Trablusgarp Savaşı’nın Nedeni, Osmanlı İçin Önemi

Aşağıda kısaca Trablusgarp Savaşı, özeti, nedenleri, sonuçları ve önemi hakkında bir şeyler karalamaya çalıştım. En altta da Enver Paşa’nın Trablus’a nasıl bir hisle gittiğini anlatan mektubundan bir parça yerleştirdim. Her şeyden önce hatırlanması gereken bir şey varsa o da Trablusgarp Savaşını yapan bir avuç askerin, daha sonra Türk Tarihini değiştirecek olan bir avuç asker olduğunun bilinmesi… Trablus’tan sonraki on senesini daha savaşlarla geçirecek ve ülkenin kaderini ellerine alacak olan genç subaylar, savaşmayı ve halkı örgütlemeyi ilk defa burada başarılı bir şekilde gerçekleştirdiler. Trablusgarp onlar için adeta bir staj görevi oldu. Başta Enver, Mustafa Kemal ve nicesi kendilerini ilk defa burada ispat etti.

Mustafa Kemal, Enver, Nuri(Conker) Trablusgarp'ta.

Mustafa Kemal, Enver, Nuri(Conker) Trablusgarp’ta.

Trablusgarp Savaşı

Her şey İtalya’nın sömürge sahibi olmaya kendini artık hazır hissetmesiyle başladı. İlk olarak da gözünü coğrafi olarak kendine yakın gördüğü Kuzey Afrika’daki Osmanlı topraklarına dikti. Önce dış koşullar uygun hale getirildi. İtalya işgalin siyasi zeminini yarattı. Rusya ile Racconigi Antlaşması yapıldı. Bu anlaşma kısaca; İtalya’nın Trablus’u işgaline Rusya’nın sessiz kalması karşılığında, Rusya’nın boğazları işgaline de İtalya’nın sessiz kalacak olması demekti. Birinci Dünya Savaşı öncesi ülkeler arasındaki gruplaşmalar da İtalya’nın lehine bir durum oldu. Şöyle ki İtalya Trablusgarp’ı alınca doğusunda İngiliz hakimiyetindeki Mısır, batısında ise Fransız hakimiyetindeki Tunus’a komşu olacaktı. İngiltere ve Fransa, İtalya’nın Almanya-Avusturya tarafında yer almaması için Kuzey Afrika’nın son Osmanlı toprağını kendileri almaktansa İtalya’ya bırakıyordu. Böylece aralarına da bir tampon bölge koymuş oluyorlardı.

Bu sırada Trablusgarp’ta da Osmanlı birliklerinin çoğu, kısa bir süre önce isyanlarıyla meşhur Yemen’e sevk edilmişti. Trablusgarp savunmasız durumdaydı. Osmanlı’nın Trablus’la arasında kara bağlantısı bulunmuyordu. Osmanlı donanması, İtalyan donanmasını geçip Kuzey Afrika’ya asker de taşıyamazdı. Ayrıca Osmanlı Devletinde bu sıralarda durumlar biraz karışıktı. Sultan Abdülhamit 1909 yılında tahttan indirilmiş, bu durum yönetimde bir boşluk yaratmıştı. Çünkü onu tahtından eden ittihatçılar yerine kendileri oturamamıştı. Tüm koşullar İtalya’nın lehine gözüküyordu ve 1 Ekim 1911’de kıyılara asker çıkararak savaşı başlattı.

İttihatçılar 1913’e kadar iktidarda egemen konumda olamadılar. Lakin orduda egemen güçtüler. Bu yüzden kimse Afrika’daki son toprağımız olan Trablusgarp’a gönüllü giden genç subaylara engel olmuyordu. Sahte kimlikler hazırlanarak yola çıkıldı. Bunların içinde Enver, Mustafa Kemal, Süleyman Askeri, Ali Fethi (Okyar), Nuri (Conker), Halil (Kut), Kuşçubaşı Eşref, Yakup Cemil gibi ilerde ülkenin kaderini ellerinde tutacak subaylar vardı. Hatta tarihi açıdan bakınca Trablusgarp Savaşı’nın en önemli olayı budur. Sonraki on senesini daha savaşlarla geçirecek ve ülkenin kaderini ellerine alacak olan Osmanlı Devleti’nin genç subayları, Trablusgarp’ta savaş ve yerel halkı örgütleme tecrübesi kazanmış adeta gelecek yılları için bir staj görmüşlerdir. Başta Enver, Mustafa Kemal ve nicesi kendilerini ilk defa Trablusgarp’ta ispat etmişlerdir. 

