Joker’i Neden Seviyoruz? – Mahvolan Adamın Hali

Aranızda Oblomov’u okuyan var mı bilmiyorum ama orada şöyle bir şey yazıyordu:

Düşen adama el uzatın, mahvolan bir adamın haline ağlayın, onunla alay etmeyin. Sevin onu! Onda kendinizi görün ve ona kendinizmiş gibi bakın.

Joker filminde bunu gördük: Mahvolan bir adamın halini… Güldürmeye çalıştığı insanlar onunla alay ederken, biz acıyarak baktık Joker’e. Zaten bir önceki Batman Kara Şövalye filminden biliyorduk Joker’in bildiğimiz kötü adamlardan biri olmadığını. Banka soyardı ama soyduğu paraları yakan bir adamdı. İnsanlara seçenek sunardı, içlerindeki kötülük ortaya çıksın diye. Gerçekten bir şeyleri ispatlamaya mı çalışıyordu, yoksa sadece eğlenmeye mi, anlaşılmazdı. Ama o ünlü repliği mıh gibi çakıldı kafamızda:

Neden bu kadar ciddisin?

Joker psikopat bir karakterdi. Ama onu severdik. Şimdi de yeni bir Joker filmi çıktı. Çılgın planlar, bolca silah, aksiyon veya insanları sunduğu seçenekler yoktu bu filmde. Bu film Joker’in, nasıl Joker olduğunu anlatıyordu.

İçimizde küçük isyan kıvılcamları yakan bu filmin başarısı Oblomov’un da dediği gibi, düşen bir adamın haline acımamızdan, onu sevmemizden kaynaklanıyor. Ve bize aslında Joker gibi deli olmak için gereken tek şeyin kötü bir gün olabileceğinden bahsediyor.