Nelson Mandela – Siyahilerin Eşitlik Mücadelesi

Nelson Mandela

Artık dünyada kahramanlar ellerinde kılıçla gezen Orta Çağ şövalyeleri değil… Zamanımızın kahramanları düşmanlarını öldürmekle değil, düşmanlıkları ortadan kaldırmakla kahraman oluyor. İşte Nelson Mandela da düşmanı değil, düşmanlığı ortadan kaldıran bir lider olarak modern zamanımızın tüm insanlar için kabul edilen bir kahramanı…
Kast sistemi; insanın doğumundan ölümüne toplumsal statüsünün belli olması demektir. 1992 yılında yürürlükten kaldırılmadan önce Güney Afrika’da apartheid olarak isimlendirilen kast sistemi kanunları geçerliydi. Başta Afrika’nın yerlileri olan siyahiler ve Asyalı diğer ırklar; beyazlardan ayrılıyordu. Nüfusun sadece yüzde on beşini oluşturan beyazlar, ülkenin bütün zenginliklerini denetliyordu. Kullanılabilir alanların çoğu onlara aitti. Sanayileri beyazlar işletiyordu. Silahlı kuvvetler ve polis teşkilatında bir tek siyah adam yoktu. Siyahilerin oy hakkı yoktu. Siyaset beyazların tekelindeydi.

Buna karşılık nüfusun üçte ikisine yakınını oluşturan siyahlar kendi ülkelerinde yoksulluğa terk edilmişlerdi. Yalnızca beyaz azınlık için çalışmalarına izin veriliyordu. Bir şeylerin yanlış olduğunun farkındaydılar. Apartheid kanunlarına karşı durmaya başladılar. Yaptıkları mücadele içlerinden kahramanlar çıkaracaktı. İşte o kahramanlardan biri ve en önemlisi Nelson Mandela olacaktı.

Nelson Mandela’nın Hayatı

1918’de küçük bir köyde doğdu. 9 yaşındayken babası hastalıktan öldü. Koyun, keçi güttü, çobanlık yaptı. İngilizce olan Nelson adı ona ilkokuldayken hocası tarafından verildi. Gerçek adı ise Madiba’ydı. Üniversiteye gitti. İlk protestosunu orada yaptı. Okuldan atıldı. Başka bir üniversitede hukuk eğitimini tamamladı. 1942’de Güney Afrika’nın ilk siyahi avukatı oldu. 1944’de ırk ayrımcılığına karşı kurulmuş olan Afrika Ulusal Kongresi(ANC)’ye katıldı. ANC’de bu sırada Nelson Mandela ve beraberindeki arkadaşlarıyla yeni bir yapılanmaya gitti. Komünist çizgiden uzaklaşıp, Afrika’yı Afrikalıların kurtaracağı yönünde bir Afrika Milliyetçiliği çizgisine kaydı.

Başlarda pasif direniş ile siyahilerin Güney Afrika’da beyazlarla eşit hakları kazanabileceğini umuyordu. Ancak bu inancı çok sürmedi. Güney Afrika’nın ırkçı beyaz hükumetinin siyahlara olan baskısını daha da arttırması onu yeni yollar denemeye itti. Karşılık verilecekti. Artık devlet binalarına, üretim tesislerine sabotajda bulunuyor, kamu mallarına zarar vererek intikam almaya çalışıyordu. Lakin bu durum da fazla sürmedi. 1962’de yakalandı. Ömür boyu hapis cezasına çarptırıldı.

27 yıllık bir esaretten sonra dünyada ve ülkesinde çok şey değişmişti. Güney Afrika’nın beyaz başkanı bunun farkındaydı. Gerek ülkedeki siyahi çoğunluğun isyanını engellemek gerekse de dış dünyanın artan baskısı, Güney Afrika’da rengi fark etmeksizin daha demokratik bir yapıya geçmeyi şart kılıyordu. Mesele ise bu değişimin kanlı mı kansız mı olacağı ile ilgiliydi.

İşte Nelson Mandela’nın tüm dünyada saygı görecek bir lider olmasını sağlayan şey tam olarak burada başladı. 27 yıl süren esaret hayatı ona affetmeyi öğretmişti. Beni özgürlüğe kavuşturacak kapıdan geçerken, öfkeyi ve nefreti geride bırakmazsam, hapiste kalmaya devam edeceğimi biliyordum; diye söylemişti. O kendisine yapılanları affetti. Kendisinin ve ırkının çektiği acıların intikamını almaya çalışmadı. Onun yerine siyahın ve beyazın eşit olduğu, birinin diğerine üstün olmadığı bir yönetimi savundu.

Güney Afrika bu sancılı günlerini yaşarken ülkede şiddet en üst seviyede yaşanıyordu. Siyahlar gerek kendi aralarında çatışıyor, gerekse de beyaz polisler siyahi protestolara sert müdahalelerde bulunuyordu. Nelson Mandela ise bu sırada gittiği her yerde barış mesajları veriyordu. Artık siyahiler de oy verebilecekti. Gerçekte söylemiş midir bilemiyorum ama Nelson Mandela: Özgürlüğe Giden Uzun Yol adlı müthiş biyografi filminde siyahileri teskin etmek için söylediği muhteşem bir cümlesi var: Beyazlarla olan savaşı kazanmamızın ihtimali yok ama seçimi kazanabiliriz.

Öyle de oldu. 1994’teki siyahların da oy verdiği Güney Afrika’daki ilk demokratik seçimde Nelson Mandela’nın genel başkanı olduğu ANC Partisi yüzde 62 oy almayı başardı. Böylece Güney Afrika’nın ilk siyahi başkanı oldu. 27 yıl süren esaret hayatı ona affetmeyi öğretmişti. O da kendisine yapılanları affetti. Halkının büyük çoğunluğunun oyunu almış bir lider olarak, kendisinin ve ırkının çektiği acıların intikamını almaya çalışmadı. Onun yerine siyahın ve beyazın eşit olduğu bir yönetim anlayışını getirdi. 2013 yılında öldüğünde gerisinde eşine az rastlanacak bir hayat hikayesiyle, tüm dünyanın saygısını kazanmış siyahi bir lider olarak tarihe geçti.

Kaynak: Bu yazıda Anthony Giddens’ın Sosyoloji kitabının Tabakalaşma ve Sınıf adlı bölümünden faydalanılmıştır.

Siyahilerin Amerika’daki eşitlik mücadelesi için aşağıya tıklayabilirsiniz.

Nelson Mandela Mithat Bereket Röportajı

Amerika’da Siyahiler Neden Kötü Kalmak Zorunda?