Yavuz Sultan Selim Hakkında Çok Şaşıracağınız 13 İlginç Bilgi

Yavuz Sultan Selim kısa saltanat hayatına çok şey sığdıran, tarihimizin en çok konuşulan padişahlarından biri. Biz de Yavuz Sultan Selim hakkında çok şaşıracağınız 13 ilginç bilgiyi sizler için toparladık.

1. Tahtı Babasından Zorla Aldı

2. Beyazıd Han’ın Bir Portresi 

Yavuz Sultan Selim, dedesi Fatih Sultan Mehmet gibi fetihçi bir politikadan yanayken, babası 2. Beyazıd barışçı bir politikadan yanadır. Babasının doğudaki Safevi tehlikesine bir önlem almaması, Safevi Devletinin desteğiyle Anadolu’da Şahkulu isyanının çıkması ve 2. Beyazıd’ın tahtı oğlu Ahmet’e bırakmak istemesi yüzünden Şehzade Selim isyan eder. Tekirdağ Çorlu’da babasının kuvvetleriyle çarpışan Selim bu savaşta yenilse de, İstanbul’da yeniçerinin Selim’den başkasını padişah olarak tanımayız diye isyan etmesi üzerine padişah olur. Yavuz Sultan Selim’in 8 sene sürecek ve Osmanlı’ya doğunun hükümdarlığını sağlayacak padişahlık hayatı böyle başlar.

2. Yavuz Lakabı ve Yavuz Sultan Selim Hakkında Çıkan Atasözü

Yavuz; güçlü, sert, çetin anlamlarına gelir. Yavuz Sultan Selim de güçlü, cengaver ve otoriter bir padişahtır. Astığı astık, kestiği kestiktir. Vezirlerinin en ufak hatalarını bile bağışlamaz, kellelerini alır. Bu yüzden onun zamanında Sultan Selime vezir olasın, diye bir beddua bile çıkar. Yavuz lakabı da kendisine bu yüzden verilir.

3. Er Olan Benimle Gelsin – İsyan Eden Askerleri Yola Getirmesi

Yavuz Sultan Selim, doğuda Safevi Devleti’ne sefere çıkmıştır. Şah İsmail’in adamları, Osmanlı Ordusunun geçeceği güzergahtaki su kuyularını zehirler. Besin maddelerini yağma eder. Ordu açlık ve susuzluktan zorluk çekmeye başlayınca askerler geri dönmek ister. Yeniçeriler, padişah çadırını kuşatıp isyan eder. Bir yeniçerinin padişah çadırına, yani Otağ-ı Hümayun’a ok atmasıyla Yavuz Sultan Selim dışarı fırlar. İsyancı askerlerin arasına dalar. Askeri heyecanlandıran bir nutuk attıktan sonra sözünü er olanın kendisiyle kalmasını, gerekirse savaşa tek başına da gideceğini söyleyerek bitirir. Van’ın Çaldıran bölgesinde gerçekleşen savaşta Osmanlı Devleti, kendisine doğunun kapısını açacak savaşı böylece kazanır.

4. Kanlı Bir Otorite – Celali İsyanları Yavuz Döneminde Başladı

Safevi Devleti 1514 yılında Çaldıran Savaşı’nda büyük bir yenilgi almıştır. Yozgat’ta Şeyh Celal adında biri Safevi Devletinin desteği ile büyük bir isyan çıkarır. İsyan kızılbaş diye tarif edilen aleviler arasında hızla yayılır.

Safeviler doğuya yaptığı seferlerle Safevi Devletini zor duruma düşüren Yavuz’a, Anadolu’daki kendilerine dini bakımdan yakın olanları isyan ettirerek cevap verirler. Anadolu’da, Yozgat merkezli Şeyh Celal’in çıkardığı isyanın, Yavuz tarafından kanlı bir şekilde bastırıldığı iddiası bugün bile gündeme gelmektedir.

5. Hazineye Vurulan Yavuz Sultan Selim Mührü

Doğuya yaptığı seferler, özellikle de Mısır Seferi ile Osmanlı Hazinesini ağzına kadar dolduran Yavuz Sultan Selim şöyle ferman eder:

Benim altınla doldurduğum hazineyi, torunlarımdan her kim doldurabilirse kendi mühürü ile mühürlesin, aksi halde hazine-i humayun benim mühürümle mühürlensin.

Ardından gelecek hiçbir padişah Topkapı Sarayındaki hazineyi tekrar ağzına kadar dolduramadığından, hazine Osmanlı Devleti’nin son zamanlarına kadar hep Yavuz’un mührü ile mühürlenmiştir.

