Prens: Niccola Machiavelli – Sözleri ve Siyaset Felsefesi

İki tür devletten bahseder Machiavelli: Cumhuriyetler ve Hükümdarlıklar… Cumhuriyetleri diğer kitabı Söylevler’de işleyecektir. Prens veya Hükümdar olarak Türkçe’ye çevrilen bu kitabın konusu ise Hükümdarlıklardır. Bir prens hükümdarlığı nasıl ele geçirir? Devleti nasıl yönetmesi gerekir? Ve Machiavelli’nin üzerinde en çok durduğu, onu kötülüğün öğretmeni olarak göstermelerine sebep olan konu: Bir prens hükümdarlığını, iktidarını nasıl korur?

Hükümdar Olabilme Yolları

Machiavelli bir örümceğin ağını yapması gibi adım adım kurar siyaset felsefesini. Öncelikle bir prensin iki şekilde hükümdar olabileceğinden bahseder.

Birincisi miras yoluyla devralınan hükümdarlıklardır. Yani hanedanlıklar… Osmanoğulları, Romanovlar veya Habsburglar gibi… Kral ölür ve yerine oğlu geçer. Mirasla devralınan bu hükümdarlıklar kolay yönetilir. Yeter ki atalarının izinden gitsin ve prensin abartılı kusurları, halkta bir kin oluşturmasın.

Hükümdar olmanın ikinci yolu ise yeni bir hükümdarlık kurmaktır. Yada topraklarını, başka bir ülkenin topraklarını alarak genişletmek. İşte bir prens için zor olan budur.

Yeni Ele Geçirilen Topraklar Nasıl Elde Tutulur?

Kolonilerden değilde, askerlerden faydalanmaya kalkışılırsa, devlet giderleri çoğalır, ülkenin gelirleri kışlalara gider. Bunun sonunda da kar, zarara dönüşür.

Machiavelli yeni ele geçirilen toprakların nasıl elde tutulacağına dair bir kaç yolu sırasıyla anlatır.

Birinci Yol

Öncelikle eğer yeni ele geçirilen toprakların halkı bağımsız yaşamaya alışmamışsa, bir hanedanın emrinde yönetilmiş ise prens için bu halkı yönetmek oldukça kolaydır. Yeter ki iki şey yapılsın, der Machiavelli. Eski hükümdarın soyu kurutulsun ve halkın eski alışkanlıklarıyla yaşamasına izin verilsin. Yani yüksek vergiler koyulmasın yada dini değiştirilmeye zorlanmasın gibi…

İkinci Yol

Yeni ele geçirilen toprakların nasıl elde tutulacağına dair ikinci bir yol ise ele geçirilen topraklara hükümdarın oturmasıdır, der Machiavelli. Ve Türkleri örnek gösterir kitabında. Eğer Türkler Konstantinapolis’e yerleşmeselerdi, padişah İstanbul’u başkent yapmasaydı, Türkler orada barınamazdı, der Machiavelli. Çünkü hükümdarın ele geçirilen bölgeye yerleşmesinin birçok faydası vardır. Öncelikle hükümdar çıkan karmaşalardan anında haberdar olur ve hızla müdahale edebilir. İkinci olarak, halk hükümdarına başvurabileceğinden memurlar halka zulmedemez. Üçüncü olarak yabancılardan buraya saldırmak isteyenler bocalıyacaklardır. Çünkü ele geçirdiği yerde yaşayan hükümdarı oradan çıkarmak hiç de kolay olmayacaktır.

Üçüncü Yol

Üçüncü yol ise koloni kurmaktır. Bu çare denenmelidir, der Machiavelli. Eğer denenmezse kolonilere askeri güç yığmak gerekecektir. Oysa askeri gücü oraya yığmak masraflıdır. Kolonilerin ise az bir masrafı vardır ve onu da prens ödemeyecektir. Prens, kendi hükümdarlık bölgesinden göçmenleri yeni aldığı topraklara yerleştirir. Bu göçmenlere oranın yerli halkının topraklarından bir kısmını verir. Böylece yeni halkın tamamı büyük bir zarara uğramamış olur. Yeni ele geçirilen halkın çoğu hem zarar görmediği için hem de ellerinden toprakları alınmış olanların durumuna düşmemek için korkuyla sinerler.

