası – Temel ile Dursun Fıkraları

1. Temel ile Dursun

Temel ile Dursun karşılıklı oturmuş sohbet ediyorlardı. Konuşma sırasında iş kimin daha zeki olduğuna gelip dayandı. İki uşak birbirlerine bilmece sormaya karar verdiler. İlk bilmece Dursun’dandı.

-Sarudur, kafestedur, öter… Pu nedir, pil bakalum…

Temel hemen kanaryadur, cevabını yapıştırır. Fakat Dursun hayır anlamında kafasını kaldırır. Sonra birbiri ardına bütün kuşların adını sayıp döker. Fakat her seferinde Dursun hayır deyince pes etmek zorunda kalır.

Dursun büyük bir sevinç içinde; ha insan hamsiyu pilmez mu? deyince Temel hemen atılır.

-Hamsi saru değuldur ki?

-Boyamuşumdur.

-Kafeste midur?

-Koymişumdur.

Temel şaşırır: Peki öter mi hamsu?

-O da aldatmacasıdur bilmecenin.

2. Kendi Yapacakmış

İsviçre’de büyük bir villanın modern döşeli salonunda üç iş adamı konuşmaktadırlar. Konu yılbaşı gecesi ne yapacaklarına gelip dayandığında, saat fabrikası sahibi konuşur:

-Fabrikada işçiler greve gitti. Ne olacağı belli değil. O yüzden ben burada kalacağım. Karımı da arkadaşları ile birlikte Alplere yollayacağım. Peki siz ne yapacaksınız.

İçlerinden banker olanı burada söze karışır ve şöyle söyler:

-Biliyorsunuz dolar değer kaybediyor. Borsa alt üst oldu. O yüzden ben karımı Viyana’ya yollayacağım.

Söz üçüncü ve silah ticareti yapana gelmiştir. Arkadaşlarının meraklı bakışları altında konuşmaya başlar:

-Ben de sizler gibi bir yere gitmeyeceğim. Bizim hanımın Avrupa’da ve Amerika’da gitmediği yer yok. O yüzden arkadaşları ile birlikte Türkiye’deki Kuşadası Tatil Köyüne yollayacağım, der.

İhracatçı olan sözü bitirmiştir ki, evin sahibi olan saat fabrikatörü o anda içki servisi yapan Temel’e döner; yılbaşı gecesi karını nereye göndereceksin, diye sorar.

Temel üç zengin iş adamına bakar ve şöyle der:

-Hiç pir yere göndermeyeceğum. Kendim yatacağum.

3. Bu Cins Ayılar

Kalabalık bir belediye otobüsünde yolculuk eden Temel’in ayağına iri yarı bir adam basar. Nasırı acıyan Temel, adamın yanına yaklaşır ve sorar:

-Ula uşak sen nerelisin? Adam memleketini söyleyip, Temel’e memleketini neden merak ettiğini sorar:

-Hiç, der Temel… Bu cins ayılar hangi memlekette yetişir diye merak ettim de…

4. Penguen

İki Karadenizli arkadaş yanlarında penguen olduğu halde İstiklal caddesinde geziniyordu. Onları bu halde gören bir genç pengueni göstererek konuştu:

-Bunu hayvanat bahçesine götürsenize…

İki Karadenizli birbirlerine bakarak; olur götürelim, dediler.

Aradan iki üç saat geçmişti ki, genç ile Karadenizliler tekrar karşılaştı. Genç;

-Hani hayvanat bahçesine götürecektiniz onu!

-Cötürdük, cötürdük… Şimdu de sinemaya cötüreyorduk.

5. Ya Çıkarsa

Üç Karadenizli takalarına binip denize açılmışlardı. Karadeniz’in hırçın dalgaları arasında boğuşurken tekneye bir sandık çarptı. Üç arkadaş birbirlerine baktılar ve sandığı tekneye aldılar. Sonra aralarında şöyle bir konuşma geçti:

-Punun içinde altun olsa idu ne yapardık uşaklar?

-Paylaşurduk.

-Nasıl paylaşurduk?

-Bir saa, bir oaaa, iki pağaa…

-Niye pirer bize de iki sağaa? der içlerinden biri ve aralarında korkunç bir kavga başlar. Sonuçta üç arkadaştan ikisi ölür. Diğeri kıyıya çıktığında yakalanarak savcının karşısına çıkarılır.

Savcı: Ne oldu ise anlat bakalım?

Temel: Denuzde içinde altın dolu bir sanduğu paylaşamaduk. Onun için furdum onları.

Savcı: Peki sandık nerede?

Temel: Sandık poş idü. Ya çıkarsa demuştük de…

6. Şakaya Gelemez

Arkadaşları arasında bileği bükülmez olarak kabul edilen Cemal, Rize’nin ana caddesinde babayani pozlar içerisinde yürürken ensesinde bir tokat patlamış. Bir an için yıldızları sayan Cemal, yavaş yavaş arkasını dönüp tokadı kimin attığını anlamak istemiş. Karşısında bir insan azmanını gören Cemal bozuntuya vermemiş:

-Ula söyle pakayum, ciddu mu furdun, şakayla mı?

Halinden kendine ve vücuduna çok güvendiği anlaşılan adam gülerek cevap vermiş:

-Ciddi vurdum, ne olacak!

-Hiç, demiş Cemal… Pen şakayu hiç sevmem de…

7. Temel’in Canı Paça İsterse

Veteriner köye gelmiş, hayvanlarda bir hastalık var mı diye bakıyordu. Sıra Temel Reis’in ahırına geldiğinde hayvanların bazılarının bağlı ve tahta bacaklı olduğunu görünce şaşırıp sordu:

-Bunlar neden tahta bacaklıdır?

-Onlar mı, der Temel Reis kekeliyerek… Canımız paça istediğinde bütün hayvanu kesmeyeruz daa..

8. Fadime ile Temel

Temel nişanlısı Fadime ile birlikte ağaçların altında oturmuş konuşuyorlardır. Müstakbel kocasının tatlı sözleri arasında Fadime fısıldar:

-Temel sana apandist ameliyatı olduğum yeri göstereyim mi?

Temel heyecanlanmış, göster göster demiş. Fadime:

-Aha şu ilerideki sarı binanın üçüncü katı…

9. Eski Sülale

Temel her iki konuşmasının birinde kendi sülalesinin çok eskilere dayandığını iddia edip dururdu. Gene böyle konuşmalardan birinde ipin ucunu o kadar kaçırdı ki:

-Bizim sülale Yusuf Peygambere kadar dayanır, dedi.

Arkadaşları Temel’in bu kadar atmasına içerledilerse de gırgırı sürdürmesi için ortaya bir yem attılar:

-Ula çok ataysun… Nerede ise sülalendekilerin Nuh Peygamberin gemisine de bindiğini söyleyeceksin.

-O kadar da değil, demiş Temel. Bizimkilerin o zaman kendi takaları varmış.

10. Ceza

Din dersi öğretmeni sınıfı sözlüye çekmektedir. Bir ara sıra Temel’e gelince sorar:

-Adem Peygamberin işlediği günah nedir evladım?

-Yasak elmayı yemektir öğretmenim.

-Peki Tanrı onu neyle cezalandırdı?

-Havva ile evlendirdi ya…