Sultanı Öldürmek – Ahmet Ümit’in Tarihi Polisiye Romanı

                      Şahane bir aşk, çoğu zaman harcanmış bir hayat demektir.

Böyle başlar Sultanı Öldürmek romanı… Yani Müştak Serhazin’in hikayesi…

Sultanı Öldürmek polisiye bir romandır. Ama tarihin çözülememiş sırlarıyla birlikte harmanlanmıştır.

Fatih Sultan Mehmet’in büyük bir şans eseri tahta çıkışı, İstanbul’un Fethi, sırlarla dolu ölümüyle de yakından ilişkili şekilde ilerleyen roman, günümüzde geçmektedir. Kahramanları tarih profesörleridir. Ve bir de Ahmet Ümit’in diğer kitaplarında da karşılaştığımız komiser Nevzat, komiser yardımcısı Ali ve Zeynep’i de unutmamak gerekir.

Gizemli bir tarihi ve sır dolu bir cinayeti aydınlatmaya çalışan Sultanı Öldürmek romanı, günümüzün popüler yazarlarından Ahmet Ümit tarafından yazıldı. Hem tarih hem polisiye severler tarafından ilgiyle karşılanan roman hakkettiği değeri aldı ve 2018’de 12. baskısını 300.000 gibi iddialı bir sayıyla yaptı. Çoksatanlar arasında yerini alan bu kitabı bizde okuduk, beğendik. Birde üzerine kitabın içeriği hakkında bir tanıtım yapalım istedik.

Bu ülke hassas insanlardan geçilmiyordu. Bu hassas insanlar, her türlü değerlerimize  yönelik saldırı ve hakaretten sık sık rahatsız olurlardı. Hepsinin de mutlaka bir kutsalı olurdu. Bu ülkede o kadar çok kutsal vardı ki, insanı insan yapan o sıradan değerlere pek yer kalmıyordu. O zaman da hayat hakikatini kaybediyordu. Ama gel de bunu anlat…

Sultanı Öldürmek Kitabının Yazarı Ahmet Ümit

Sultanı Öldürmek Romanı – Kitap Tanıtımı, Özeti, İncelemesi

Müştak Serhazin, altmış yaşını geçmiş bir tarih profesörüdür. Mutlu olmayı bir türlü başaramayan, toplumsal baskıyı sürekli üzerinde hisseden, her işte kendini bir şekilde suçlu çıkarmayı başaran Müştak Bey’in hayatı 21 sene öncesinde takılı kalmış gibidir. 21 sene önce… Yani tarih bölümünde beraber araştırma görevlisi olarak çalıştıkları büyük aşkı Nüzhet’in, kısa bir ayrılık mektubu yazarak Amerika’ya taşındığı günde…

Nüzhet’in beni bırakıp gittiği günde, gittiği yerde, gittiği anda kalakalmıştım. Mutsuz, umutsuz, hınç dolu…

Ve 21 yıl 8 ay 3 gün sonra bir telefon gelir. Nüzhet İstanbul’dadır ve akşama Müştak’ı yemeğe çağırmaktadır. Ayrıca telefonda Sezgin’den de bahsedilir. Sezgin, Nüzhet’in yeğenidir ve hayattaki tek akrabasıdır. Nüzhet, Sezgin ile tartıştıklarından bahseder. Nüzhet ile Sezgin’in tartışmalarının nedeni, Sezgin’in Sahtiyan Apartmanını satmak istemesidir.

Paragöz herifin biri olmuş Sezgin. Her gün tartışıyoruz.

Karanlık Saatler

Telefon konuşması bittiğinde öğlen 2-3 civarıdır. Müştak telefonu kapatınca önce bir uğultu duymaya başlar. Sonra da kendini akşam 7:45 civarında Sahtiyan Apartmanının önünde bulur. Arada geçen süre Müştak için karanlık saatlerdir.

Müştak, psikolojik füg hastasıdır. Bu geçici unutkanlık türlerinden biridir. İlk defa Nüzhet onu terk ettiği zaman başına gelen bu geçici unutkanlık, bir de annesi öldüğü zaman tekrarlanmıştır. Ve şimdi üçüncü defa 21 yıl sonra Nüzhet’in sesini tekrar duyunca…

Kendini Sahtiyan Apartmanının karşısında bulan Müştak, randevu saatinin geldiğini görüp, yapacak bir şey olmadığından apartmana girer. Yukarıya çıkınca Nüzhet’in kapısının aralık olduğunu görür. İçeri girer ve büyük aşkı Nüzhet’in boynuna mektup açacağı saplanarak öldürüldüğünü görür.

(21 sayısı, aynı zamanda Fatih Sultan Mehmet’in, İstanbul’u Fethettiği zamanki yaşıdır.)

Sultanı Öldürmek Kitabının Yunanca ve Bulgarca Baskıları

Mektup Açacağı

Müştak, eski sevgilisinin boynunda saplı bulunan bu mektup açacağını hemen tanır. Çünkü kendisinin mektup açacağıdır. Sapında Fatih’in tuğrası bulunan, gümüşle kaplı bu mektup açacağından, Nüzhet’le sevgili oluğu günlerde iki tane almış, birini Nüzhet’e vermiş, birini de kendisi kullanmıştır.

Daha bir kaç gün önce bu mektup açacağıyla Nüzhet’i öldürmeyi düşünen Müştak, Nüzhet’i o hatırlamadığı karanlık saatlerde kendisinin öldürdüğünden şüphelenir. Yıllarca bu kadına karşı içinde hem büyük sevgi, hem de büyük bir nefret taşımıştır.