Göçmenler ise tehdit oluşturan tebaadan seçilecektir. Böylece birlikleri dağılacak, güçleri zayıflayacak, fakirleşeceklerdir. Tıpkı Osmanlı Devletinin Karamanoğullarını sürmesini anlatır sanki Machiavelli. Anadolu’da uzun zaman Karamanoğulları ve Osmanlı Devleti hakimiyet mücadelesi verdiler. Sonunda Osmanlı galip geldi. Lakin Karamanoğulları tebaası Osmanlı hakimiyetini kolay kolay tanımayacaktı. Osmanlı’da bu tebaayı Kıbrıs’a ve Balkanlar’a küçük gruplar halinde göç ettirdi. Böylece Machiavelli’nin dediği gibi hem yeni kazanılan toprakların elde tutulması için büyük askeri kuvvetlerini Balkanlar’a ve Kıbrıs’a yığmak zorunda kalmadı. Hem de bölünerek güçleri zayıflayan Karamanoğlu tebaası bir tehdit olmaktan uzaklaştı.

Kötülüğün Öğretmeni

İyi bir hükümdar savaştan uzak durur, halkını barış içinde yaşatır… gibi sözlerle işi yoktur Machiavelli’nin. O duygularından arınmış bir öğretmendir. Ama ona yakıştırıldığı gibi kötülüğü öğretmez. O siyaseti öğretir. Bir prensin iktidarını korumak için kullanacağı yolların ahlaki olmayacağını bilir. Ve onun işi, içinde zerrece etik, ahlak, vicdan barınmayan bu yolları en iyi şekilde hükümdara öğretmektir. Machiavelli işinde çok da iyidir. Bu yüzden yazdığı bu küçük kitap yüzlerce senedir basılmakta, siyaset biliminin konuşulduğu her yerde adı geçmektedir.

Asıl dikkate alınması gereken şey şu: İnsanlar kazanılmalı veyahut kökleri kazınmalıdır.

Bu öğretmenin öğütleri yüzlerce yıl sonra bile tutulur. 1917’de Rusya’da Bolşevik devrimi yaşandığında ilk yapılan şey eski hanedanın soyunu kurutmak oldu. Yaşlı, çocuk veya kadın demeden tüm Romanov Hanedanlığı üyeleri katledildi. İşte 16 yaşındaki kız çocuğu Anastasia’nın öldürülmesinde Machiavelli’nin etkisi vardır.

Yada Machiavelli der ki; eğer hükümdar halkına bir baskı uygulayacaksa bunu bir seferde ve çok ağır bir şekilde yapmalıdır. Öyle ki halk bu baskının intikamını almayı düşünmesin.

Tüm bu düşüncelerin temelinde yatan şey ise aslında Machiavelli’nin insanları tanımladığı şu sözlerinde gizlidir:

Eğer hükümdar sevilen biri mi, korkulan biri mi olsun diye sorarsanız; ikisi de iyidir derim. Ama birini seç derseniz; korkulan olmasını tercih ederim. Çünkü insanlar bencildir, sadece kendi çıkarlarını düşünür, onları ancak korktukları biri yönetebilir. Hükümdar, isminin acımasıza çıkmasından çekinmemelidir.

