Türk Milli Eğitim Sistemimizin Sorunları ve Çözüm Önerileri

2015 yılında yapılan PISA, yani Uluslararası Öğrenci Değerlendirme Programı, Türkiye’nin de içinde bulunduğu 70 ülkenin katılımıyla gerçekleşti. Türkiye bu testten elli ikinci sırada çıktı. Bizden sonra, elli üçüncü sırada Karayip Adalarında bulunan Trinidad ve Tobago adlı bir ülke olduğunu söylersem, herhalde eğitim sistemimizin kimlerle yarıştığını anlatabilirim. Peki eğitim sistemimizdeki problem neydi? Yazımızda buna cevap aramaya çalıştık.

Türk Eğitim Sisteminin Problemleri

1. Okulların Çevre Problemi

Ankara’da örnek olabilecek bir okul: TED Koleji

Eğitim sistemimizin belki de en kolay çözümlenebilecek sorunu, okulların çevresinin iyileştirilmesidir. Dört yanında trafik, korna sesleri, egzoz kokusu… Okulun içi dersen daha berbat: Küçük basık sınıflar, sıkıştırılmış sıralar, sürekli kapısı kilitli sosyal alanlar(kütüphane, müzik odası…) Böyle bir okul anlayışı olamaz. Okul öğrencinin yaşam alanı olmalı. Öğrenci oradan zevk almalı, mutlu olmalı. Oysa bizim okullarımız açık cezaevini anımsatıyor. Öğrencilere gürültü kirliliğinden uzak, yeşil alanlar sunmak zorundayız. Eğitimi sporla destekleyecek, stres atabilecekleri kompleksler kurmak zorundayız.

İyi bir eğitim için, ilk başta öğrenciye okulu sevdirmek gerekiyor. Bu, binayı boya badana yaptırmakla olacak bir şey değil. Daha köklü bir değişim gerekiyor. Okullara olan bakış açısını bütünüyle değiştirmek gerekiyor.

2. Farklı Bir Okul Anlayışı

Devlet okullarından birkaç görüntü..

Neden okulları bir iş yeri gibi kullandığımızı anlayamıyorum. Çok saçma bulduğum bir kural var. Okula, okul saatleri haricinde girmek yasak. Oysa okulda her gün bir nöbetçi öğretmen olsa, mesela akşam sekize kadar okul açık kalsa, öğrenciler ödevlerini orada yapsalar… En azından liseler için yapalım bunu. Liseleri biraz daha özgürleştirelim. Öğrencilere sosyal alan sağlayalım. Neden son ders zili çaldıktan sonra okul kapansın ki. Kütüphanenin, masanın, sıranın, kantinin, çalışmak için gerekli her şeyin olduğu okulu, neden sadece ders saatleri içerisinde kullanalım ki!

3. Ezberci Eğitim

40 dakika ders, 10 dakika mola ile sanki bilgisayara yüklercesine öğrencilere bilgi yüklemeye çalışıyoruz. Bizim eğitim sistemimizde en temel amaç şu: Çok şey öğretmek.

Oysa çok şey öğretmek, öğretmeni de mecburen ezberci eğitime yönlendiriyor. Çünkü öğrencileri birçok farklı alanda çalıştırıp, bilgiyi içselleştirebilecekleri bir zaman ayırmıyoruz. Öğretmen de yüzeysel anlatıp konuyu geçmek zorunda kalıyor. Birçok farklı konuda, birçok farklı bilgiyi öğreterek ne kazanıyoruz ki! Hukuk okuyacak bir çocuğun matematiğin türevini, integralini bilmesi veya tıp okuyacak bir çocuğun tanzimat dönemi sanatçılarının eserlerini bilmesi bize ne kazandırıyor?

Herbert Spencer ‘in bir lafı var:

Çocuğa mümkün olduğunca az şey söylemeli, fakat çok şey keşfettirilmelidir.

4. Ödevlerin Anlamı

Ezberci eğitimin bizim eğitim sistemimizde en gözüken yönü ödevlerde ortaya çıkıyor. Verilen ödevler genellikle tekrara dayalı oluyor. Tabii ki bu durum öğrenciyi sıkıyor. Kim aynı şeyleri tekrarlamaktan sıkılmaz ki.

