Mane Thece Phares – Babil’in Karanlık El Kehaneti

Tarihin yazdığı en gizemli devletlerinden biri Babil‘dir. Tıpkı Sümerliler, yada Asurlular gibi Orta Doğu’da, Mezopotamya’da insanlığın ilk medeniyetlerinden birini kurmuştur Babil İmparatorluğu. Özellikle Tanrıları Marduk’a ulaşmak için killi topraktan yaptıkları Babil Kulesi, kutsal kitaplarda bile bahsi sıkça geçen bir konu olmuştur.

Babil Devleti M.Ö. altıncı yüzyılda son hükümdarı Baltazar dönemini yaşamaktadır. Baltazar bir gece sarayında dolaşırken gövdesi olmayan kanlı bir el görür. Bu kanlı el Babil’in son Kralının sarayına şu üç kelimeyi yazmaktadır:

Mane, Thece, Phares!

Baltazar, bu üç kelimenin manasını bilemez. Bu kelimelerin manasını çözmek için, Babil’de sürgün olarak yaşayan Yahudilerin içinde Danyal(Danial) adlı peygamberi buldurtup anlamlarını sorar. Danyal Peygamber, bu üç kelimenin şu anlama geldiklerini söyler:

Mane: Krallığının günleri sayıldı ve bitti!

Thece: Terazide tartıldın ve eksik çıktın!

Phares: Devletin yıkılacak!

Marduk'a ulaşmak için yapılan 7 katlı 90 metre yüksekliğinde temsili Babil Kulesi resmi.
Marduk’a ulaşmak için yapılan 7 katlı 90 metre yüksekliğinde temsili Babil Kulesi resmi.

İncil ve Kuran’da Geçen Babil Sihri

Melek gür bir sesle bağırdı: 
Yıkıldı! Büyük Babil yıkıldı! 
Cinlerin barınağı, 
Her kötü ruhun uğrağı, 
Her murdar ve iğrenç kuşun sığınağı oldu. 

İncil

Babil, yok olduktan sonra bile adı büyüyle, efsunla anılagelen gizemli bir devlet, hatta medeniyet olmuştur. Kuran’da Bakara Suresi 102. ayette geçen Harut ve Marut adlı iki meleğin insanlara sihri öğretmesi yine Babil’de gerçekleşir.

Onlar, Süleyman’ın hükümranlığı hakkında şeytanların uydurup söylediklerine uydular. Gerçek şu ki Süleyman kâfir olmadı, fakat şeytanlar kâfir oldular; çünkü insanlara sihri, Bâbil’de iki meleğe, Hârût’la Mârût’a indirileni öğretiyorlardı. Halbuki bu iki melek, “Biz ancak imtihan vasıtasıyız; sakın küfre sapma!” demedikçe hiç kimseye bilgi vermezlerdi. Fakat onlar bu iki melekten, karı ile koca arasını açacak şeyleri öğreniyorlardı. Oysa Allah’ın izni olmadıkça onunla hiç kimseye zarar veremezlerdi. Yine de kendilerine fayda sağlayanı değil zarar vereni öğreniyorlardı. Andolsun onlar, bunu (sihir) satın alan kimsenin âhiretten nasibi olmadığını çok iyi biliyorlardı. Karşılığında kendilerini sattıkları şey ne kötüdür, bir bilselerdi!

Kuran

Boynuzlu Musa Heykelini Sırrı Nedir? Musa’nın Hükmü isimli yazı için tıklayın.