Tarım ve Sanayi Devriminin İronik Sonuçları

Tarihte birçok ilginç ironik sonuçlar vardır. Ancak hiçbirisi Tarım ve Sanayi Devrimi kadar komik olamazdı sanıyorum. Mesela geleceğe dönük inancımız robotların her işi yapacağı ve bizim gezmeye, eğlenmeye, tüketmeye bolca zamanımız olacağı yönünde… Oysa Matrix filmindeki gibi yapay zekaya sahip robotların hakimiyeti ele geçirip, insanları köleleri olarak kullanması ne kadar ironik olurdu. Tıpkı bunun gibi insanların rahata ereceği yönünde çok benzer bir fikri, insanoğlu daha önce iki kere düşündü ve ikisinde benzer bir ironiyle karşı karşıya kaldı. Bu yazıda Harari’nin Sapiens isimli kitabından faydalanıldı ve Tarım ve Sanayi Devriminin görülmeyen yanları, bardağın boş tarafı yazıldı.

Tarım ve Sanayi Devrimi

İnsanları refaha erdireceğini sanan düşüncelerin ilki Tarım Devrimiydi. Avcı-toplayıcı halde yaşamını sürdüren insanlar, tarımın keşfi ile çok daha fazla gıda maddesi elde etmişlerdi. Artık yiyebileceklerinden daha fazlasını üretir hale gelmişlerdi. Üstelik ürettikleri buğdayı senelerce depolayabiliyorlardı.

Artık değer olarak da adlandırılan bu teoriye göre, artık çiftçi olan insanlar büyük toplumlar oluşturmaya başladı. Bunun sonucunda kimsenin beklemediği bir şekilde, büyüyen her toplumun içerisinde seçkinler ortaya çıktı. Ve seçkinler tarih boyunca çiftçileri kendilerine köle ettiler. Tarım devriminin insanlara, özellikle de çiftçilere refah getireceği düşünülüyordu. Bugün hala insanların yaşaması için en önemli şey olan gıdayı sağlayan çiftçiler; tacirlerden, girişimcilerden, memurlardan, herhangi bir pop sanatçısı veya futbol oyuncusundan daha az para kazanır, daha az kabul görür veya siyasette daha az yer alır. Bu bir ironi değildir de nedir?

Bu konu hakkında şu kısa yazıyı okuyabilirsiniz!

Sanayi Devriminin ilk yıllarında da insanlar benzer bir yanılgıya kapılmıştı. Artık daha az çabayla çok daha fazla mal mamul edilecekti. Böylece insanlar daha az çalışacaktı. Ama insanoğlunun en vahşi şekilde çalıştırıldığı dönemlerden biri sanayileşmenin doğuşuyla olmuştu. Özellikle bu konuda Charlie Chaplin’in filmleri harikadır. Sert bir sistem eleştiricisi olan yönetmen ve oyuncu Chaplin’in 1936 yapımı Modern Zamanlar isimli sinema filmi, sanayileşmenin ve kapitalizmin işçiler için acı taraflarını net bir biçimde beyaz perdeye aktarır. Filmden alınan yukarıdaki resimde de ironik bir biçimde işçilerin sanayideki dönen çarklardan biri olarak görüldüğü anlatılmak istenmiş.

Sonuç olarak; tarım bulunmadan önce insanlar bir şekilde yiyecek bir şeyler bulabiliyorlardı. Ama tarım devriminde sonra tarımsız bir yaşama geri dönüşü asla düşünmediler. Sanayi Devriminden önce de insanlar bir şekilde yaşıyordu. Ama bugün hiç kimse sanayi devrimin getirdiği lükslerden uzak bir şekilde yaşayamaz hale geldi. Oysa Tarım Devriminden beri insan nüfusu hızla artmakta… Bu hızın sonunda büyük bir savaş çıkaracağını ilk defa Malthus söyledi. Malthus’un teorisine göre nüfus geometrik olarak artmaktayken, tarım alanları aritmetik olarak artmakta… Yani bir zaman sonra -ki bunun 2050’li yıllar olacağı düşünülüyor- tarım, insan nüfusunu doyurmaya yetmeyecek! Bunun sonucunda da gıda kaynaklarını ele geçirmek için insanoğlu birbiriyle savaşacak!

Sanayi Devriminden beri süregelen süreç ise belki daha uzun vadede ama çok daha tehlikeli bir durum oluşturmakta… Sanayi Devriminden beri kaynakları hızla tüketiyoruz. Bunun oluşturacağı sorun sadece gelecek nesillere bir şey bırakmayacak kadar hızlı tüketim yapmamız değil! Asıl sorun doğanın ekolojik dengesiyle oynamamız. Bunun geri dönülemez çevre felaketlerine sebep olacağını seziyoruz ama devletler arası rekabet, büyüme hızları bu geri dönülemez çevre felaketlerinden daha önemli olduğu için umurumuzda olmuyor. Bu yüzden çevreciler kaynakları hızla tükettiğimizden, sonumuzun felaket olduğundan ne kadar bahsederse bahsetsin, sanayisiz bir dünya da artık mümkün değil…

Öyleyse şunu sormak gerekiyor: Tarım ve Sanayi Devrimleri insanları refaha ulaştırayım derken, onları felakete götüren tarihin birer ironisi mi? Teknolojik gelişme yada ilerlemenin insanın yaşamını kolaylaştırdığı ne kadar doğru? Kesin olan bir şey varsa o da geriye dönüşün mümkün olmadığı… Sapiens’ten aldığım şu alıntı ile bitiriyorum:

Tarihin en kesin yasalarından biri de şudur: Lüksler zamanla ihtiyaç haline gelir ve yeni zorunluluklar ortaya çıkarır. İnsanlar belli bir lükse alıştıklarında bir süre sonra onu kanıksar. Onu yaşamlarında hep bulundururlar ve bir süre sonra onsuz yaşayamaz hale gelirler.

 

Hangisi Hareket Ediyor? Tren Mi, Dünya Mı? yazısı için tıklayın.