Oysa ödevler ufuk açıcı olmalı. Öğrenci ödevini yaparken yeni şeyler keşfetmeli. Yeni şeyler keşfetmenin zevkini tatmalı. Ödevler, ancak o zaman öğrenciler için yapılması gereken değil, yapılmasından zevk duyulan bir hale gelir.

Aslında bu anlattıklarımın hepsi öğrencinin mutluluğu ile alakalı şeylerdi. Çünkü bana göre eğitim sistemimizin en büyük sorunu öğrencileri mutlu edemememiz. Başarının mutluluk getirdiğini biliyoruz. Lakin mutluluğun, başarıyı tetiklediğinin pek farkında değilmişiz gibi davranıyoruz.

5. Nitelikli Öğretmen Yetiştirememe

Eğitim sistemimizi düzeltmekte en önemli olan şeylerden biri de nitelikli öğretmenler yetiştirmek. Peki nedir bu nitelikli öğretmen: Araştıran, okuyan, bilgisini sürekli güncel tutan, aynı dersi seneye tekrar anlattığında yeni şeyler ekleyebilen öğretmendir, nitelikli öğretmen. Sadece dersinin konularına değil; öğrenci psikolojisine, ders anlatma tekniklerine vb. işine yarayabilecek birçok şeye hakim olandır.

Çocukların derslerdeki başarısı öğretmenler ile doğrudan alakalıdır. Bir öğretmen en basit şekilde bir öğrencisinin gözlerinin içine baksa ve ona nasılsın dese bile, öğrencinin o dersteki başarısı artacaktır. Bazı çözümler bu kadar basitken, öğretmenlerimize bu niteliği kazandırmak çok zor olmamalı.

6. Özel Sektör Öğretmenleri ve Devlet Memuru Öğretmenler – Paranın Öğretmenliğe Etkisi Nedir?

Öğretmenlik gerçekten kutsal bir meslek ve birçok öğretmenimiz mesleğini müthiş bir özveriyle yapıyor. Buna kendi öğrencilik yıllarımdan şahidim. Lakin aynı özveriyle çalışmayan öğretmenlerin sayısı daha fazla. Öğretmenliğin, tatili çok ve kolay bir meslek olarak görülmesi bu durumda etkili oluyor.

Pek çok öğretmen maaş durumundan şikayetçi olsa da bence paranın nitelikli öğretmen olmakla pek de ilgisi yok. Benim zamanımda dershanede çalışan öğretmenlerimi hatırlıyorum da kendi devlet okulumdaki öğretmenlere göre hepsi daha güler yüzlüydü. Daha ilgililerdi. Dershanede derslere girmek daha cazip geliyordu. Oysa dershane öğretmenleri, memur öğretmenlere göre çok daha az maaş alıyorlardı. Belli ki memur olan öğretmenlerin arkalarına aldıkları devlet güvencesi, özel sektörde çalışan öğretmenlere göre daha rahat davranmalarını sağlıyor. Özel sektörde oluşan rekabet ise öğretmenleri daha iyi olmaya zorluyor.

Sonuç Olarak

Sonuç olarak eğitimde bütünüyle bir paradigma değişikliğine ihtiyacımız var. Öğrencilere okulu sevdirmemiz lazım. Ezberci eğitime karşı durmak için müfredatı azaltmamız lazım. Keşfettirici ve zevkli olan ödev anlayışını oturtmamız lazım. Ve eğitim sisteminin düzelmesinde en önemli görev; nitelikli, işini seven öğretmenler yetiştirmemiz lazım.

Eğitim sistemimizin sorunlarını incelediğimiz yazımızı burada noktalıyoruz. Eğitim sisteminin her 5 senede bir güya köklü değişimi, müfredattaki sorunlar, ders kitaplarının içeriği gibi daha birçok güncel sorun bulunsa da biz daha genel sorunları yazmaya çalıştık. 2019’un aralık ayında açıklanması muhtemel olan PISA sonuçlarında büyük ihtimalle Türkiye’nin sıralamasında önemli bir değişiklik olmayacaktır. Umarız ki eğitim sorunumuza en yakın zamanda gerçekten köklü bir çare bulunur.

İyi dersler arkadaşlar… 

Eğitim sistemi demişken, kamu yönetimi okumak hakkındaki yazımız için buraya tıklayabilirsiniz.