Hacı Bektaş-ı Veli’nin Hayatı ve Önemi – 4 Kapı ve 40 Makam

Asıl adı Bektaş’tır. Yunus Emre ve Mevlana’nın çağdaşıdır. Osmanlı’da Yeniçeri Ocağının Pir’i sayılır. Hacca gittiği için hacı ünvanını kullanır. Onu ananlar ise daha çok Hünkar derler. 13. yüzyılda yaşanan Moğol istilası, Türkler’in Orta Asya’dan Anadolu’ya doğru göçlerinin hızlanmasına  sebep olur. Birçok derviş de bu göç edenlerin arasındadır. Hacı Bektaş-ı Veli’nin de göç eden Horasan dervişlerinden biri olduğu düşünülmektedir.

Hacı Bektaş-ı Veli Kimdir?

Hakkında bilinenler çok az olsa da pek de güvenilir olmayan bir kaynak, Hacı Bektaş-ı Veli’den sonra yazılan ve onu anlatan menkıbevi bir eser vardır. Menakıbı Hacı Bektaş-ı Veli yada Velayetname olarak bilinen bu eserde Hacı Bektaş-ı Veli olağanüstü bir kişi olarak anlatılır ve gerçekçi olmayan birçok olaya rastlanır. Yine bu eserde Hacı Bektaş-ı Veli’nin Ahmet Yesevi’den ve onun öğrencisi Lokman Parende’den ders aldığı söylenir. Soyu da peygambere dayandırılarak seyyit ilan edilir. Gerçekten ziyade, insanların düşüncesindeki Hacı Bektaş-ı Veli’nin anlatıldığı bu eserde birçok kerametten bahsedilir. Mesela küçük bir çocukken hocası Lokman Parende, Bektaş’a iki kişinin Kuran öğrettiğini görür. Yanlarına varınca o iki kişi kaybolur. Hocası Bektaş’a onların kim olduğunu sorunca Bektaş; Hz. Peygamber ve Hz. Ali olduğunu, kendisine Kuran’ı öğrettiklerini, birisinin batını(görünmeyen), diğerinin zahiri(görünen) öğrettiğini söyler.

Yada bir başka örnekte; elindeki hıyarı bıçakla ikiye bölen Hacı Bektaş-ı Veli’ye birisinin gelip; hıyarı kesmek kolay, ersen o bıçakla şu taşı kes, dediği; Hünkar’ın da sivri taşı, hıyarı kestiği küçük bıçağıyla vurup ikiye böldüğü yazar. Bu tür olaylar şeyh uçmaz, muritleri uçurur çerçevesinde değerlendirmek gerektiğini düşünüyorum. Hacı Bektaş-ı Veli menkıbeleşmiş ve efsanevi bir kahraman haline gelmiştir.

Hacı Bektaş-ı Veli ve Kardeşi Menteş’in Siyasal İkilemi

Hacı Bektaş-ı Veli, Anadolu’ya kardeşi Menteş ile geldiğinde Baba İlyas Horasaniye tabi olmuştur. Sonra da Nevşehir ile Kırşehir arasında kalan bir bölgede kendi dergahını açmıştır. Bu sırada Baba İlyas ölüp, yerine oğlu İshak geçer. Şeyh yada daha çok anılan ismiyle Baba İshak, 1240 tarihinde Anadolu Selçuklu Devletinde bir isyan çıkarır. Türk tarihindeki ilk dini nitelikli bu isyana Babailik Ayaklanması adı verilir. Bu ayaklanma iki sene kadar sürmüş ve devletin gücünü azaltmıştır. Sonra da 1243 tarihinde Moğol İlhanlı Devleti, Anadolu Selçuklu Devletini işgal etmiştir.

Babailik isyanına katılanlardan biri de Hacı Bektaş-ı Veli’nin kardeşi Menteş’tir. Menteş, Sivas dolaylarında yapılan çarpışmada Selçuklu askerlerince öldürülmüştür. Baba İshak’ın yakalanıp öldürülmesiyle biten isyana ise Hacı Bektaş-ı Veli katılmamıştır.

Hacı Bektaş-ı Veli ve Yunus Emre – Buğday mı, Nefes mi?

Hacı Bektaş-ı Veli ve Yunus Emre’nin ilginç bir karşılaşma öyküsü vardır. Moğol istilası altındaki Anadolu’da kıtlık baş gösterir. Bu sıra Suluca Karahöyük’te bulunan Hacı Bektaş denilen bir şeyhin geleni boş göndermediğinden, buğday verdiğinden bahsedilir. Yunus’da bu haberi duyar ve buğday almak için yola koyulur. Hediye olarak dağdan topladığı alıçları verip, Hacı Bektaş’ın karşısına çıkar.

