Oligarşinin Demir Kanunu – Demokrasi Yoktur!

Oligarşinin demir kanunu kısaca şu demektir: En özgürlükçü, katılımcı, demokratik örgütlerin bile zamanla demokratik özelliklerini yitirmesi ve karar alıcıların dar bir çekirdek ekibe indirgenmesidir. Bu durum devlet, vakıf veya dernek gibi her örgütlü yapılanma için geçerlidir. Örgütün büyümesiyle birlikte, karar alıcı kişilerin sayısının küçülmesi, örgütün tüm kararlarının çekirdek bir kadro tarafından alınmasıdır. Böylece baştaki demokratik yapı yerini oligarşiye bırakmış olur. Bu yüzden oligarşinin demir kanunu fikrini ortaya atan Robert Michels’e göre demokrasi yoktur. Çünkü eninde sonunda her türlü demokrasi, oligarşiye dönüşecektir.

Platon en iyi yönetim biçimi olarak monarşiyi önerir. Ona göre ya filozoflar kral olmalı yada krallar filozof olmalıdır. Öğrencisi Aristoteles ise tek bir yönetim biçiminin iyi veya kötü olarak değerlendirilemeyeceğini söyler. Aristoteles’e göre iyilik ve kötülük yönetim biçimlerinde değil, yönetimi elinde tutan iktidar sahiplerinde olan vasıflardır. Mesela devleti soylu bir azınlık yönetiyor olabilir. Aristoteles bunun iyi bir yönetim biçimi olan aristokrasi olduğunu söyler. Ama devleti zengin bir azınlık da yönetiyor olabilir. Yine azınlığın yönetimi olmasına rağmen bu sefer ki kötü bir yönetim biçimi olan oligarşi olur. Gerek Platon, gerekse de Aristoteles demokrasiyi; ayak takımının yönetimi olarak görmüşlerdir.

Platon’dan ve Aristoteles’ten sonra da birçok filozof, bilge, alim, siyaset bilimci yönetim biçimleri hakkında bir şeyler söyledi. Siyaset biliminin kurucusu sayılan Niccola Machiavelli’ye göre yönetim biçimi pek de önemli değildi. Önemli olan bir şekilde yönetimi ele geçirmiş olmaktı. Günümüzden birkaç yüzyıl önce yaşamış Ortega Y Gasset’e göre ise toplumu soylular yönetmeliydi. Çünkü kitleler her yeri ele geçiriyordu ve demokrasi çılgınlığı medeniyetin felaketi olacaktı.

Tüm bunlara karşın demokrasi önce Amerikan Bağımsızlık Bildirgesi ardından da Fransız İhtilali sonunda kabul edilen Fransız Yurttaş ve İnsan Hakları Bildirgesiyle yükselen bir değer haline gelmişti. Günümüze kadar da diğer tüm yönetim sistemlerine baskın gelmiş, genel kabul görmüştür. Fakat Robert Michels adında biri çıkıp bütün bunların dışında bambaşka bir söz söyleyecekti. Ona göre demokrasi asla gerçekleşmeyecek, bütün demokratik yapılar oligarşiye dönecekti. Bu tarihin değişmez bir yasası, oligarşinin demir kanunuydu.

Oligarşinin Demir Kanunu – Robert Michels

Alman bir sosyolog olan Robert Michels, Siyasal Partiler adlı eserinde oligarşinin demir kanunu diye kavramlaştırdığı, her zaman için geçerli olacak olan bir tarih yasası ortaya attı. Siyaset biliminde bu yeni kavram çok çabuk kabul gördü. İlk yayınladığı tarihten bu yana hala popülerliğinden ve haklılığından bir şey kaybetmedi. Bunu Türkçe’ye farklı çevirilerde oligarşinin demirden yasası yada tunç kanunu gibi okumak da mümkündür. Anlamı her demokratik örgütün, yapısı büyüdükçe oligarşiye dönmesinin demir gibi eğilmez bükülmez bir tarih yasası olmasıdır.

Robert Michels’e göre çoğunluk kendi kendini yönetmekten acizdir. Bir lidere, kendilerini yönetecek birine ihtiyaç duyarlar. Çoğu insan doğası gereği yönetilmeyi ister, başında bir yönetici arar. Bu da devletin varoluşunu açıklar. Devlet toplumun içinden çıkan, toplumu yöneten örgütlü bir azınlıktır. Burada en temel olan şey şudur: Azınlık! Robert Michels’in devletlerin yapısını incelediğinde vardığı ilk sonuç budur: Azınlık çoğunluğu yönetmektedir. Bu durum demokrasinin temel ilkelerine aykırı bir şeydir. İşte düşüncelerini bu aykırılık üzerine kuran Michels’in fark ettiği şey; başta devlette olmak üzere demokratik olarak kurulan bütün örgütlü yapıların zamanla büyüyerek demokratik özelliklerini kaybetmesidir.

İktidarı ele geçirenler başlangıçta ne kadar demokratik değerler öne sürseler de örgüt büyüdükçe, karar verici mekanizma bunun tersi olarak giderek küçülür. Sonunda her şeye karar veren çekirdek bir ekip ortaya çıkar. Bu kısaca demokrasinin oligarşiye dönmesidir. İktidarı kazanan ve gittikçe daha da büyüyen örgütte karar verme yetkisi tabana doğru yayılmaz. Onun tersine daha da büyüyen örgütü yönetmek, piramidin üstündeki birkaç kişinin işi olmuştur. Başlangıçtaki demokratik değerlerden uzaklaşılmıştır. Üstelik tarihin bu oligarşik yasası sadece devlette değil; başta sendikalar, siyasal parti, dernek, vakıf gibi büyük diğer örgütlü yapılarda da ortaya çıkar.

Bu yüzden Robert Michels’a göre demokrasi diye bir şey yoktur. Demokrasi diye bir şey gerçekleşmeyecektir. Demokrasi adına gerçekleşebilecek en iyi durum; oligarşik siyasal partiler arasındaki yarışmadan ibarettir.

Tarihte Adalet Yoktur! – Sıkça Söylenen Asla Görülmeyen Şey

Devlet Nedir? – Devletin Kökenine Dair 6 Teori