Hukuk Kurallarından Düğünde Altın Takmaya Toplum Eleştirisi

Toplumda düzeni sağlayan kurallar vardır. Bir şeyi sana yapmanı veya yapmamanı söyleyen kurallar… Bu kuralların en başta gözükeni tabi ki hukuk kurallarıdır. Yasalar, kanunlar, mahkemeler, cezalar… Her bir şeyin açık açık belirtildiği, cilt cilt kitaplara sığmayan, eksik görüldüğü yerlerin hala tamamlanmaya çalışıldığı sistematik bir bilgi yığınıdır hukuk kuralları. Yere tükürerek çevreyi kirleten birine uygulanacak para cezasını da, kasten adam öldürmeye teşebbüsten yatılacak müebbet hapis cezasını da bu kitaplar yazar. Anarşistler her ne kadar tersini savunuyor olsalar da, insanoğlunun bir toplum halinde beraber yaşayabilmesi için zorunludur böyle kuralların olması.

Birde ikincil öneme sahip kurallar vardır. Din, gelenek veya çete kuralları gibi… Çok daha ilginçtir bu kurallar. Bazen hukuk kurallarıyla çelişir, bazen onları doğrular, bazen de hukukun hayatımızda henüz dolduramadığı yerleri doldurur bunlar. Misal racon diye bir kelime vardır. Çete kuralları olarak sayabileceğimiz kuralların genel adıdır racon. Deli Yürek, Kurtlar Vadisi gibi mafyavari dizilerin sıklıkla kullandığı bir kelimedir. Herkesin bildiği, fakat hiçbir yerde yazmayan sokağın yasasıdır adeta.

Ve din kuralları vardır. İnsanlar çok umursadıklarını söylese de, aslında pek de umursamazlar din kurallarını. Misal kara çarşaf takmış bir kadın, ölen babasından kalan mirası erkek kardeşiyle hukukunda hak verdiği gibi eşit şekilde paylaşmak ister. Oysa uğruna kara çarşaflara büründüğü dini mirasta kadına bir, erkeğe iki hak vermiştir. Yada faiz haramdır ama kimsenin umurunda değildir. Hacca gitmek için bankadan kredi çeken ilginç insanlar vardır bu memlekette.

Ve gelenekler… Yıkılması en kolay kurallar gelenekten gelme kurallardır toplumda. Yüzyıllardır sürdüğü için kimse garipsemez, bazı garip gelenekleri. Oysa acilen yıkılması gereken geleneklerimiz vardır. Mesela abartılan düğünler gibi…

Hukuku çiğnersen hapse düşebilirsin. Dini kurallara uymazsan cehennemde yanabilirsin. Eğer geleneklere uymaz da mesela düğün yapmazsan ayıplanırsın. Geleneğin yaptırımı da budur işte: Ayıplanmak! Başkaları ne der kaygısı yada buna benzer küçük düşünceler… Hiç tanımadığın akrabaların istemeyerek düğününe gelip oynayacak diye bir sene borç ödersin.

Veya düğünde altın takma geleneği… Misafirlerin bir borç öder veya bir borç verir anlamında taktıkları küçük altınların nasıl bir manevi değeri olabilir ki!