Krallar’dan ve Peygamberler’den Ders Almak

Machiavelli dersini tarihten alır. Büyük tarihi şahsiyetleri, peygamberleri, kralları örnek olarak gösterir. Bazen kötü gibi gözüken bir durumun, aslında iyilik için bir fırsat olarak görülmesi gerektiğinden bahseder. Onun şu sözleri dikkate değerdir:

Musa’nın ortaya çıkması için İsrail halkının Mısır’da baskı altında tutulması ve köle olması, kölelikten kurtulması için de, Musa’yı izlemesi gerekiyordu. Romulus’un, Roma’nın kurucusu, kralı olması için Alba’dan kaçırılması, doğduktan sonra terk edilmesi gerekiyordu. Keyhüsrev’in ortaya çıkması içinse, Perslerin Med İmparatorluğunun baskılarından bıkması, Medlerin de uzun sürmüş bir barış döneminden dolayı rehavete dalmış olmaları gerekiyordu. Atinalılar darmadağın olmasalardı Theseus yeteneklerini gösterme fırsatı bulamayacaktı. Değindiğim şahsiyetlerin yüzlerini güldüren bu fırsatlar oldu. Yetenekleri bu fırsatları ülkelerinin huzur ve mutluluğunu sağlamak için değerlendirmelerine yaradı.

Bir Hükümdarın Yapabileceği En Zor Şey: Yeni Düzen Kurmak

Machiavelli’nin tespitleri adeta nokta atışıdır. Ona itiraz edilebilecek çok az şey vardır. Bu tespitlerden biri de hükümdarın yeni bir düzen kurmasını anlattığı satırlarda görürüz:

En zor, başarı şansı en az, uygulanması en tehlikeli olan şey yeni bir düzendir. Çünkü eski düzenden çıkarları olanların hepsi düzeni değiştirenlere düşman kesilirler. Yeni düzenden fayda sağlayacak olanlarda yalnızca gevşek bir destek oluştururlar. Bu desteğin yeterince güçlü olmamasının nedeni, hem eski düzeni savunanların düşmanlıklarından korkmaları, hem de insanların yeniliklere duydukları güvensizliktir. Bundan çıkarsanabilecek sonuç şudur: Düşmanlar sürekli şiddetle saldırır; diğerleri gevşekçe direnirler. Sonuçta hükümdar sürekli tehlike de olur.

Burada dikkat edilecek husus şudur: Yenilik isteyenler ya bunu gerçekleştirebilecek kadar güce sahiptirler, yada başkalarının güçlerini kullanarak bu işe girişirler. Bu yolda ya rica minnet, yada zor kullanımına başvuracaklardır. Bu iş, rica minnet ile yapılamaz. Salt özgüçlerine dayanıp zor kullanımı yoluna giderlerse başarıya ulaşma olasılıkları artar.

Silahlı peygamberleri başarılı, silahsızların başarısız olmaları bu yüzdendir.

Musa, Keyhüsrev, Theseus, Romulus eğer silahsız olsalardı, halkı kendilerine uzun süre bağlamaları mümkün olmazdı.

Machiavelli’nin Türkler Hakkındaki Sözleri

Machiavelli Osmanlı’nın en ihtişamlı zamanlarında yaşamış bir bilgeydi. Bu yüzden kitabında Osmanlı’dan da farklı yerlerde bahsetti. Prens’te Türkler hakkında ilk sözü Machiavelli’nin Osmanlı ve Fransa’yı karşılaştırdığı bölümde görürüz. Mahiavelli’ye göre Türk Hükümranlığı ele geçirilmesi epey zor, ancak bir kere ele geçirildikten sonra elde tutulması çok kolay bir devlettir. Bunun sebebi ise Osmanlı Devletinde gücün tek bir padişahta toplanmasıdır.

Fransa ise tam tersine ele geçirilmesi kolay, lakin elde tutulması zor bir devlettir. Çünkü burada mutlak bir kral yoktur. Birçok imtiyazlı soylu sınıflar mevcuttur. Ve halinden memnun olmayanlar, değişiklik isteyenler her yerde bulunur. Hükümdar bunları kullanarak Fransa’yı kolayca ele geçirebilir. Lakin bu soyluların hepsini ortadan kaldıramayacağı için devleti de sürekli tehdit altında olur. Oysa Osmanlı’da padişahı ve hanedanı bir kere ortadan kaldırınca ele geçirilen topraklarda hiçbir sıkıntı çıkmayacaktır.

Filozof Sokrates Hakkındaki Yazıyı Okumak İçin Tıklayın..