Türklerin Kıyamet Günü: Anıtkabir Soygunu – Kitap İnceleme

Zamanında çok satmış, sonradan kıymeti olmadığı anlaşılınca sahaflara birer ikişer liraya tekrar satılmış, benimde Ankara’daki en ucuz sahaftan 2 liraya aldığım bir kitabı anlatacağım sizlere.

Türklerin Kıyamet Günü: Anıtkabir Soygunu Özeti

İkinci Dünya Savaşı zamanında Alman doktorlar Yahudileri kobay olarak kullanıp, yaptıkları deneylerle genetik biliminde ilerleme sağlarlar. Savaşın sonucunda Almanya yenilince bu acımasız bilimsel araştırmaları da yarıda kalır. Ama Alman doktorlardan biri Güney Amerika Kıtasına kaçmış, kimliğini gizlemiş ve çalışmalarına orada devam etmiştir. Burada sadece bilimsel araştırmalarla zaman geçirmeyen doktor, aynı zamanda kendilerini Alman ırkının dünyayı yönetmesine adamış öğrencilerde yetiştirmiştir. İşte romandaki kötü adam doksanlı yıllarda ölmüş olan bu doktorun en sadık öğrencisidir.

Kötü adam, Amerika’da büyük bir tatil çiftliğine sahiptir. Görünüşte bu çiftlik organik tarım yapılarak müşterilerine doğayla iç içe bir yaşam sunan bir oteldir. Ancak çiftlik, asıl amacı gizlemek için kurulan sahte bir paravandır.

Kötü adamımız burada yürüttüğü genetik bilimi hakkındaki çalışmalarla bir ölüyü tekrar diriltebilir hale gelmiştir. Şimdi dünyayı yönetmek için, dünya siyasetine yön verebilecek bir dehayı diriltmeyi düşünmektedir. Einstein’ı mı diriltsem, Edison’u mu diriltsem diye düşünürken Mustafa Kemal Atatürk’de karar kılar. Sıra Mustafa Kemal Atatürk’ün naaşını Anıtkabir’den çalmaya gelir.

İyiler

Tabi birde kitabın iyi adamları vardır. Çok zeki, çok çalışkan, çok vatansever ve birbirlerine aşık 30’una merdiven dayamış iki Türk… Erkek Milli İstihbarat Teşkilatında ajandır. Kız ise bir fizik mühendisi ve erkeğin sevgilisi olmaktan başka Anıtkabir soygunuyla hiçbir bağlantısı yoktur. Hatta Anıtkabir soyulurken kızımız Uranüs Gezegeninde taş topluyordur.

Plan

Kötü adam planı şöyle yapar: Türkiye’de, sağ-sol, alevi-sunni, Türk-Kürt gibi her türlü ayrılıklara fitne sokulacak, her tarafta bombalar patlayacak, 1 Mayıs işçi bayramında da gerilim en üst noktaya varınca Anıtkabir’de yangın çıkartılacak, itfaiye kılığında gelen kötü adamlar daha önce kopyasını yaptıkları Nusret Albay’ın yardımıyla Atatürk’ün naaş odasına girecek, buradan naaşı çalıp bir denizaltıya götürecek ve açık denizde Atatürk’ün kopyasını yapacaklardır.

Ancak MİT’te çalışan iyi adamımız çok zeki olduğu için bu planı çözmüş ve Atatürk’ün naaşını başka bir yere taşımış, kötü adamları da suç üstü yakalamıştır. Ve Anıtkabir soygunu böylece bitmiştir. Ama kitap devam eder.

Türkiye Uzay Çağında

Meğersem Fizik Profesörü olan kızımızda gizli bir vatansever bilim cemiyetinde araştırmalar yapmaktaymış ve bor madeniyle çalışan Uzay gemisi icat etmiş. Bu gemi, bilimin anlayamadığımız kolaylığıyla 7 günde Uranüs’e gidebilecek kadar hızlıymış. Hatta Uranüs’ten aldığımız toprağı 83. pirinç kasede Atatürk’ün mezar odasına bile cumhurbaşkanı ve genelkurmay başkanı beraber koymuşlar.

Falanlar filanlar işte…