Ömer Hayyam Rubailerinden 15 Örnek

Ömer Hayyam Rubaileri

Ömer Hayyam’ı daha çok şiirleri ile bilsek de, kendisi büyük bir matematikçi, astronom ve filozoftur. İranlı olan Ömer Hayyam’ın doğum ve ölüm tarihleri, bazı kaynaklara göre farklılık gösterse de XI. yüzyılın ortalarında doğduğu, XII. yüzyılın ilk çeyreğinde öldüğü kabul edilmektedir.

 

Büyükse de isyanım, kötülüklerim,

Yüce Tanrı’dan umut kesmiş değilim;

Bugün sarhoş ve harap ölsem de yarın

Rahmete kavuşur elbet kemiklerim.

 

Hayyam rubailerinde akıcı, yapmacıksız bir dil kullanmıştır. Zaman zaman iğneli ve nükteli, zaman zaman ise kaba ve alaycı bir tarzda adaletsizliklerin karşısında durmuştur. Akıl ve sağduyuyu elden bırakmayarak şiirler oluşturmuştur.

 

Tanrım bir geçim kapısı açıver bana ;

Kimseye minnetsiz yaşamak yeter bana;

Şarap içir, öyle kendimden geçir ki beni

Haberim olmasın gelen dertten başıma.

Ömer Hayyam

Aşk, şarap, yaşama sevinci, geçmişin ne olduğu bilinmediği gibi geleceğin de ne olacağının bilinemeyeceği, bu nedenle yaşanan andan ve yaşamdan zevk alma gibi konuları işler.

 

Rahmetin var, günah işlemekten korkmam;

Azığım senden, yolda çaresiz kalmam;

Mahşerde lütfunla ak pak olursa yüzüm

Defterim kara yazılmış olsun, aldırmam.

 

Hayyam’ın, rubailerinde şarap ve aşk konusuna ilgisinden dolayı, kaba bir hazcılık yaptığını söylememiz yanlış olur. Hayyam şiirlerini yaşamın ve insanın önemi üzerine oluşturmuştur. Dünyanın gelip geçici olmasından dolayı, dünya zevklerinden olabildiğince yararlanma ve yaşamın tadını çıkarma düşüncesindedir.

 

Ey zaman, bilmez misin ettiğin kötülükleri ?

Sana düşer azapların, tövbelerin beteri.

Alçakları besler, yoksulları ezer durursun:

Ya bunak bir ihtiyarsın ya da eşeğin biri.

 

Bu dünyaya olan bağlılığı, cenneti ve cehennemi insanın içinde ve dünyada arayan görüşü, toplumsal ve dinsel kuralları boş vermiş görünmesi ve bunları rubailerinde iğneleyici şekilde yansıtması Hayyam’ın özelliklerindendir.

 

İçin temiz olmadıktan sonra

Hacı hoca olmuşsun, kaç para!

Hırka, tespih, post, seccade güzel:

Ama Tanrı kanar mı bunlara?

 

Hayyam’ın kendi eli ile yazılmış eseri bulunmamaktadır. Dörtlükleri ölümünden sonra birer ikişer yazılmıştır. Hangi eserin Hayyam’ın, hangi eserin başkalarının olduğu kesin olarak söylenemez.

 

Felek ne cömert aşağılık insanlara!

Han hamam, dolap değirmen, hep onlara.

Kendini satmayan adama ekmek yok:

Sen gel de yuf çekme böylesi dünyaya!

 

 

Varlığın sırları saklı senden, benden;

Bir düğüm ki ne sen çözebilirsin, ne ben.

Bizimki perde arkasında dedikodu:

Bir indi mi perde, ne sen kalırsın, ne ben.

 

 

Yel eser, umutlar savrulur gider;

Sensiz, bensiz kalır bağlar bahçeler;

Altın gümüş nen varsa harcamaya bak!

Ölür gidersin, düşmanın gelir yer.

 

 

Dünyada akla değer veren yok madem,

Aklı az olanın parası çok madem,

Getir şu şarabı, alsın aklımızı:

Belki böyle beğenir bizi el alem!

 

 

Dünya ne verdi sana? Hep dert, hep dert !

Güzel canın da bir gün uçar elbet.

Toprağında yeşillikler bitmeden

Uzan yeşilliğe, gününü gün et.

 

 

Ömer Hayyam Rubai

 

Şarap sen benim günüm güneşimsin !

Öyle bir dolsun ki seninle içim.

Bir bildik görünce beni sokakta:

Ne o şarap, nereye böyle ? desin.

 

 

Dedim: Artık bilgiden yana eksiğim yok;

Şu dünyanın sırrına ermişim az çok.

Derken aklım geldi başıma, bir de baktım:

Ömrüm gelip geçmiş, hiçbir şey bildiğim yok.

 

 

Bir elde kadeh, bir elde Kuran;

Bir helaldir işimiz, bir haram.

Şu yarım yamalak dünyada

Ne tam kafiriz, ne tam Müslüman!

 

 

Eşi dostu verdik birer birer toprağa;

Kiminden bir taş bile kalmadı ortada.

Sen, yorgun katır, hala bu kalleş çöldesin:

Sırtında bunca yük, yürü bakalım hala.

 

 

Gözüm, kör değilsen, bunca mezarı gör;

Dünyayı saran yalan dolanları gör;

Krallar, padişahlar çürüyüp gitmiş:

Ela gözlerine kurt dolanları gör!

Ömer Hayyam Viki

Ömer Hayyam’ın Şiirlerinde İşlediği Konular ve Örnekler