6. Halifeliğin Osmanlı’ya Geçmesi

Yavuz Sultan Selim Zamanında Getirilen Kutsal Emanetlerden Biri: Peygamber Hırkası

Halifelik Hz. Muhammed öldüğünden beri tartışmalı bir kurum olagelmiştir. Halifelik, tüm islam dünyasının siyasi liderliği anlamına gelir. Peygamberin en yakınları olan 4 Halife döneminden sonra, halifelik Emeviler’e geçer. Emeviler’de babadan oğula geçmeye başlayan hilafet makamı, daha sonra Abbasiler’e geçtiğinde de aynı şekilde devam eder. 1258 yılında Bağdat’ta bulunan Abbasi Halifesi Moğol Hükümdarı Hülagu tarafından öldürülür. Bunun üzerine 3 senelik bir kesintiden sonra Memlukler Abbasi soyundan birini getirip tekrar halifeliği kurar.

Yaptığı Mısır Seferi ile Memluklüler’i, Mercidabık Meydan Savaşı’nda yenip, Suriye’yi ele geçiren Yavuz Sultan Selim, Abbasi Halifesi ile görüşmüş, halifelik sembolleri olan kutsal emanetleri alıp İstanbul’a götürmüştür. İslam dünyasında halifeliğin Osmanlı Devleti’ne geçmesi bu şekilde olmuştur.

7. Peygamber Önümde Yürürken – Çölü Geçmek

Yavuz Sultan Selim Mercidabık Meydan Savaşından sonra Mısır’a saldırmak için yola çıkar. Çölde 13 gün boyunca sürecek yolculukta bir rivayete göre en önde giden Yavuz Sultan Selim atından iner ve yürümeye başlar. Bir müddet sonra, zaten zorlu geçen yolculukta padişahı binmediği için kendileri de ata binemeyen askerler şikayete başlar. Yavuz’un en yakın adamlarından Hasan Can sonunda dayanamayıp, neden yürüyerek gittiğini sorunca, Yavuz; önümde peygamber yürürken ben nasıl ata bineyim, der.

8. İbn-ül Arabi’nin Yavuz Sultan Selim Hakkındaki Kehaneti

Mercidabık zaferinden sonra Suriye’yi ele geçiren Yavuz Sultan Selim, Şam’da İbnül Arabi’nin mezarını buldurtur. İbn-ül Arabi vahdeti vucüd fikrini savunan, bu yüzden bazılarınca Şeyh-i Ekber(Şeyhlerin En Büyüğü), bazılarınca da Şeyh-i Ekfer(Kafirlerin Şeyhi) olarak anılan birisidir.

Fikirlerinden dolayı islam devleti tarafından işkence edilerek öldürülen İbn-ül Arabi’nin asılırken, sizin Allah’ınız benim ayaklarımın altındadır, dediği ve daha sonra orayı kazdıklarında hazine çıktığı rivayet edilir.

Osmanlı Devleti henüz kurulmadığı zamanlarda yaşamış olan İbn-ül Arabi’nin, Yavuz Sultan Selim hakkında da kehanette bulunduğu yine tarihin dedikoduları arasındadır. Rivayete göre İbn-ül Arabi; sin, şin’e girdiği zaman benim mezarım ortaya çıkacak demiştir. Rivayete göre sin, Selim’i; şin’in ise Şam’ı işaret eder. Böylece Selim, Şam’a girdiği zaman İbn-ül Arabi’nin mezarının ortaya çıkacağı, yüzlerce yıl önce İbn-ül Arabi tarafından söylenmiş olduğu dile getirilir.

Fatih Sultan Mehmet’in de İstanbul’da Eyüp Sultan’ın kabrini bulması ile torunu Yavuz Sultan Selim’in Şam’da İbn-ül Arabi’nin mezarını bulması olayı arasındaki benzerlik ise dikkat çekicidir.

9. Oğluna Söylediği Laf: Bre Süleyman, anana ne bıraktın! Sen böyle giyinirsen, anan ne giysin

Yavuz, şatafatı sevmeyen bir padişahtır. Hatta bugün Topkapı Sarayında sergilenen padişah kıyafetleri içerisinde en basit, en sade olanları kendisine aittir. Anlatılanlara göre Mısır Seferi sonrasında Yavuz Sultan Selim, İstanbul’a geri dönerken yolda oğlu Süleyman babasını tebrik için beklemektedir.

Yavuz Sultan Selim, kendisini şatafatlı elbiseler ve ziynet eşyaları içerisinde karşılayan oğlu Süleyman’ı görünce şöyle dediği rivayet edilir:

Bre Süleyman, anana ne bıraktın! Sen böyle giyinirsen, anan ne giysin!

