Osmanlı İçin Söylenen Hasta Adam Tabirinin Gerçek Hikayesi?

Kollarımızın arasında hasta, çok ağır hasta bir adam var.

Rus Çarı 1. Nikola

Rus Çarı 1. Nikola bu sözleri İngiliz Sefirine söylerken tarihler henüz 1833’ü gösteriyordu. Osmanlı Devletinin yıkılmasına daha neredeyse 90 sene vardı. Ancak bu hasta adam tabiri, söylendiği tarihten itibaren Osmanlıyı anlatmak için kullanılan bir terim oldu. Peki hasta adam tabiri ile Rus Çarı ne demek istiyordu? Bunu neden İngiliz sefirine söyledi? Son yüzyılında Osmanlı Devleti için hangi planlar yapılıyordu?

Hasta Adam Tabiri Nerede ve Kim Tarafından Söylendi?

1833 tarihinde Petersburg’daki Rus Sarayında bir kokteyl düzenlenmiş, yabancı devletlerin sefirleri ve Rus Çarı 1. Nikola’da bu kokteyle katılmışlardı. Bir ara Çar Nikola ve İngiliz Elçisi Sir Hamilton Seymur arasında aşağıdaki diyalog geçti:

-Türkiye işleri pek karışıktır. Bu memleket, kendi kendine parçalanıyor. Düşüşü çok büyük ve felaketli olacaktır. İngiltere ve Rusya’nın mesele üzerinde tam bir anlaşmaya varmaları, birinin ötekine haber vermeden tek bir adım atmamaları lazımdır.

İngiliz Sefiri güya anlamamazlıktan gelip, lütfen aydınlatılmasını rica edince de şöyle konuştu:

-Bakınız, kollarımızın arasında hasta, çok ağır hasta bir adam var. Hasta adamın yaşamasını hepimiz istiyoruz. Ben de, emin olunuz, sizin kadar onun yaşamasını istiyorum. Ancak ansızın kollarımızın arasında ölüvermesi, bir Avrupa harbine sebep olabilir. Bu karışıklık esnasında İngiltere, İstanbul’a yerleşmek isterse, buna göz yummayacağımızı şimdiden açıkça söyleyebilirim. Ben de İstanbul’u işgal etmeyi düşünüyorum. Fikirlerimi İngiltere’ye bildiriniz.

Osmanlı Gerçekten Hasta Adam mıydı?

Nikola söylediklerinde pek de haksız sayılmazdı. Osmanlı son yüzyılında bitmiş bir haldeydi. Önce ordusunu, yeniçeri ocağını topa tutuyor; sonra Mora’daki Rum isyanını bastırmak için Mısır Valisi Mehmet Ali Paşa’dan yardım istiyor; daha sonra ise Mehmet Ali Paşa’dan korunmak için Ruslar’dan yardım isteyip 15 bin Rus askerinin, İstanbul’u Mısır Valisinden korumak boğazlara yerleşmesine izin veriyordu. Devleti ayakta tutan yegane şey ise İngiltere’nin dış politikada verdiği destekti. İngiltere ise bambaşka bir sebep yüzünden Osmanlı’nın paylaşılmasını engelliyordu.

Osmanlı’ya İngiliz Desteği

Son yüzyılında Osmanlı Devletini ayakta tutan en önemli şey büyük devletlerin Osmanlı topraklarını paylaşamamasıydı. Bu paylaşımı istemeyen devlet ise İngiltere’ydi. İngiltere 19. asrın süper gücü, güneşi batmayan imparatorluğuydu. Asya’daki büyük sömürgesi Hindistan’dan İngiltere’ye deniz yoluyla gelen mallar Akdeniz ticaret yolunu kullanıyordu. İngiltere bu yolun güvenliğini sağlamak için iki yüz yıl kadar süren bir devlet politikası yürütmüş ve Akdeniz yolunu kontrol altına almıştı. Hürmüz Boğazı, Mısır, Süveyş Kanalı, Kıbrıs hep bu yolun güvenliği adına İngiliz askerlerince işgal altındaydı. Osmanlı’nın paylaşılması demek ise bu güvenli yolu tehditlere açık hale getirecekti.

Rusların Sıcak Denizlere İnme Politikası

Hepimizin ağzında sakız olan Rusların sıcak denizlere inme politikası doğrudan Osmanlı’yı, dolaylı olarak da İngiltere’yi tehdit ediyordu. İstanbul’un Rus Çarlığı tarafından işgali, Rusların sıcak denizlere yani Akdeniz’e inip İngiliz ve Fransız sömürgelerini tehdit etmesi anlamını taşıyordu.

İngiltere Hindistan Arasındaki Ticaret Yolu

İşte bu yüzden İngiltere, Osmanlı Devleti’nin varlığını korumaya çalıştı. Ruslar’a karşı Osmanlı’yı tampon olarak kullanıyor ve gerektiğinde Osmanlı ile birlikte Ruslar’a karşı savaşmaktan geri durmuyordu. (1854 Kırım Savaşı)

Hasta Adamın Paylaşılması – Her Şeyi Değiştiren Yeni Bir Güç

Hasta adam olarak görülen Osmanlı’nın paylaşılması ise 20. yüzyıl ile olacaktı. İngiltereyi, Osmanlıyı koruma politikasından vazgeriçen her şeyi değiştiren yeni bir güç olan Almanya yüzünden oldu.

Almanya 19. yüzyılın sonunda yeni bir güç olarak ortaya çıktı. Avusturya-Macaristan İmparatorluğu ile ittifak halinde olan Almanlar, Avrupa’nın ortasında dünyanın en büyük kara ordusuna sahip oluyorlardı. İngiltere’nin tehdit algısı hızla Rusya’dan Almanlara doğru dönüyordu.

Öyle ki bu tehdit karşısında Osmanlı yüzünden bir türlü anlaşamayan, şark meselesini çözemeyen, hasta adamın mirasını bölüşemeyen İngiltere ve Rusya sonunda anlaştı. (1908 Reval Görüşmesi) Dünya, Birinci Cihan Harbine hızla sürüklenirken, İngiltere ve Rusya, Almanlara karşı kurdukları ittifakla 1833’te 1. Nikola’nın söylediği hasta adam meselesini de 1914’te çözüme bağlıyorlardı. Savaşın en kıymetli ganimeti İstanbul gizli anlaşmalarla Çarlık Rusya’sına bırakılıyordu.

Bu durumda Osmanlı Devleti yapabileceği tek mantıklı yolu yaptı: Almanlar ile ittifak oldu.

Osmanlı Devletinin bundan sonra izlediği yol için Enver Paşa hakkındaki yazımızı okumanızı da tavsiye ederiz.

Cemal, Enver ve Talat Paşalar