Atatürk Trablusgarp

Trablus’ta Osmanlı Subayları’na büyük destek veren Sünusi Tarikatının lideri Şeyh Ahmet Sünusi, milli mücadeleyi desteklemeye Ankara’ya da gelmiştir.

Özellikle bölgede aktif olan Sünusi Tarikatının da Osmanlı’ya destek vermesiyle, bölgede yerel direniş birlikleri kuruldu. Bu direnişçilerin sayısı 20 bine kadar çıkıyordu. Osmanlı subaylarından, daha önce Balkanlarda görev yapanlar, özellikle Bulgar çeteleriyle savaştıkları için gayri nizami harbi iyi biliyorlardı. Balkanlarda Bulgar çetelerinin Osmanlı’ya yaptığı gerilla savaşını, bu sefer Osmanlı subayları, Trablusgarp’ta İtalyanlara karşı yaptılar. Sonunda İtalya ekonomik çıkarlar uğruna girdiği Trablus’a 100.000 asker yığmak zorunda hissetti ki bu hiç ekonomik değildi.

Savaş boyunca İtalya, Bingazi’den Trablusgarp’a neredeyse sahillerin tümüne çıkarma yaptıysa da sahilden içeri doğru birkaç kilometre bile ilerleyemedi. Trablus’tan sonuç alamayan İtalya, Osmanlı Devletini zorlamak için donanmasının zayıflığından faydalanarak 12 adalara saldırdı. Bundan cesaretlenen Balkan Devletleri de Osmanlı’ya saldıracak, Balkan Savaşları başlayacaktı.

Yaklaşık bir yıl süren Trablusgarp Savaşı, 1912’de Balkan Savaşlarının  başlamasıyla bitecekti. Osmanlı, Balkan Savaşları başlayınca İtalya ile Uşi Antlaşmasını imzaladı. Trablusgarp İtalya’ya bırakıldı. On iki ada da Yunan donanmasına karşı savunamayacağımız için Balkan Savaşları bitimine kadar İtalya’da kalacaktı. (Tabi bilindiği gibi on iki ada bir daha Osmanlı’ya yada Türkiye’ye verilmedi.) Bu anlaşmadan sonra Osmanlı subaylarının çoğu Balkan Savaşları’na katılmak için İstanbul’a dönmüştü. Lakin İtalya’nın Trablusgarp üzerinde tam hakimiyetini kurması sekiz senesini daha alacaktı.

Enver Paşa’nın Giderken Yazdıkları:

İstanbul, 9 Ekim 1911

Bahtsız Trablusu belki de şimdilik kaybettik. Kim bilir, belki de tümden kaybettik. Peki, öyleyse neden gidiyorum oraya? Bütün İslam dünyasına karşı bir vefa borcumu eda etmek, içimizde duyduğumuz bir sorumluluğun gereklerini yerine getirmek için… Bu satırları yola çıkmadan kısa bir süre önce yazıyorum. Yolculuğum büyük bir sır. Sadece birkaç kişinin haberi var bundan. Ne kadar zor ve talihsiz bir görevle karşı karşıyayım.

 

Atatürk Savaş

Trablusgarp’ta iki genç subay: Mustafa Kemal ve Enver

Eğer bu yazıyı sonuna kadar okumuşsanız, sizi aşağıdaki Balkan Savaşları hakkındaki yazıya doğru alalım.

Balkan Savaşları – Türkler İçin Sonuçları Nedir?