Kristof Kolomb: Tarihin Kara Bir Lekesi – Kızılderili Katliamı

Tarihi, kazananlar yazar! İnsanlık tarihinde bir kahraman sayılan Kristof Kolomb’u yazanlar da kazananlardı. O hiç hak etmediği bir üne kavuştu. 12 Ekim 1492… Kristof Kolomb’un Amerika Kıtasına ayak bastığı, yani yeni dünyayı keşfettiği gün… Amerika’nın yerli halkı Kızılderililer için ise sonun başlangıcı…

Kristof Kolomb Amerika Kıtasına ayak basmadan önce yeni dünyanın kuzeyinde Apache, Comache gibi kabileler yaşarken, orta  ve güneyde Maya, Aztek, İnka gibi uygarlıklar yer almaktaydı. 500 civarındaki Kızılderili boy ve kabilelerin toplam nüfusunun yaklaşık 40-50 milyon olduğu tahmin ediliyordu. Yeni dünyanın Kızılderili sakinleri ilkel insanlardı. Çoğu yarı göçebe şekilde yaşıyordu. Yine de tapınakları, mimarisi, matematiği ile ilgi çekici özellikler gösterenler de vardı.

Kristof Kolomb gemileri ile Bahama Kıyılarına yanaştığında Kızılderililer onları tanrısal varlıklar gibi karşıladı. Öyle ki yüzen adalara(gemilere) binen bu yabancılar, üstlerinde zırhları ve kılıçları ile de görkemli gözüküyorlardı. Bazı Kızılderililer ilk defa gördükleri kılıcın ne olduğunu anlamak için ona elliyor ve ellerini kesiyorlardı.

Son derece sade, dürüst ve aşırı düzeyde eli çok insanlar. Herhangi birinden sahip olduğu herhangi bir şeyi isteyince hemen veriyorlar. Başkalarına olan sevgileri kendi özlerine olandan çok daha fazla.

diyordu Kristof Kolomb. Ve sonra da şöyle ekliyordu:

Bunlardan çok iyi hizmetkar olur. Sadece elli adamla adadaki tüm yerlilerin hepsine kolayca boyun eğdirebiliriz ve her istediğimizi yaptırabiliriz.

Kristof Kolomb Amerikayı Keşfettikten Sonra

Madem ki doğal, kutsal ve insani bütün kanunlar (kimseye zararı dokunmayan, yumuşak ve uysal yerli pasifik halkına karşı işlenen) bu eylemleri yasaklar, kınar ve lanetler; susarsam zorbaların yok ettiği vücut ve ruhlardan sorumlu olurum.

Bu sözcükler İspanyol bir rahibin Amerikan Kıtasındaki yerlilere yapılan İspanyol zulmünü Kralına anlatma çığlığıdır. Rahip Bartolomeo de las Casas… Amerika’da Kızılderililere Hristiyanlığı yaymaya çalışan bir misyoner… Eğer İspanya Kralının haberi olursa, Kızılderililere yapılan bunca zulme müsaade etmeyeceğini düşünerek uzunca bir mektup yazar. 50 senedir Amerika’da misyonerlik faaliyetinde bulunan, Kızılderilileri Hristiyanlığa çağıran rahip, mektubunda onların çok uysal ve Hristiyanlığı da kabul etmeye istekli olmalarına rağmen, Amerika’daki İspanyolların yaptıkları zulümler karşısında bunun artık imkansız hale geldiğini belirtmiştir.

Para çoğu zaman dine galebe çalar. Amerika’da da böyle olmuştur. Ama İspanyol Rahip’in anlattıklarına bakılırsa Kızılderililer için bu durum en vahşi bir şekilde, hiçbir ahlaki norm gözetilmeden olmuştur.

Kristof Kolomb’un ve İspanyolların yeni dünya Amerika’da aradıkları ilk şey altın olmuştur. Kızılderili yerli halk için altının bir değeri yoktur. O yüzden istedikleri altını tanrısal varlıklar olarak gördükleri yabancılara isteyerek sunmuşlardır. Kolomb seyir defterinde şöyle yazar:

Ellerinde ne varsa, önerdiğimiz herhangi bir ıvır zıvır karşılığında veriyorlar. Karşılık olarak kırık çanak ya da cam parçalarını bile kabul ediyorlar. Başkalarının malında hiç gözleri yok. Altında veriyorlar, su kabağı da…

Altından sonra ise köle ticareti başlar.  Kızılderililer barışçıl ve naif insanlardır. Kırılgan bir yapıları vardır. Köle olarak satılan milyonlarca Kızılderili; ağır çalışma koşulları, salgın hastalıklar ve yetersiz beslenme gibi sebepler yüzünden hayatını kaybetmiştir. Bazı Kızılderililer de inci avlamak için kullanılırlar. Sabahın erken saatinden gün batımına dek yerliler suyun altında inci ararlar. Suyun üstünde sandallarla İspanyollar nöbet bekler ve fazla dinlenenleri kırbaçlayarak işlerini yapmaya zorlarlar. Soğuk, yetersiz beslenme ve köpek balıkları… Burada da Kızılderilileri bekleyen son bunlardır.

Kızılderili Soykırımının Sebebi Neydi?

Rahibi dinleyelim:

Bu topraklara vahşi hayvanlar gibi giren, önüne geleni parçalayan, öldüren, korku salan İspanyolların bu talanı 40 yıldır devam ediyor. Şimdiye kadar görülmemiş bir kötülükle dokundukları her yere acı ve üzüntü veriyorlar. … İspanyol Adasına(ilk çıktıkları adalardan biri) ilk çıktığımızda ada nüfusu 3 milyon iken bugün sadece 200’lerde… Dünyanın belki de en verimli toprakları yakılıp yıkılmış durumda. Küba Adası neredeyse bomboş… Güzel San Juan ve Jamayka Adaları da öyle… Geants Adaları ve irili ufaklı 60’tan fazla adadan meydana gelen Lucayes Adalarında da artık kimse yaşamıyor.

Peki bunun sebebi neydi? Tabi ki İspanyolların doymak bilmeyen aç gözlülüğü, sömürge anlayışları, hırsları… Ve tüm bunların karşısında savaşmayı bilmeyen ve itaatkar olan Kızılderililer… Büyük bir kaşif, hatta dünya tarihi açısından kahraman olarak tanıdığımız Kristof Kolomb…

O Güney Amerika Kıtasındaki Kızılderili soykırımının baş müsebbibi…

O bir kahraman değil!

O tarihin kara lekelerinden biri!

Propaganda Nedir adlı yazımıza da tıklayarak ulaşabilirsiniz.