Önce evdeki parmak izlerini silen Müştak, ardından Nüzhet’in boynundan mektup açacağını çıkarıp denize atar. Böylece delillerden kurtulmuştur. Bu sırada çalışma masasındaki eşyalar dikkatini çekmiştir. Freud’un; Dostoyevski ve Baba Katilliği adlı makalesi ve Babinger’in; Fatih ve Zamanı adlı kitabı… Ve içinde alt alta üç kelime yazan bir kağıt parçası:

Patricide, Filicide ve Fratricide… Yani Baba katilliği, evlat katilliği ve kardeş katilliği…

Bundan sonra altmışındaki Profesör Müştak Serhazin, dünyaca ünlü tarihçi ve eski sevgilisi Profesör Nüzhet Özgen’i kendisinin mi, yoksa başka birisinin mi öldürdüğünü araştırmaya koyulur.

Nüzhet’in Katili Kim Olabilir? Polisin Şüphesi

Ertesi gün Nüzhet’in cenazesi polis tarafından bulunur. Müştak’ı da sorgulamaya gelen polisler, Nüzhet’in kapısının açık olduğunu söylerler. Oysa Müştak kapıyı kapatmıştır ve buna emindir. Ve bir de kolyeden bahsedilir. Nüzhet’in boynundaki kolyenin iki küpesi yoktur. Müştak’ın bu andan katilin başkaları olduğu konusunda şüpheleri artar. Çünkü boynundan mektup açacağını elleriyle çıkaran Müştak, Nüzhet’in boynunda kolye olmadığını bilmektedir. Demek ki kendisinden sonra birileri gelip, Nüzhet’in cesedine o kolyeyi takmıştır.

Olay giderek bir bilmeceye dönüşürken, Nüzhet’in İstanbul’a gelişinin sebebi ortaya çıkar. Nüzhet, yeni bir tarih tezi projesinde çalışmak için İstanbul’a gelmiştir. Üstelik iki seneye yakın zamandır da buradadır. Polis ve Müştak, Nüzhet’in bu proje yüzünden öldürülmüş olabileceği ihtimali üzerinde durmaya başlar. Yeni şüpheliler de böylece ortaya çıkar. Profesör Tahir Hakkı Bentli ve onun 3 genç asistanı…

Şüpheli Profesör Tahir Hakkı Bentli

Müştak’ın, profesörlerin profesörü olarak adlandırdığı Tahir Hakkı hem Müştak’ın hem de Nüzhet’in hocasıdır. Seksenine merdiven dayamış ama tarihi bilme ve anlatma sevgisi ona yaşam katmış bir adamdır. İlerleyen yaşına rağmen, şair Yahya Kemal Beyatlı’nın başlattığı İstanbul’un Fethi’ni anlattığı gezilere devam etmektedir. Kendisi milli bir tarihçidir. İnsanlara tarihi anlatırken, onlara bir şuur kazandırmak gibi bir amacı vardır.

Oysa Nüzhet tam tersidir. Nüzhet, sıra dışı bir tarihçi olmaya çalışmış, gelenekselci bakışı yıkmıştır. Bu yüzden radikal tezler üzerinde çalışmış, tarihi efsanelerden ayırmıştır. Zaten dünyaca ünlü bir tarih profesörü olması da bu sayede gerçekleşmiştir.

Nüzhet’in yeni projesi Fatih hakkındadır. Ve bu proje Tahir Hakkı’nın 3 genç asistanı tarafından hoş karşılanmaz. Hatta bu asistanlardan biriyle kavga bile edilmiş, arada ölüm tehditleri geçmiştir. Genç asistanlar Fatih hakkında, Nüzhet’in söylediklerini hazmedememişlerdir. Çünkü Nüzhet, Fatih Sultan Mehmet’in, babasını zehirleterek öldürdüğünü düşünmektedir. Bunu kanıtlamak içinde Bursa’daki 2. Murat’ın mezarını açtıracak, cesedinin, toksiloji biliminin yardımıyla, zehirlenip zehirlenmediğini öğrenecektir. Ama ne devlet, ne de yardım istediği Tahir Hakkı buna rıza göstermeyecektir. Bunun üzerine Nüzhet bir cinayete kurban gidecektir.

Müştak için taşlar yerine oturmuş gibidir. Nüzhet, Fatih’i kötüleyen bir tez hazırlamaya, hatta bunu kanıtlamaya çalışmaktadır. Oysa Tahir Hakkı ve 3 asistanı asla böyle bir şeye müsaade etmek istemez. Fatih milletin kutsalıdır ve ona dokundurmak istemedikleri için Nüzhet’i öldürmüş olabilirler. Zaten Tahir Hakkı şöyle dememiş midir:

Her milletin onur duyması gereken milli kahramanları vardır. Onları zavallı insanların elinden almamalıyız.

Yanılmak

Aslında Müştak’ta, poliste yanılmıştır. Ve bu yanılgılarını daha sonra anlayacaklardır. Nüzhet, Fatih’in babasını öldürdüğünü düşünmemektedir. Ama onun yerine Fatih’in, evladı tarafından zehirlendiğini düşünmektedir. Açtırmak istediği mezarda bu yüzden Bursa’daki 2. Murat’ın mezarı değil, İstanbul’daki Fatih’in mezarıdır.

Ahmet Ümit Kitapları

Küçük Prens Hakkında – Kitap Tanıtımı, Yorumu ve Özeti adlı yazımıza da buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz