Polenezköy’ün Hikayesi Polonya-Türk Dostluğunun Tarihçesi

Biz yaşadığımız müddetçe
Polonya payidar olacaktır.
Yabancı güçlerin bizden aldıkları
Kılıçla geri alınacaktır.

der 1797 yılında yazılan Polonya Milli Marşında. Ve sadece iki sene önce, 1795 yılında Polonya toprakları tamamıyla işgal edilmiş, Polonya haritadan silinmiştir.

18. yy’da Avrupa Siyasi Haritası

Coğrafi olarak dünyanın en bahtsız yerinde bulunan Polonya’nın etrafı, büyük devletlerce çevrilmiş durumdadır. Doğusunda Rusya, batısında Prusya(Almanya) güneyinde de Avusturya-Macaristan İmparatorluğu bulunan Polonya yada eski adıyla Lehistan’ın toprakları 1795 yılında, bu üç devlet tarafından paylaşılmıştır. Böylece Polonya 1795’ten 1918’e kadar, 123 sene boyunca haritadan silinmiştir.

Bu dönemde ve sonrasında Polonyalılara en büyük desteği ise Osmanlı Devleti verecektir. Bu desteğin sebebi iyilik olsun diye değildir tabii ki. İbn-i Haldun’un da dediği gibi; coğrafya kaderdir ve iki devletin kaderi, birbirlerine bağlanmıştır. Oysa Polonya, kaderini değiştirecek hatayı, 2. Viyana kuşatmasında Osmanlı ordularını bozguna uğratarak yapmıştır.

Polonya’nın Osmanlı İçin Önemi Neydi? – Adampol (Polenezköy) Nasıl Kuruldu?

Polonya, 15. yy’da Avrupa’nın büyük devletlerinden biriydi. Balkanlarda büyük bir imparatorluk kuran ve Orta Avrupa’ya doğru ilerleyen Osmanlı ile çatışması da böylece başladı. Niğbolu(1396) ve Varna(1444) savaşları, Türkler ile Lehler’in ilk karşılaşmalarıydı.

1683’te, 2. Viyana Kuşatması sırasında ise, Avusturya’ya yardıma gelen Polonya ordusu, tepelerden saldırarak Osmanlı ordusunu dağıtmıştı. Bu dönemden sonra Osmanlı, Avrupa’ya saldırıdan vazgeçip, savunmaya geçmişti. Böylece büyük devletlerin arasında kalan Polonya, kendi müttefikini kendi eliyle oyundan çıkarmış oldu. Prusya, Rusya ve Avusturya’nın anlaşıp Polonya’yı haritadan silmelerinin önü açılmış oldu.

Polonya’nın işgali Osmanlı’nın hiç istemediği bir durumdu. Çünkü Osmanlı toprağı Balkanlarda, Avusturya-Macaristan ve Rusya hakimiyet kurmak istiyordu. Polonya, Osmanlı’nın bu iki devlete karşı müttefiklik kurabileceği bir denge unsuruydu. Ancak Polonya işgal edildi.

Polonya’nın bağımsızlığı için mücadele eden yurtseverlerin örgütlendiği yer ise İstanbul olacaktı. Osmanlı Devleti, Lehler’e elinden gelen desteği fazlasıyla verecekti. Adampol veya bugünkü adıyla Polenezköy de böyle kurulacaktı.

1842 yılında İstanbul’da Polonyalı mültecilerin yerleştiği bu köy kurulduğunda, ismini ilk yerleşimci olan Adam Czartoryski’den aldı. Adampol; yani Adam’ın köyü manasına gelmekteydi. Bu köy kurulduğunda Polonya’nın dünya haritasında yeri yoktu.

Nazım Hikmet’in Polonyalı Şehit Dedesi

Nazım Hikmet Ran

İstanbul’a yerleşen Polonyalı mülteciler, burada Tanzimat Dönemi reformlarında önemli rol aldılar. Bunlar yetişmiş, aydın insanlardı. Bunlardan birisi de Topçu subayı olup müslümanlığa geçen Kont Konstantin Borzecky, yeni adıyla Mustafa Celaleddin Paşa’ydı. Mustafa Celaleddin Paşa topçuluk konusunda yeni metotlar getirmiş, orduda haritacılık alanında hizmet vermiş ve mirliva rütbesiyle Karadağ Muharebesi’nde şehit düşmüştü. Kendisi Nazım Hikmet’in de büyük dedesi oluyordu.

Osmanlı Elçisi Avrupa’da Krallar Gibi Karşılanıyor

1849’da Avusturya-Macaristan’da, Macar ayaklanması başladı. Bu ayaklanmaya birçok Polonyalı subayda katılmıştı. İsyana, Rus ordularının desteğiyle son verildiğinde, Polonyalı subayların iltica edeceği yer Türkiye olacaktı. İstanbul’da Sultan Abdülmecid tarafından himaye altına alınan bu subaylardan bazıları Müslüman olarak, Osmanlı ordusunda hizmet ettiler. Yine bazıları dinlerini değiştirmeden, ancak daha alt rütbelerde Osmanlı ordusunda görev aldılar.

