Malazgirt Savaşı – Sultan Alparslan ve Romen Diyojen

Bir zamanlar iki büyük hükümdar yaşadı. İkisi de cesur, ikisi de cengaver, ikisi de yiğit adamlardı. Bunlardan biri Selçuklu Hükümdarı Sultan Alparslan, diğeri Bizans İmparatoru Romen Diyojen‘di. Malazgirt’te dünyanın en büyük kitle imha savaşlarından biri yaşandığında imparator esir, sultan galipti.

Romen Diyojen – Kısa Sürecek Acılı Bir Hikaye

Diyojen, soylu bir aileden geliyordu. Babası gibi, Romen Diyojen’de iyi bir askerdi. Babası, Bizans Kralı olmak için ihtilal yapmış, lakin başarısız olmuştu. Sonra hapisteyken intihar etti. Romen Diyojen’de babası gibiydi. O da Bizans Kralı’nı devirmek için ihtilal yaptı. Ama o da başarısız oldu. Kral onu önce hapsetti. Sonra da bu değerli komutanını Kapadokya’ya sürgüne gönderdi.

Bizans hakimiyetindeki Anadolu toprakları Türk akıncılar tarafından yağmalanıyordu. Bizans buna çare bulmaya çalışırken, yaşlı kral ölünce ülkeyi Kraliçe idare etmeye başladı. Taht ve taç sahibinin sürekli değiştiği Bizans’ta, Kraliçe daha önce kocasına karşı ihtilal girişiminde bulunan Romen Diyojen’i, sürgün ettiği Kapadokya’dan İstanbul’a çağırdı. Önce onu Bizans Ordularının Kumandanı yaptı. Ardından da evlenip, Romen Diyojen’in başına kral tacını kendisi taktı. Yeni Bizans Kralı başarılı bir asker ve karizmatik bir lider olan Romen Diyojen oldu.

Diyojen, Kral olduktan sonra doğudaki Selçuklu tehlikesini kökünden çözmek için büyük bir ordu topladı. Sayısı 200.000’e yaklaşan Bizans ordusunda, Balkanlar’da yaşayan Sırplar, Macarlar, Peçenek ve Uz Türkleri de paralı asker olarak yerlerini almıştı. 26 Aralık 1071 sabahı iki ordu Malazgirt’te karşılıklı olarak savaş düzenine göre dizilmişlerdi.

Romen Diyojen’in Bizans Kralı tacını giydiği yer – Ayasofya

Sultan Alparslan ve Malazgirt Konuşması

26 Ağustos 1071 Cuma günü… Bir uçta Romen Diyojen’in 200.000 kişilik, ağır zırhları, mancınıklarıyla devasa Bizans ordusu; diğer tarafta 54.000 süvarilik, Sultan Alparslan’ın komuta ettiği Selçuklu Ordusu… Malazgirt’te, Selçuklu ordugahında önce ezanlar okundu. Kefenim olsun diyerek taktığı beyaz elbiseleriyle Cuma Namazını bizzat Sultan Alparslan kıldırdı.  Elindeki oku ve yayı yere bıraktı. Ve şöyle söyledi:

Bugün bu ok ve yay bize fayda sağlayamaz.

Bütün askerlerde ok ve yaylarını bıraktılar. Düşmanın mancınıkları vardı. Selçuklu ordusunun, düşmanını yenmek için hızlı davranması, mancınıklarını atmaya fırsat vermeden göğüs göğüse çarpışması gerekiyordu. Türklerin savaş kazanmalarındaki en önemli araçlardan biri olan ok, burada kullanılamayacaktı.

Ve beyaz elbiseleri içinde Sultan Alparslan, Malazgirt’te askerini heyecana getiren o müthiş nutkunu atmaya başladı:

Askerlerim! Kafirlerin sayısı hesap edilemeyecek kadar çoktur. Onların yanında mancınıklar ve pek çok savaş aletleri vardır. Başarılı olabilmemiz için kendileriyle uzaktan değil, içlerine kadar girerek göğüs göğüse savaşmamız; mancınıklarını kurmalarına, savaş aletlerini kullanmalarına izin vermememiz gerekir. Sayımız az olsa da, ben minberlerde, hem bize hem de Müslümanlara dua edilen bu vakitte düşmana saldırmak istiyorum. Bu vakit bütün minberlerde İslam orduları için dua edilen bir vakittir. Halk da bu dualara amin diyecektir. Belki de Allah onlardan birisinin duasını kabul eder. Ya Aziz ve Celil olan Allah’ın yardımıyla amacım olan zafere ulaşır, yada şehit olarak cennete giderim. İçinizden beni takip etmek isteyenler arkamdan gelsin. Yaşamayı seven ve geri dönmek isteyenler ise kendilerine karşı bir kınama olmaksızın geri dönebilirler. Burada artık Allah’tan başka emir veren ve yasaklar koyan bir Sultan yada emirlere icabet eden bir asker yoktur. Bende sizlerden biriyim ve bugün sizinle birlikte savaşacağım. Biz, Müslümanların eskiden beri yaptıkları gibi gaza yapma arzusundayız. Hep birlikte İslam dinine ve Peygamberin şeriatına yardım edelim. Benim ardımdan gelerek canlarını Allah’a hibe edenler için cennet ve ganimet, bırakıp gidenler için cehennem ve sefalet vardır. 