Doğruluğu kesin olmamakla birlikte, Yavuz ve oğlu Kanuni Sultan Süleyman’ın arasındaki farkı anlatması açısından meşhur bir rivayettir.

10. Sır Saklamayı Bilir Misin?

Yavuz Sultan Selim, dedesi Fatih Sultan Mehmet gibi sefere çıkınca ordunun nereye gideceğini kimseye söylemez. Vezirlerden biri ısrarla Yavuz’a seferin nereye olduğunu sorunca Yavuz vezirine;

Sen sır saklamayı bilir misin? diye sorar.

Vezir; evet, deyince Yavuz’da şöyle cevap verir:

Ben de bilirim.

11. Yavuz’un Kaftanına Sıçrayan Çamur

Yavuz Sultan Selim’in Kaftanı

Yavuz Sultan Selim Mısır’a yaptığı seferden dönmektedir. Dün yağan yağmurdan her yer çamur olmuştur. Bir ara yanında bulunan ilim adamlarından İbn-i Kemal’in atının ayağından koca bir çamur kütlesi Yavuz’un kaftanına sıçrar. Hem atı Yavuz’un atını geçtiğinden, hem de çamur sıçrattığından dolayı herkes padişahın İbn-i Kemal’e ne yapacağını beklemektedir. Yavuz ise kendisine yeni bir kaftan getirilmesini söyler. Ve şöyle devam eder:

Âlimlerin atının ayağından sıçrayan çamur benim indimde muhteremdir. Ben öldüğüm zaman bu kaftanımı, kefenimle beraber sarın.

12. Yavuz Sultan Selim Kulağına Küpe Takar Mıydı?

Çoğumuzun Yavuz Sultan Selim’e ait sandığı bu resim, aslında Şah İsmail’e aittir. Başındaki kızıl börk ve taç resmin Şah İsmail’e ait olduğunu kanıtlarken, boynundaki inci küpelerde Yavuz’un takmayacağı bir süstür.

Yavuz Sultan Selim’in kulağına küpe takıp takmadığı kesin olmayan bir mevzudur. Lakin küpe taktığı hakkında bir söylenti, bu söylentinin arkasında da bir hikaye vardır. Söylentiye göre Yavuz Sultan Selim, Memlukleri yenip, Mısır’ı ele geçirdiğinde, sokaklarda üstü başı perişan haldeyken kulağında küpe olan insanları görür. Bu insanların neden küpe taktığını sorunca; köle olduklarını belli etmek için, cevabını alır. Söylentiye göre Yavuz Sultan Selim;

Biz de Allah’ın kölesiyiz, diyerek ondan sonra küpe takmaya başlar.

Başka bir rivayete göre ise Yavuz, Mısır’dayken Kahire Camisi’ne girince insanlar ona Hakimü’l-haremeyn (Mekke ve Medine’nin Hakimi) ünvanını verirler. Lakin Yavuz; ben olsam olsam Hadimü’l-haremeyn (Mekke ve Medine’nin hademesi) olabilirim, der. Küpeyi de hademeliği, köleliği belli olsun diye takar.

13. Sanma Şah’ım Sen Herkesi – Şah İsmail ile Satranç Oynaması

Rivayete göre Yavuz Sultan Selim şehzadeliği zamanında Trabzon’da bulunurken, derviş kılığına girip Tebriz’e gider. Orada satrançta herkesi yenerek ünü Şah İsmail’e ulaşır. Satrancı çok seven Şah İsmail, bu dervişi sarayına satranç oynamaya davet eder. Derviş kılığındaki Selim satrancı kazanınca, Şah İsmail dervişe bir tokat atar. Sonra da değerli bir mücevher verip, dervişi gönderir.

Bu tokadı unutmayan Yavuz Sultan Selim, Çaldıran Savaşı’ndan sonra Şah İsmail’e bir mektup gönderir ve sonuna da şöyle ekler:

Atacaksan tokadı, böyle atacaksın.

İşte Yavuz’un o meşhur şiirini de, o tokadı yediği zaman yazdığı söylenir.

Sanma Şah’ım sen herkesi sadıkane yar olur

Herkesi sen dost mu sandın, belki ol ağyâr olur

Sâdıkâne belki ol bu âlemde dildâr olur

Yâr olur, ağyâr olur, dildâr olur, serdâr olur

Şiirde Yavuz, Şah İsmail’e herkesi dost sanmamasını, dost sandıklarının belki düşman, belki alemde sözü geçen biri, belki bir serdar, yani hükümdar olabileceğini söyler. Yavuz, Şah İsmail’e bu şiirle karşısındaki derviş kılığındaki bu adamın, belki alemlere serdar olabileceğini söylemiştir.