Yavuz Sultan Selim Kimdir? İsyanlar ve Savaşlar

Yavuz Sultan Selim Kimdir? (I. Selim)

Yavuz Sultan Selim Kimdir? Yeniçeri isyanıyla tahtın sahibi olacak Yavuz Sultan Selim, sekiz senelik sultanlığında büyük işler başaracak, kendisinden sekiz senede seksen senelik işi başardı diye bahsedilecektir. Bu büyük sultanın hayatını kısaca makalemizde derledik.

Yavuz Sultan Selim’in Tahta Çıkışı

Fatih Sultan Mehmet’in oğlu olan Beyazıd sofu karakterli bir insandır. Hatta bu yüzden Beyazıd-ı Veli olarak da adlandırılmaktadır. Beyazıd tahttan çekilip, yerine oğlu Ahmet’i geçirmek ister. Bunu öğrenen diğer oğul Şehzade Selim, topladığı kuvvetlerle 1511 yılında, babasının kuvvetlerinin bulunduğu Çorlu’da savaşa girer. Şehzade Selim bu savaşta yenilir. Bu sırada da İstanbul’a çağrılan Şehzade Ahmet padişah ilan edilir.Selim için her şeyin bittiği anda, İstanbul’da yeniçeri isyan ederek, Selim’den başkasını padişah tanımayacağını bildirir. İsyanın sonucunda tahtı Selim’e bırakmak zorunda kalan Sultan Beyazıd, sürgüne gönderildiği Dimetoka’ya giderken şüpheli bir şekilde ölür. Daha sonra 1. Selim kardeşlerini de öldürecek ve taht yolunda kendine rakip bırakmayacaktır.

Yavuz Sultan Selim’in Çadırına Ok Atılması

Yavuz cesur, güçlü ve acımasız bir padişahtır. Zaten yavuz lakabı da kendine bu yüzden verilmiştir. Vezirlerini hata yaptıkları zaman öldürtmesi sebebiyle,  Sultan Selime vezir olasın diye bir beddua hala ününü korur. Böyle sert bir otoriteye bile yeniçeri, Çaldıran Savaşı’na giderken isyan etmiştir.

İsyanın sebebi, bozkırda yiyecek içecek zorluğu bulunması, Şah İsmail’in adamlarının su kuyularını zehirlemesi, yolculuğun giderek daha zorlu hale gelmesiydi. Üstelik Şah İsmail Anadolu’da sevilen sayılan bir liderdi. Daha üç sene önce 1511’de, Anadolu’da, Sultan Beyazıd zamanında Şah Kulu isyanı çıkmıştı.

İsyancı askerler Otağ-ı Hümayun’u yani padişah çadırını kuşatır. Çadıra ok atılmaya başlanması üzerine Yavuz Sultan Selim kalabalığın içine girer ve orada müthiş bir nutuk atar. En sonunda, er olanın kendisiyle kalmasını, gerekirse savaşa tek başına da gideceğini söyler. Bunun üzerine askerin morali yükselir. Bugün Van sınırları içerisinde bulunan Çaldıran’da büyük bir meydan savaşı gerçekleşir ve savaşı Osmanlı Devleti kazanır.

Yavuz Sultan Selim Zamanında Başlayan Celali İsyanları

Daha sonra Anadolu’da çıkacak benzer isyanlara da adını veren Celali İsyanları’nın ilki Yavuz Sultan Selim zamanında ortaya çıktı. Anadolu’da özellikle alevilerin yada Osmanlı’daki adıyla kızılbaşların desteklediği, Yozgat merkezli Şeyh Celal’in çıkardığı isyan, Yavuz tarafından kanlı bir şekilde bastırıldı. Yavuz Sultan Selim’in bugün hala Türkiye’de alevi kesim tarafından sevilmemesinin yegane kaynağı bu durumdur.

Mercidabık ve Ridaniye Meydan Savaşları ve Halifeliğin Osmanlı’ya Geçişi

Memluklüler’i, Mercidabık Meydan Savaşı’nda yenip, Suriye’yi ele geçiren Yavuz Sultan Selim, burada Abbasi Halifesi ile görüşmüş, halifelik sembolleri olan kutsal emanetleri alıp İstanbul’a götürmüş, böylece halifelik Osmanlı’ya geçmiştir.

