Türkiye 20. Yüzyılda Nasıl Bir Politika İzledi?

20.yy Türkiye için bir sığınma durumunda geçti. Yüzyılın başında, 1914’te Almanlara sığındık. Devlet parçalanmak üzereydi. İngiltere’ye, Fransa’ya hatta Rusya’ya olan ittifak isteğimiz kabul edilmedi. Kendimize göre haklı sebeplerle Almanya ile ittifak olduk. 1. Dünya Savaşında beraber yenildik.

1920-22 arasında onurlu bir mücadele verdik. Vatanımızın sınırlarını kanımızla çizdik. Ne Yunanistan’ın gözü İzmir’de, ne de Türkiye’nin gözü Selanik’te kaldı. Herhalde bin yıl daha değişmeyecek batı sınırlarımız, öylece çizildi.

1923-39 arasında Sovyetler ile iyi ilişkilerimiz vardı. Ama SSCB’nin bizi demir perdeyle sarabileceği kadar ülkemizi onlara bağlamadık.

İkinci Dünya Savaşında tarafsızdık. Ama savaştan önce diplomasiden faydalanarak Hatay’ı ve Boğazlar’ı geri aldık.

Savaş bittiğinde dünyadaki güç odakları tamamen değişmişti. Dünya iki kutuplu bir hale geldi. SSCB ile sınırımız vardı ve Stalin bu sınıra sürekli Sovyet tanklarını yığıyordu.

Böyle bir zamanda ABD’ye sığındık. İki kutup başının da özelliği askeri himaye verdikleri devletlere, kendi ideolojilerini de dayatmalarıydı. Kırk yıl sonra anlaşıldı ki kazanan tarafı seçmiştik.

1950’den, 20.yy’ın sonlarına kadar SSCB’ye karşı ABD himayesindeydik.

Bu konuda ABD ile Türkiye İlişkisinin Tarihi – Dönüm Noktaları adlı makalemizi de okuyabilirsiniz.

21. Yüzyılda Birçok Yeni Güç Dünya Sahnesinde Olacak

Hindistan Uzaya Roket Gönderiyor.

Hindistan Uzaya Roket Gönderiyor.

Şimdi 21.yy’dayız.

Dünya bu yüzyıla soğuk savaş sırasındaki iki kutuplu halden, gücün dağıldığı çok kutuplu bir halde girdi. Ve giderek daha çok devletin askeri güçlerinin birbirine denk olacağı tahmin ediliyor. Sebebi ise kırk yılın üzerinde süren soğuk savaş döneminde ABD ve SSCB’nin birbirlerine karşı silahlanma yarışının, soğuk savaşın bitmesiyle son bulması. Eskiden bu iki devlet birbirlerini tehdit olarak görüp, vergilerinin büyük kısmını silahlanmaya ayırabiliyorlardı. Ancak şimdi belirgin bir tehdidin olmaması, kaynaklarını savunma sanayinden çekmelerini gerektirecek, ordunun küçültülmesini isteyen iç baskıları ortaya çıkarttı.

Bunun tam zıttı olarak da eskiden bu iki kutup başının himayesi altındaki devletlerin, kendi savunma sanayilerini oluşturmaya başlaması oldu.

Böylece soğuk savaş sonrası dünyada, devletler arasındaki askeri güç farkı giderek azalma eğilimine girdi. Bugün Türkiye, NATO’nun ikinci büyük ordusu durumunda. Japonya, Çin birer ekonomik dev. Hindistan düşük maliyetle ürettiği uzay araçlarıyla son yıllarda dünya haberlerinde sıkça yer bulmakta.

Türkiye’nin Farkı

Türkiye’nin bulunduğu coğrafyada diğer ülkelere göre en büyük farkı, tarihi mirası. Tarihinde imparatorluk görmüş bir devlet olarak, İran hariç diğer komşularından ayrılmakta. Bu imparatorluk görme durumunu bir hikaye ile anlatmak mümkün.

Kurdun Dişine Kan Değdi

Koyunlara bakan bir çoban köpeğine yemek vermeyi unuturlar. Köpek açlıktan ölmek üzereyken sahibinin koyunlarından birini yemeyi akıl erdirir. Köpek koyunu bir kere yediğinde, bir daha hep o tadı arar. Sonra aç bırakılmasa da koyunları yemeye başlar. Çünkü bir kere kurdun dişine kan değmiştir ve o tadı bir daha hiç unutmaz.

İmparatorlukta böyledir. Bir kere imparatorluk kuran milletler yine kurmak isteyeceklerdir.