Hikayeye göre Hacı Bektaş-ı Veli Yunus’a; buğday mı istersin, nefes mi istersin, diye sorar. Yunus buğday isterim, der. Hacı Bektaş ikinci ve üçüncü defa daha sorduğunda da Yunus aynı cevabı verip buğday isterim deyince, Yunus’a buğdayını verip gönderirler. Yolda böyle büyük bir Pir’in kendisine sunduğu teklifi birkaç çuval buğday için reddettiğini düşünen Yunus, pişman olup geri döner. Hacı Bektaş-ı Veli’ye buğdayı verip, nefes istediğini söyler. Ama Hacı Bektaş, nasibinin artık bu dergahtan çıktığını, Yunus’un nasibinin Taptuk Emre’de olduğunu söyleyerek onu gönderir. Bundan sonra Yunus Taptuk Emre ocağına varacaktır.

Bir elinde geyik, diğer elinde aslan tutan Hacı Bektaş-ı Veli Heykeli…

Makalat

Cenab-ı Hak ile kulu arasında hicap olan yer ve gökler değildir. Öyle tahayyül et ki aradaki hicap sen ile benim. Buradaki sen ile benden maksat aslı olmayan vücutlarımıza varlık izafe etmemizdir.

Hacı Bektaş-ı Veli’nin altı kitabı bulunmaktadır. Ama bunlardan en tanınmışı ve en hacimli olanı Makalat adlı eseridir. Tasavvuf hakkında yazılan küçük risalelerden oluşan bu kitaba makaleler anlamına gelen Makalat ismi verilmiştir. Makalat, Hacı Bektaş-ı Veli’nin insanın hakikatine ermesi için, geçmesi gerektiğini söylediği 4 kapı ve 40 makamı anlatması bakımından ayrıca önem taşır. Tasavvufun her zaman gizemli bir yanı vardır. 4 kapı ve 40 makam bu gizemi anlattığı için ilgi çekicidir.

4 Kapı ve 40 Makam

Hacı Bektaş-ı Veli, Makalat adlı kitabında insanın hakikate ulaşabilmesi için 4 kapı ve 40 makamdan geçmesi gerektiğini söyler. Bu dört kapı; Şeriat Kapısı, Marifet Kapısı, Tarikat Kapısı ve Hakikat Kapısı’dır. 4 kapıdan geçmek için de her birinden ayrı ayrı 10 makama gelmek gerekir. Bu şekilde 4 kapı ve 40 makamı geçince insan hakikatine ulaşacağını söyler.

İlk kapı şeriat kapısıdır. Şeriat kapısında; iman getirmek, ibadet etmek, sünnet ve cemaat ehlinden olmak gibi insanın pratik eylemlerini kapsayan makamlar vardır.

İkinci kapı tarikat kapısıdır. Burada makamlar daha ilginç hale gelir. İlk makam pirden el alıp tövbe etmektir. ikinci makam mürit olmaktır. Sonra nefis ile mücadele gelir. Sırayla ilerler makamlar. Hizmet etmek, korku duymak, ümit etmek ve sonunda aşk makamına ermektir. Bu makamı can’dır. Aşk, şevk, sefa ve fakirliktir.

Üçüncü kapı marifet kapısıdır. Perhiz(diyet), sabır, kanaat, utanmak, cömertlik bu kapının makamlarıdır.

Ve dördüncü kapı hakikat kapısıdır. Toprak gibi alçak gönüllü olmak, sırra ermek, hakikat sırlarını söylemek hakikat kapısının makamlarıdır. Hakikat kapısının son makamı ise Allah’a kavuşmaktır.

(Kaynak: Sorularla Alevilik ve Bektaşilik, Recep Tiryaki)

Hacı Bektaş-ı Veli’nin Türbesi ve Önemi

Hacı Bektaş-ı Veli öldükten sonra şeyhi olduğu, Nevşehir ile Kırşehir sınırında kalan dergahına gömülür. Bu dergah Orta Doğu’dan Balkanlar’a kadar ocakları bulunan ve bugün hala etkili olan Bektaşiliğin merkezi sayılır. Müze haline getirilen dergahı alevi-sunni ayırmaksızın her yıl binlerce insan ziyaret eder. Gayet iyi şekilde korunmuş olan dergah, mimari yapısıyla Unesco Dünya Mirası listesine aday gösterilmiştir. İçine girdiğinizde size tarihin apayrı bir kültürünün kokularını getirmektedir.

Alevilik Nedir? – Hacı Bektaş-ı Veli’nin İlkeleri isimli yazımız için buraya tıklayabilirsiniz.