Daha sonra ise 13 günde çölü geçerek Mısır’da, Ridaniye Meydan Savaşı’nda Memluk Devleti’ni ortadan kaldırmıştır. Son Memluk Sultanı Tomanbay’ı önce esir etmiş, ancak Mısır Halkı’nın Tomanbay lehindeki gösterileri, onu idam ettirmesine neden olmuştur. Tomanbay’ın cenazesi hükümdarlara özgü bir şekilde kaldırılmıştır.

İbnül Arabi’nin Mezarı’nın Bulunması

İbnül Arabi

İbnül Arabi’yi temsil eden resim

Mercidabık zaferinden sonra Suriye’yi ele geçiren Yavuz Sultan Selim, Şam’da İbnül Arabi’nin mezarını buldurtur. İbnül Arabi vahdeti vucüd fikrini savunan, bu yüzden bazılarınca Şeyh-i Ekber(Şeyhlerin En Büyüğü), bazılarınca da Şeyh-i Ekfer(Kafirlerin Şeyhi) olarak anılan birisidir. Daha sonra İbnül Arabi hakkında sin, şin’e girdiği zaman benim mezarım ortaya çıkacak dediği ve sin’in Selim, şin’in Şam’ı işaret ettiği gibi efsaneler ortaya çıkacaktır. Yavuz’un dedesi Fatih Sultan Mehmet’in de İstanbul’da Eyüp Sultan’ın kabrini bulması iki olay arasındaki benzerlik açısından dikkat çekicidir.

Anan Ne Giysin

Yavuz Sultan Selim’in, Mısır Seferi sonrası İstanbul’a geri dönerken kendisini karşılayan, şatafatlı giysiler içindeki oğlu Süleyman’a(Kanuni), oğlum sen böyle giyinirsen, anan ne giysin dediği rivayet edilmektedir. Doğruluğu kesin olmamakla birlikte, Yavuz ve oğlu arasındaki farkı anlatmak açısından meşhur bir rivayettir.

Hazineye Yavuz Sultan Selim Mührü

Doğuya yaptığı seferler ile hazineyi sonuna kadar dolduran Yavuz Sultan Selim şöyle ferman eder:

Benim altınla doldurduğum hazineyi, torunlarımdan her kim doldurabilirse kendi mühürü ile mühürlesin, aksi halde hazine-i humayun benim mühürümle mühürlensin.

Ardından gelecek hiçbir padişah Topkapı Sarayındaki hazineyi tekrar dolduramadığından, hazine hep Yavuz’un mührü ile mühürlenmiştir.

Yavuz Sultan Selim’in Ölümü

Osmanlı tahtında Yavuz gibi birisine çok az rastlanır. O şatafatı, lüksü sevmez, sadelikten hoşlanır. Bugün Topkapı’da sergilenen padişah giysilerinden en sade olanları ona aittir. Cariyelerle dolu sarayda ömür tüketmez, tek evlilik yapmıştır. Öldüğünde de tek oğlu vardır. Yavuz, sürekli sefere çıkmış, savaşçı bir padişahtır. Babası Beyazıd gibi sofu değil, dedesi Fatih Sultan Mehmet gibi cengaver bir adamdır. Baskıcı, sert, öfkeli olması otorite kurmasını sağlamıştır. Zamanında doğuya yaptığı seferler ile devletin hazinesini doldurmuş ve israf sayılacak harcamalarda bulunmamıştır. Pala bıyıkları, görüntüsüne daha da haşin bir hal katar. O tam da zamanının ihtiyaç duyduğu bir karizmatik liderdir.

Yavuz Sultan Selim zamanında Osmanlı toprakları iki buçuk kat arttı. Doğuda Safevi tehlikesi sindirildi. Memluk Devleti ortadan kaldırıldı. Halifelik ve kutsal emanetler Osmanlı Devleti’nin eline geçti. Suriye, Filistin, Diyarbakır, Arap Yarımadası, Mısır, Yemen, Habeşistan, Bağdat, Kızıl Deniz ticaret yolu Osmanlı hakimiyetine girdi.

Ancak Yavuz Sultan Selim’in sultanlık hayatı sekiz sene sürebildi. Bu sekiz senede Çaldiran, Mercidabık ve Ridaniye Meydan Muhaberelerini (1514-1516-1517) kazandı. Devletin doğusundaki Safevi tehlikesini bertaraf etti. Şirpençe denilen sırtındaki çıban yüzünden 52 yaşında, 1520 yılında vefat etti. Yerine tek oğlu Süleyman(Kanuni) geçti.