Malazgirt Savaşı – 26 Ağustos 1071 Büyük Zafer

200.000 askere sahip Bizans ordusunu, 54.000 bin askeriyle tamamen imha eden Sultan Alparslan bu savaşı nasıl kazandı?

Öncelikle bilinenin aksine savaş sırasında Bizans ordusundaki Hristiyan Türkler, Selçuklu safına geçmedi. Selçuklu safına geçenler, savaştan önceki günün sabahında geçmişlerdi. Yine bilinenin aksine bütün Peçenek ve Uz Türkleri Selçuklu tarafına geçmedi. Çoğu Bizans tarafında savaştı.

Bizans askerleri sayıca kalabalık, ağır zırhlara sahip ve tam donanımlı askerlerdi. Çoğu piyadelerden oluşuyordu. Ama Sultan Alparslan bunu kendisine bir avantaj olarak kullandı. Bizans askerleri ne kadar zırhlı ise, Selçuklu askerleri tersine o kadar zırhsızdı. Hatta Alparslan, askerlerine ellerindeki ok ve yayı bile attırdı. Bu şekilde küçük ama manevra kabiliyeti yüksek ve hızlı süvari birlikleri ile savaşacaktı. Zırhlı Bizans askerlerinin ise manevra kabiliyeti çok düşüktü.

Savaşın kaderini değiştiren şey ise Türklerin geleneksel Turan Taktiğini, Sultan Alparslan’ın başarılı bir şekilde uygulamasıyla oldu. Saldırı başladıktan biraz sonra Alparslan’ın merkezdeki zırhı hafif ama hızlı birlikleri sahte ricat denilen hareketle geri çekildi. Onları kovalamaya başlayan Bizans kuvvetleri farkında olmadan hilal şeklinde dizilmeye başlayan Selçuklu kuvvetlerinin içine girdi. Hilal şeklinde dizilen Selçuklular iki ucu da birleştirip, Bizans kuvvetlerini çembere alınca kurt kapanı sağlanmış oldu. Artık devasa Bizans ordusu bütünüyle imha edilecekti. Romen Diyojen esir alınmıştı. Şimdi Sultan Alparslan’ın yanına götürülüyordu.

 

Romen Diyojen ve Sultan Alparslan Arasında Geçen Diyalog

Yaralı ve esir halde Sultan Alparslan’ın çadırına götürülen Romen Diyojen hiç de korkak bir adam değildi. Başta dediğim gibi onlar iki yiğit, iki cesur adamdı. Ve İmparator Romen Diyojen, Sultan Alparslan’ı görür görmez şöyle söyledi:

-Şimdi, memleketim ve kaderim senin ellerindedir: Beni tarizlere ve sert sözlere muhatap kılma, ne istersen yap.

Bizans İmparatoru ve Sultan Alparslan arasındaki tarihe altın harflerle kazınası diyalog şöyle devam etti:

Alparslan – Sen galip gelseydin, bana ne yapardın.

Diyojen – Sana korkunç muamele yapılmasını emrederdim

Alparslan – Benim sana ne yapacağımı düşünüyorsun?

Diyojen – Şu üç şeyden biri: Ya öldürteceksin, ya bütün memleketinde dolaştırarak teşhir edeceksin, ya da üçüncü ihtimali söylemeye değmez, zira kabul etmezsin.

Alparslan – O neymiş?

Diyojen – Af, bir fidye kabulü ve bir anlaşma. Ve benim, memleketime bir esirin, naiblerinden biri ve senin Anadolu’da vekilin olarak gönderilmem: Ölümüm, yerime bir başka hükümdar getirileceğine göre, sana hiç bir fayda temin etmez.

Alparslan – Benim aftan daha başka bir niyetim var. Fidye vererek kendini kurtar.

Romen Diyojen ve Sultan Alparslan’ın Beklenmeyen Sonları

Bizans İmparatoru Romen Diyojen bu konuşmanın arkasından serbest bırakıldı. İstanbul’a gönderildi. Lakin savaşta esir düşen imparator yerine, Bizans’ta çoktan yeni kral seçilmişti. Romen Diyojen, Bizans askerleri tarafından yakalandı. Gözlerine mil çekilip Kınalı Ada’da hapis ettiler. Lakin gözleri enfeksiyon kapan Romen Diyojen birkaç gün sonra ölecekti.

Sultan Alparslan ise Malazgirt zaferinden sonra çok daha ünlendi. Etraftaki beyliklerin desteğini de alarak büyük bir orduyla Maveraünnehir’e sefere çıktı. Yol üzerindeki kuşattığı ve sonunda esir ettiği bir kale kumandanı tarafından, üzerinde sakladığı küçük bir hançerle suikaste uğrayıp öldürüldü. Sultan Alparslan kefeniyle savaştığı Malazgirt Savaşında zafer kazanıp, bu küçük kale kumandanı tarafından öldürülmesine kibrinin sebep olduğunu söyleyerek 1072 yılında vefat etti.