Avusturya ve Rusya; Osmanlıyı, mültecileri teslim etmesi konusunda tehdit ediyorlardı. Ancak Osmanlı bu tehditlere karşı durdu ve mültecileri teslim etmedi. Acımasızlığıyla ün salmış Rus Çarı’na, Polonyalı mültecileri teslim etmeyen Osmanlı Devleti, Avrupa halklarınca büyük bir sevgi gösterisiyle karşılaşacaktı. Avrupa kamuoyu belki de ilk defa Türklerin lehine döndü.

1850 yılında, İngiltere’nin başkenti Londra’da halk, Osmanlı büyük elçisinin arabasının atlarını çözüp, tezahüratlar eşliğinde sefarethaneye kadar kendileri sürdü. Yine Kırım Savaşında(1853-56); İngiltere, Fransa ve geleceğin İtalya’sını kuracak olan Piyemonte Devleti, Ruslara karşı Osmanlı ile ittifak kurdu ki, bu ittifakın kurulmasında Osmanlı’nın Polonyalıları koruması önemli bir sebep olmuştu.

Cumhuriyet Döneminde Polonya ve Polenezköy’ün Önemi

Atatürk’ün 1936 Yılında Polenezköy’ü Ziyareti

Osmanlı döneminde başlayan Polonya ile müttefiklikten ziyade, devletler arasında pek nadir olarak görülen dostluk ilişkisi, Cumhuriyette’de devam edecekti. Mustafa Kemal Atatürk, Polenez Köyü 1936 veya 1937 yılında ziyaret etmişti.

1939’da ise İkinci Dünya Savaşı ile Polonya kısa bir süreliğine yine haritadan silinmişti. Milli Şef İsmet Paşa, Ankara’da vatansız kalan Polonya büyük elçisi Sokolnicki’ye Ankara Üniversitesi Dil-Tarih-Coğrafya Fakültesinde ders vermekle görevlendirerek maaşa bağladı. Sokolnicki’de ölene kadar Türkiye’de kaldı.

Ayrıca Kenan Evren Paşa’da Polenezköy’ü ziyaret eden Türk Devlet adamlarından biridir. Yine Recep Tayyip Erdoğan, başbakan olduğu bir dönemde Polonya ziyaretini gerçekleştirirken, yanına Polenezköy’ün Polonya asıllı muhtarını da almış, ziyareti beraber gerçekleştirmişlerdir.

Polenezköy’ün Bugünkü Sosyal, Dini ve Ekonomik Durumu

Pansiyonculuk, Polenezköy’de Önemli Bir Geçim Kaynağı..

Polenezköy’de bugün 90 kadar Polonya asıllı Türk Vatandaşı yaşamaktadır. Haricinde de köyün şu anki nüfusu 400 civarındadır. Zaman içerisinde ekonomik durumu yükselen bazı Polonya asıllı vatandaşlar, İstanbul’un zengin semtlerine taşınmıştır. Yine bazı İstanbullu zengin vatandaşlarda, şehrin karmaşasından uzakta olmak için Polenezköy’e taşınmıştır.

Köyün en önemli geçim kaynağı kırsal turizm ve pansiyonculuk olmuştur. Oysa köy ilk kurulduğunda tarım ve hayvancılıkla uğraşıyorlardı. Köyün nüfusunu değiştiren etkenlerden biri de buraya pansiyonlarda çalışmaya gelen insanların yerleşmesiyle olmuştur.

Polenezköy ilk kurulduğu zaman içerisinde bir kiliseyi zaten bulundurmaktaydı. Mevsimlik işçi olarak gelenlerin ve köye sonradan yerleşen Müslüman ahalinin ibadet ihtiyacını karşılamak amaçlı, cami de kurulmuştur. Etnik ve dini açıdan çok karmaşık olan Polenezköy’de zenginlik boldur ve herhangi bir çatışma görülmez.

Polenezköy’ün, Polonya asıllı Türk Vatandaşları kendi kültürlerini muhafaza etmeyi başarmışlardır. Köye her sene Polonya’dan folklor ekipleri gelmektedir. Önceleri kız alıp verme gibi sorunlar yaşasalar da, bugün çocuklarını yurt dışında okutup, orada evlendirerek bu sorunu çözmüşlerdir.

Sonuç Olarak

Sonuç olarak Polenezköy’ün tarihi, çok ayrı kültürlerin bir arada yaşayabilmesinin nasıl mümkün olabileceğinin cevabını içinde saklar. Polenezköy, Polonya asıllı Türk Vatandaşlarının, İstanbul’a çok yakın bir kırsal alanda, küçük bir nüfus olarak, bütün inançlarını serbestçe yaşadıkları, kendilerine bir dayatma olmayan, refah, çevresiyle uyumlu küçük bir topluluktur. Onlar bu topraklarda mutludur. Vergilerini öder, askere gider, seçme ve seçilme haklarını kullanır, Türkçe bilirler. Hatta bugünkü Polenezköy muhtarı koyu Beşiktaşlı’dır. Sebebi ise Polonya’nın ambleminin tıpkı Beşiktaş gibi kartal olmasıdır. Bunun karşılığında kendi kültürel kimliklerini de sonuna kadar muhafaza ederler.


Kaynakça
  • Türk Dünyası Tarih Kültür Dergisi Sayı: 364 Tarih: Nisan 2017
  • İmparatorluğun Son Nefesi, İlber Ortaylı